‘Sarı çizgi’yi geçen işçi direnişe giden yolu anlattı

‘Sarı çizgi’yi geçen işçi direnişe giden yolu anlattı

Paşabahçe’ye üretim yapan Kluh destek işçisi Hasan Yazıcı direnişe nasıl katıldığını Evrensel’e anlattı.

Uğur ZENGİN
İstanbul

Fabrika kapısının birkaç metre ötesinde boydan boya metrelerce sarı çizgi çizilmiş. Fabrikadan çıkıp o sarı çizgiyi geçen direniştekilerden oluyor. Bu yüzden ısınmak için yakılan ateş, atılan slogan, okunan gazete, içilen çorba en fazla sarı çizginin üstüne kadar geliyor. Tuzla’da kurulu Paşabahçe AŞ’ye üretim yapan Kluh Destek işçilerinin durumu böyle. Türk-İş’e bağlı Çimse-İş’e üye oldular ve kendilerine sorulmadan imzalanan toplu iş sözleşmesini kabul etmediler. Bir kısmı patron baskısıyla üretime zorlandı, bir kısmı ise zaten çoktan sarı çizginin diğer tarafında kaldı.

18’inde bu fabrikada çalışmaya başlayan 29 yaşındaki Hasan Yazıcı bu çizgiyi nasıl geçti? Sedyeyle. Neler yaşadığını şöyle anlattı: “Mola saatinde yukarıdan (yönetimden) ikaz telefonu aldım. ‘O sarı çizgiyi geçersen sen de onlardan olursun’ dediler. Öyle bir çizgi yok bir kere. İnsan çizgisi var. Sınır değil yani. Bu nedenle psikolojik bir çöküntü yaşadım. Öğle paydosundan çıkmadan önce, içerideki bakışlarıyla (yönetimden bahsediyor) bizi yıktılar. Komik bakıyorlardı açıkçası. Arkadaşlarımız burada sabahtan beri üşüyorlar, aç susuz. Bunun da ayrı bir baskısı var. Arkadaşlar her türlü ılımlı şeyi söylüyorlar, oturalım masaya çözelim bu işi diyorlar. Barışçıl her şeyi yapıyorlar. Ama karşı taraftan en ufak bir adım atılmıyor. Öğle paydosunda kartımı bastım, çıktım. ‘Arkadaşlarım bu haldeyken yemek yiyemem’ dedim. Senelerden beri emeğimi paylaştığım insanlar. Onlara doğru yaklaşırken baskıyı, çevreden de diğerlerinin beni gözlediklerini, ‘O çizgiyi geçecek mi acaba? Neden bu insanların yanına gidiyor?’ dediklerini hissettim. O ağırlık vardı üzerimde. Karşı taraftaki arkadaşlarımın çırpınışlarını görünce -diyorum ya biz bir tane zeytini paylaşmış insanız- hain muamelesi görmeleri zoruma gitti. Ondan sonra fenalaştım, gözümü hastanede açtım. Sinirlerim bozulmuş, tansiyonum düşmüş, halsizlik… Sinir krizi geçirdim.”

Hasan Yazıcı-Kluh Direnişi
Direnişe katılan Kluh işçisi Hasan Yazıcı: Ekmeğimi paylaştığım insanlarla aynı yerde durmaktan her zaman gurur duyuyorum.

BURADA OLMAK NASIL BİR ŞEY?

Yaşadıklarını anlatırken hâlâ titriyor. Hastaneden çıkıp çizginin bu tarafına, direniştekilerin yanına gelmiş. “Burada olmak nasıl bir şey?” diye soruyoruz. “Gecemi gündüzümü verdiğim, ekmeğimi paylaştığım insanlarla aynı yerde durmaktan her zaman gurur duyuyorum” diyor, “Bundan dolayı işten atılsam da benim alnım ak. Affedersiniz kötü bir şey yapmadım. Hırsızlık yapmadım gasbetmedim. Terörist muamelesi görmek benim zoruma gidiyor.”

‘BİZ İŞÇİLER EMEĞİMİZİN PEŞİNDEYİZ’

- İçeride çalışanlar neden gelmiyor?
- Korkuları var, tehdit var. İş bulamayacaklarını düşünüyorlar. Benim dışımda 2 arkadaşım da sinir krizi geçirdi, hastaneye kaldırdılar.
- İşten atılan kişiler arasında değilsin sanırım.
- Değilim. Ama muhtemelen atılırım. İçeridekiler de atılacak. Yarın öbür gün çizginin fabrikanın tarafında olup da atılmayacak insan yok. Sadece kullanıyorlar. İşçi getiriyor, sen onu eğiteceksin, o yarın senin yerine geçecek. Direnişteki insanlar fabrikanın kapanmasını da istemiyor. Tazminat peşinde de değiller. Emeğimizin peşindeyiz. Verilen emek çok düşük piyasaya göre. 11 yıllık işçi 2 bin 200 lira alıyor. Kapıdan yeni bir işçi girsin 2 bin alıyor. 200 lira mı fark? Bunlardan bıktık artık, sendika gelsin belki bir şey olur dedik.
- Sendikalaşma nasıl oldu?
- Gizli yaptık. Yüzde 50’ye gelene kadar gizliydi. Belli sayıyı bulunca açıktan yaptık. Her yerde böyle yapılmıştır. Neden? Çünkü ülkemizde demokrasi yok. İşçiye saygı yok. Devlet ‘Bu iş yasal, özgürsünüz’ diyor ama işveren bunu kabul etmiyor. Demokratik deniyor bu işletme için ama hiçbir demokratik  uygulama yok. Daha önce İş Bankasının binasına (fabrikanın yanında bulunuyor) gidiyorduk yemek yemek için, beyaz yakalılar üstten giriyordu, işçiler olarak yasak olan acil çıkış kapılarından giriyorduk.

Kluh Direnişi
Direnişteki Kluh işçileri, gündemi
Evrensel'den takip ediyor.

İŞÇİNİN ONAYI ALINMADAN TİS İMZALANINCA...

Sendikalaşma temmuz ayında olmuş. Ardından toplu iş sözleşmesi. Ama burada işçilere söz hakkı verilmeyince işçiler bu iş böyle olmaz demiş. Şöyle anlatıyor: “Biz ne kadar istediğimizi söyledik. Makul şeyler istedik. Yüzde 30-35 arasında bir zam istedik. Toplantıda temsilcilerimiz, sendikanın bizim istediğimiz zammın altına imza atacağını düşünerek toplantıyı terk ediyorlar. Sendika da kafasına göre imzalıyor. Onlar yüzde 12’lerden anlaşmışlar. Yarı yarıya. Bizim dışımızda oluyor bu olay. Bizim istediğimiz rakamlar belli. Bizim dışımızdaki komik rakamlara bizi satıyor. Sendika bizi hiçbir şekilde kale almadı. ‘Uzlaşalım, masaya oturun’ dedik. Yok! Sendika başkanı geldi, ‘Sizi umursamıyorum, muhatabım değilsiniz’ dedi. Biraz hırpalandı burada o yüzden, hak etti de.”

EN BEĞENİLEN ELEMANDI

29 yaşındaki Hasan Yazıcı, 2006’dan beri Kluh Destek’te çalışıyor. Lise bitince artık sigortalı iş lazımmış. “Geldiğim gün kendimi iyi ifade ettim demek ki işe başlattılar” diyor, iyi işçi olduğunu anlatmaya koyuluyor: “Çeşitli belgelerim de var. En beğenilen eleman gibi. Primlerde mevcut. En ufak bir düşüklük olmamıştır. Hep fazlası vardır.”

www.evrensel.net