‘Adrese dayalı kayıt sistemi sorun çözücü değil artırıcıdır’

‘Adrese dayalı kayıt sistemi sorun çözücü değil artırıcıdır’

Eğitim Sen Mersin Şubesi, TEOG’un yerine getirilen adrese dayalı kayıt sisteminin sorun çözücü değil artırıcı olduğunu belirtti.

Turan DAL
Mersin

Eğitim Sen Mersin Şubesi, temel eğitimden ortaöğretime geçişte uygulanan sistemin değişmesine ilişkin basın toplantısı düzenledi. Toplantıda konuşan Şube Sekreteri İsmail Usluoğlu, değişen sınav sistemi ile ilgili Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz’ın ‘Nitelikli Okul’-’Niteliksiz Okul’ tanımlamasını skandal olarak yorumladı. ‘Sınav kalktı’ gibi söylemlerin bir kandırmacadan ibaret olduğunu söyleyen Usluoğlu, “Adrese dayalı kayıt sistemi sorun çözücü değil, sorun arttırıcıdır” dedi.

Milli Eğitim Bakanlığı tarafından milyonlarca öğrenciyi ilgilendiren temel eğitimden ortaöğretime geçişte uygulanan sistemin değiştirilmesi, beraberinde tepkileri de getirdi. Eğitim Sen Mersin Şubesi ‘TEOG’un kaldırılıp yerine getirilen yeni sisteme ilişkin basın açıklaması düzenledi. Şube binasında gerçekleştirilen etkinlikte açıklamayı Şube Sekreteri İsmail Usluoğlu yaptı.

‘AÇIKLANANIN AKSİNE TEMEL EĞİTİMDEN ORTAÖĞRETİME GEÇİŞTE SINAV KALKMAMIŞTIR’

TEOG sınavının kaldırılması ile ilgili tartışmalar yaklaşık iki aydır sadece sınava girecek öğrenciler ve velilerinin gündemini değil, tüm yurttaşların gündemini de işgal ettiğini kaydederek konuşmasına başlayan Usluoğlu, “5 Kasım 2017 tarihinde Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz, TEOG yerine getirilen yeni sistemi açıklayarak zaten karışık olan zihinleri daha da karıştırmış, öğrenci ve velilerde oluşan kaygıları büsbütün arttırmıştır” diye konuştu. ‘Sınav Kalktı’ söylemi bir kandırmaca olduğunu kaydeden Usluoğlu, “Açıklananın aksine temel eğitimden ortaöğretime geçişte sınav kalkmamıştır. Öğrencilerin önemli bir bölümü Haziran ayında yapılacak olan sınava katılacaktır. Doğal olarak Bakan Yılmaz’ın TEOG’un kaldırılmasına gerekçe olarak sunduğu ‘okul dışı kaynaklara yönelmenin beliğin bir şekilde artması kaçınılmazdır. Çünkü sınavla öğrenci alan okul sayısının azalması bu okullara girmek için daha yüksek puan almayı zorunlu hale getireceği için kurs, etüt ve özel derse yönelim daha da fazla olacaktır” dedi.

‘ADRESE DAYALI KAYIT SİSTEMİ SORUN ÇÖZÜCÜ DEĞİL ARTIRICIDIR’

Adrese dayalı kayıt sisteminin eğitim sistemindeki sorunlara çözücü değil aksine arttırıcı etkide bulunacağını dile getiren Usluoğlu, “Öncelikle belirtmek gerekir ki her öğrencinin istediği okula gitmesi en doğal hakkı olmalıdır. Sınavsız ve her öğrencinin istediği okulda eğitim alması savunulması gereken en temel yaklaşım olmalıdır. Adrese dayalı bir sistemin öncelikle öğrencilerin seçme hakkını kısıtlamakta, öğrencileri sadece oturduğu mahalle ya da eğitim bölgesine hapsetmektedir. Semtlerin ekonomik ve sosyal farklılıkları ve eşitsizlikleri okullara da kaçınılmaz olarak yansımaktadır. Okulların teknolojik donanımlarından, öğrencilere yönelik olarak sunulan olanaklara, velilerin okul yaşantısına katkısına kadar pek çok alanda bu farklılıkları ve eşitsizlikleri görmek mümkündür. Sanki tüm okullar eşit ve aynı olanaklara sahipmiş gibi bir ön kabul ile öğrencileri kendi bölgelerinde/mahallelerinde bulunan okullara gitmeyi zorlamak sınıfsal eşitsizliklerin devamını ve öğrencilerin ait olduğu toplumsal sınıfa göre eğitim almaya zorlamak anlamına gelecektir. Bu durum pek çok velinin öğrencinin gitmesini istediği okulların bulunduğu bölgeye taşınması veya adresini taşımasına neden olacaktır ki bu durumun yaratacağı sosyal ve ekonomik sorunlar oldukça ciddi sonuçlar üretecektir” ifadelerini kullandı.

‘İMAM HATİPLERE YÖNLENDİRMEYİ TEMEL ALMAKTADIR’

“Pek çok bölgede seçilebilecek 5 okulun bile bulunmaması zorunlu olarak öğrencilerin istemeseler bile bazı okullara gitmelerini zorlamak anlamına gelecektir” diyen Usluoğlu, “Bahsi geçen 5 okul büyük şehirlerde büyük olasılıkla 1 İmam Hatip Lisesi, 2 Meslek Lisesi, 2 Anadolu Lisesi şeklinde olacaktır. Okul başarı puanı düşük olanlar Meslek Lisesine, daha da düşük olanlar İmam Hatip Liselerine (İHL) yerleştirilecektir. Böylece temel eğitimden ortaöğretime geçişte öğrencilerin en az yüzde 25’inin İHL’ye yerleşmesi garanti altına alınacaktır. TEOG sürecinde İHL’ye yerleşme oranının yüzde 11-12 civarında olduğu dikkate alındığında, benimsenen modelin kontenjanlarının ancak yüzde 65’ini doldurabilen İHL’lere yönlendirmeyi temel aldığı açıktır. Bu durum öğrenci, tercih, ilgi ve yeteneklerine göre eğitim alma hakkını ortadan kaldırmaktadır” dedi.

‘ÖĞRETMENLER ÜZERİNDE OLUMSUZ ETKİLER YARATACAKTIR’

“Bakan Yılmaz’ın yeni sistemi açıklarken ‘nitelikli okul’, ‘niteliksiz okul’ ayrımı yapması büyük bir skandaldır ve kabul edilmesi mümkün değildir” diye belirten Usluoğlu konuşmasında son olarak şu ifadelere yer verdi: “İlk kez bir Milli Eğitim Bakanı, bütün okulların niteliğinden sorumlu olduğunu bile bile devlet okullarına yönelik olarak böylesine tepki çeken bir açıklama yapmıştır. Bakan Yılmaz’ın bu söyleminin, ‘Nitelikli okul’ listesine dahil olmayan okulların öğrencileri ve öğretmenlerinin üzerinde yaratacağı olumsuz etkilerin ne kadar yoğun olacağı açıktır.” 
 

www.evrensel.net