Prof. Dr. Gençay Gürsoy: Öcalan’la görüşme gerilimi düşürür

Prof. Dr. Gençay Gürsoy: Öcalan’la görüşme gerilimi düşürür

Prof. Dr. Gençay Gürsoy, Öcalan’la tekrardan görüşmelerin yapılmasının Türkiye’deki gerilimi düşürebileceğini söyledi. 

İmralı Yüksek Güvenlikli F Tipi Kapalı Cezaevi’nde 15 Şubat 1999’dan bu yana tutuklu bulunan PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın son günlerde güvenlik ve sağlık koşullarına ilişkin tartışmalar toplumda endişe yaratıyor. İmralı’da devam eden görüşme yasağı ise tepkilere neden oluyor. Mezopotamya Ajansı’na konuşan Prof. Dr. Gençay Gürsoy, Öcalan’ın üzerindeki tecridin kimliğinden bağımsız olmadığına dikkat çekerek, tecridin, insan haklarına, ulusal ve uluslararası hukuki çerçeveye uymadığını söyledi. 

‘TECRİT AÇIKLANMASI GÜÇ BİR DURUM’

Öcalan’ın, Kürt halkının önemli bir bölümünün iradesi olarak kabul ettiği bir kimlik olduğunu hatırlatan Gürsoy, “Sadece Abdullah Öcalan’ın değil, herhangi bir mahkumun ya da tutuklunun da uzun zaman tecritte kalması, açıklanması güç bir durum. Yetkililerden, sağlık durumunun iyi olduğu açıklamaları ikna edici bir durum değil” dedi. Gürsoy, ilgililerin, insan hakları örgütleri ya da Türk Tabipler Birliği (TTB) aracılığıyla, Öcalan’ın sağlığıyla ilgili endişeyi kamuoyuna bildirilmesi gerektiğini ve bunun çok güç olmadığını belirtti. 

‘TÜRKİYE’NİN KOŞULLARINI YUMUŞATIR’

Türkiye’de diken üstünde yaşayan bir atmosferin hakim olduğunu ifade eden Gürsoy, “Öcalan’la yapılacak bir görüşme, Türkiye’nin içinde bulunduğu koşulları yumuşatması mümkündür. Bu gerilimi sadece Kürt halkı üzerinden değil, Türkiye’deki bütün tedirgin kesimlere, kitlelere, en azından bu hassasiyetin giderilmesi konusunda belli bir adımın atıldığı izleniminin verilmesi olumlu bir şeydir. Gerilimi azaltabilir. Gerek sınır dışındaki gerekse sınır içindeki Kürt sorununun çözümü konusunda, bir diyalog ortamının oluşması için de vesile teşkil edebilir” diye konuştu. Gürsoy, en kritik, ölümlerin her iki taraftan da sürüp gittiği dönemlerde Öcalan tarafından yapılan ateşkes çağrılarının olumlu sonuç verdiğini sözlerine ekledi. 

İzlenen güvenlikçi politikanın meseleyi çözmeyeceği konusunda geçmişten beri devam eden inandırıcı delillerin olduğunun altını çizen Gürsoy, şöyle devam etti: “Ortadoğu’nun kaotik ortamını ve bunun Türkiye’ye sıçrama ihtimalini düşünün. Bunları, bu ülkenin göze alacağına; daha yumuşak, daha çözüme götüren, diyalog ortamının oluşmasını sağlaması bakımında bu adım önem taşıyor ve bunun atılması lazım.” 

‘ARTIK KAN DÖKÜLSÜN İSTEMİYORUZ’

Öte yandan PKK Lideri Abdullah Öcalan üzerindeki tecridin sona ermesi talebiyle İstanbul Demokratik Kurumlar Platformu tarafından dönüşümlü olarak yapılan açlık grevleri devam ediyor. Esenyurt, Beyoğlu ve Ataşehir yapılan açlık grevleri, Kağıthane, Başakşehir ve Kartal’da bulunan gruplara devredildi.

Esenyurt’taki açlık grevi grubunda yer alan 70 yaşındaki Kadriye Altın, “Biz terörist değiliz, Kürt’üz. Asker de gerilla da bizim çocuğumuz artık kan dökülsün istemiyoruz” dedi. Esenyurt’taki açlık grevinde bulunan Rizeli ve Laz olan Mevlüt Yaprazoğlu da, Tecridin ortadan kalkması, halkların üzerindeki baskıların sona ermesi demektir. Abdullah Öcalan’a sahip çıkmak gerekiyor. Aksi durumda bu kan asla durmayacak”dedi. (İSTANBUL)

www.evrensel.net