Kampanya: OHAL değil, demokrasi istiyoruz

Kampanya: OHAL değil, demokrasi istiyoruz

KESK, DİSK, TMMOB ve TTB’den OHAL’in kaldırılması için kampanya: Herkesi hukuk tanımayan bu düzene karşı ortak mücadeleye çağırıyoruz.

KESK, DİSK, TMMOB ve TTB, Ankara’da yapılan ortak açıklamayla OHAL’in kaldırılması ve KHK’lerin iptal edilmesi talebiyle başlatılan “OHAL değil demokrasi istiyoruz” kampanyasını duyurdu. 

Açıklamaya dört kurumun üye ve yöneticileri, bağlı sendika başkanlarının yanı sıra EMEP MYK Üyesi Levent Tüzel, CHP Ankara Milletvekilleri Şenal Sarıhan, Necati Yılmaz, HDP İzmir Milletvekili Müslüm Doğan, İHD Genel Başkanı Öztürk Türkdoğan da katıldı. Ortak açıklamayı okuyan DİSK Genel Başkanı Kani Beko, “OHAL’in ilan edilmesinden bu yana anayasa fiilen ilga edilmiş, yasama, yürütme ve yargı tamamen tek bir kişinin emrine verilmiştir. Türkiye Cumhuriyeti artık hiçbir biçimde Anayasa’da iddia edildiği gibi ‘demokratik, laik, sosyal hukuk devleti’ değildir. Biçimsel demokrasi dahi rafa kaldırılmıştır” dedi. Meclisin fiilen etkisizleştirildiğini, yasama yetkisinin bütünüyle askıya alındığını belirten Beko, Meclis onayından geçirilmeyen KHK’lerin yargı süreçleri ile de denetlenemediğini, her şeyin tek bir kişinin kontrolünde olduğunu söyledi. Meclisin yanı sıra yerel yönetimlerin de tek adamın atadığı seçilmemiş kişilere devredildiğine dikkat çeken Beko, 83 belediyeye kayyım atanması ve 6 belediye başkanının görevden alınması sonucu Türkiye nüfusunun yüzde 43’ünün atanmış belediye başkanları tarafından yönetildiğini dile getirdi. 

OHAL, MUHALEFETİ SUSTURMANIN FIRSATI

OHAL’in toplumsal muhalefeti susturmak için bulunmaz bir fırsat olarak kullanıldığını belirten Beko, AKP’nin siyasal projesinin önünde engel gördüğü kesimleri OHAL hukuksuzluğu ve keyfiyetinden faydalanarak ihraç ettiği, susturduğu ve cezaevine gönderdiğini söyledi. Basın yayın organları ve derneklerin kapatıldığını, gazetecilerin tutuklandığını kaydeden Beko, “OHAL tek sesli bir Türkiye yaratmak için kullanılmıştır” dedi. Darbe girişiminin merkezinde olan Cemaatin devletin her kademesinde yerleşmesini, kadrolaşmasını ve palazlanmasını sağlayan AKP iktidarının aynı “hatada” ısrar ettiğini belirten Beko, Gülen Cemaatinden boşalan devlet kadrolarının başka tarikat ve cemaatlerle doldurduğunu aktardı. 

‘YEREL DEMOKRASİ GÜÇLERİYLE BULUŞACAĞIZ’

Demokrasi ve barış için ilk şartın OHAL’in kaldırılması, KHK’lerin iptal edilmesi olduğunu vurgulayan Beko, “Geleceğimizi ipotek altına almaya çalışan, hak-hukuk tanımayan bu adaletsiz düzene karşı, OHAL rejimine karşı, toplumun tüm kesimlerini ortak mücadeleye çağırıyoruz. Siyasi partilerle, demokratik kitle örgütleriyle, gazetecilerle, akademisyenlerle, sanatçılarla, toplumun tüm renkleriyle ‘hayır’ı kazanan, adalet talebiyle yan yana yürüyen milyonlar olarak bir araya geldiğimizde neler yapabildiğimizin tanığıyız! Bu bilinçle, “OHAL değil demokrasi istiyoruz” başlığıyla düzenleyeceğimiz kampanyamızı 81 ilde emek ve meslek örgütleri ve yerel demokrasi güçleriyle ortaklaştırarak yaygınlaştıracağız. Öncelikli amacımız 20 Ocak 2018 tarihinde OHAL’in bir kere daha uzatılmamasıdır.” diye konuştu.

OHAL; GREV YASAĞI, İŞTEN ATMA VE İNTİHAR GETİRDİ

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın grevleri engellemek için OHAL’i kullandıklarını açıkça söylediğine dikkat çeken Beko, bu sözlere uygun olarak 2017 yılı boyunca 5 grevin engellenerek yaklaşık 25 bin işçinin hakkının gasbedildiğini dile getirdi. KHK ile İşsizlik Sigortası Fonu’ndan, işçilerin parasından sermayeye kaynak aktarıldığını söyleyen Beko, “OHAL sürecinde birçok kamu kuruluşu Varlık Fonu’na devredilerek uluslararası sermaye kuruluşlarına ipotek karşılığı borçlanma yoluna gidilmiştir” dedi. Sosyal bir devletin en temel özelliğinin emeğiyle geçinenlerin iş güvencesi olduğunu ifade eden Beko, ancak iş güvencesinin OHAL döneminde tümüyle ortadan kaldırıldığını, hiçbir somut delile dayanmadan ve adil yargılama süreçleri işletilmeden 130 binin üzerinde kamu emekçisinin işinden edildiğini söyledi. 50’nin üzerinde emekçinin de bu süreçte intihar ettiği kaydeden Beko, “OHAL iş güvencesinin yanı sıra işçilerin en temel haklarına da tehdit” dedi. Bugün DİSK üyesi 2 bine yakın işçi, KESK üyesi 4 bin 99 kamu emekçisi, 3 bin 315 hekim ve TMMOB üyesi 3 binin üzerinde mühendis, mimar ve şehir plancısı ihraç edilmiş durumda olduğunu belirten Beko, “İşe iade talebiyle açlık grevine başlayan Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’nın haklarının iadesi bir yana tutuklanmaları, emeği için, işi için mücadeleyi düşünen herkese karşı bir gözdağı olarak gündeme gelmiştir” dedi. (Ankara/EVRENSEL)

www.evrensel.net