İzmir Dayanışma Akademisi birinci yılını doldurdu

İzmir Dayanışma Akademisi birinci yılını doldurdu

Kuruluşunun birinci yılında İzmir Dayanışma Akademisi'nde değişen kentleşme ve akademik özgürlük konuşuldu.

İzmir'de 'Bu Suça Ortak Olmayacağız' bildirisine imza attıkları için OHAL KHK'lerı meslekten ihraç edilen barış imzacısı akademisyenlerin ve Eğitim Sen İzmir Üniversiteler Şubesi ile SES İzmir Şubesi'nin  düzenlediği İzmir Dayanışma Akademisi, buluşmalarına devam ediyor. 

Bu ay Tepekule Kongre Merkezi'nde 10'uncu buluşmasını gerçekleştiren akademide, İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü'nden (İYTE) ihraç edilen Yrd. Doç. Dr. Güldem Özatağan 'Günümüz Kentleşmesinin Gizli Coğrafyaları' ve Ankara Üniversitesi'nden ihraç edilen Araş. Gör. Dr. Cenk Yiğiter 'Akademik Özgürlük Kimin Özgürlüğü, Üniversite Özerkliği Ne İçin' başlıkları sunum yaptılar. Panelin moderatörlüğünü Dokuz Eylül Üniversitesi'den (DEÜ) ihraç edilen Araş. Gör. Dilek Karabulut yaptı. 

'YENİ KENTSEL ALANLAR OLUŞMUŞ DURUMDA'

İzmir Dayanışma Akademisi
İzmir Dayanışma Akademisi'nin Tepekule Kongre Merkezi'ndeki buluşmasına ilgi yoğundu

Sunumunda kenti tanımlamanın giderek zorlandığını ifade eden Yrd. Doç. Dr. Güldem Özatağan "Kentler artık başka yerleşmelerle bütünleşmiş durumdalar. İzmir ile Manisa iç içeler. İdari sınırlar gitgide aşılarak yeni kentsel alanlar oluşmuş durumda. Kentler artık termik santal, eneji, HES, çimento, taş ocağı ve madencilik gibi kelimelerle tanımlanıyor. İnanılmaz bir hızla, çok kısa sürelerde çok geniş coğrafyalar etkilenerek bu dönüşüm gerçekleşiyor. Kentleşmenin yeni imajını gökdelenler değil termik santral, taş ocağı, maden sahaları oluşturacak. Kentleşme yeni bir boyut kazanıyor. Öte yandan kentli olmayan köylüler de kent mücadelesinin bir parçası olmuş durumda. Şimdiye kadar metropellerdeki dönüşüme odaklandık. Bu bizi yeni coğrafileri anlamaktan uzaklaştırıyor. Yeni dönüşümler artık bu coğrafyalarda olacak. Yüzümüzü buralara dönmemiz lazım" ifadelerini kullandı. 

'AKADEMİK ÖZGÜRLÜK AYRICALIK DEĞİLDİR'

Araş. Gör. Dr. Cenk Yiğiter ise sunumunda akademik özgürlüğün üniversitenin temel ilkesi olduğunu vurgulayarak şunları söyledi "Akademik özgürlük bir ayrıcalık, dokunulmazlık olarak algılanabiliyor ama akademi özgürlüğün genişleyebileceği en geniş alan temel hak ve hürriyetlerdir. Sokakta insana sağlanan temel hak ve hürriyetlerden daha fazla bir şey sunma imkanı yok ve hatta böyle olmalıdır. Akademi, bu alanı genişletmeyi amaçlamalıdır. Ancak üniversitede iseniz piyasa ve devletle sürekli ilişki içindesinizdir. Akademik özgürlük bu ilişkiyi düzenlemek için bir araçtır. Bu amaçtan bağımsız olarak ele aldığınız da üniversite özerkliği rektörün padişahlığına ulaşabiliyor". (İzmir/EVRENSEL)

www.evrensel.net