Tutuklu HDP'lilerden Meclis'e 4 Kasım mesajı

Tutuklu HDP'lilerden Meclis'e 4 Kasım mesajı

HDP'nin tutuklu eski Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ ve tutuklu 3 milletvekili 4 Kasım'a dair Meclis Genel Kurulu'na mesaj gönderdi

HDP'nin tutuklu eski Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ ile vekiller Abdullah Zeydan, Burcu Çelik Özkan ve Çağlar Demirel 4 Kasım'a dair Meclis Genel Kurulu'na mesaj gönderdi.

Cezaevinde tutulan HDP'li milletvekilleri, tutuklanmalarının yıl dönümü olan 4 Kasım yaklaşırken Meclis Genel Kurulu'na mesaj gönderdi.

Yargıtay kararıyla vekilliği ve parti üyeliği düşürülen partinin eski Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ'ın mesajını Ankara Milletvekili Sırrı Süreyya Önder, Diyarbakır Milletvekili Çağlar Demirel'in mesajını Grup Başkanvekili Filiz Kerestecioğlu, Hakkari Milletvekili Abdullah Zeydan'ın mesajını Mardin Milletvekili Mithat Sancar, Muş Milletvekili Burcu Çelik'in mesajını da Grup Başkanvekili Ahmet Yıldırım okudu.

'DURDURAMAYACAKLAR HALKIN COŞKUN AKAN SELİNİ'

Mesajına "HDP eşbaşkanları ve milletvekilleri olarak tutukluluğumuz bir yılı doldurdu. Bu bir yıl içerisinde umudu, direnişi, haklılığa inancı, demokratik siyasete güveni ve kazanma iddiasını tüketmeye çalıştılar." sözleriyle başlayan Figen Yüksekdağ,  "Halklarımızın emeği, iradesi ve oylarıyla elde ettiğimiz hak ve mevzileri düşürmeye uğraştılar. Ama partimizin binlerce üye, yönetici ve bileşeninin hapsedildiği bu bir yılda, haklılığımızı karartamadılar, direncimizi kıramadılar. HDP dimdik ayakta, umut dimdik ayakta!" ifadelerine yer verdi.

Yüksekdağ mesajının devamında şu sözlere yer verdi:

"Tutuklandığımız ilk günlerde, 'bizleri, HDP’yi tutsak edecek bir hapishane yok' demiştik. Bugün de gururla diyoruz ki; öyle bir hapishane yok! Bir yıl boyunca sadece hapsettiler bizi, tutsak edemediler. Teslim alamadılar; irademizi bükemediler, bilinç ve cesaretimizi karartamadılar; neşemizi, ışığımızı söndüremediler… Bizler hapsedilen, milletvekilliği düşürülen, darbeyle görevden alınan kadın siyasetçiler; diz çökmeyerek zalim iktidarlara dert olan bir halkın soyundan ve geleneğinden geldiğimiz için mutluyuz, gururluyuz. Her yerde ayakta, her yerde görevimizin başındayız. Zalimlere dert, dostlara selam olsun!  Özgürlükte görüşmek üzere…"

'80 MİLYON YURTTAŞIMIZIN ONURU BENİM ONURUM VE HAYSİYETİMDİR'

Tutukluluk durumlarının Türkiye demokrasisi açısından utanç verici olduğunu söyleyen Abdullah Zeydan da "4 Kasım siyasi darbesiyle AKP iktidarı TBMM kapılarını Hakkâri halkına kapatmıştır. Hakkâri’de seçilen üç milletvekili ile beraber bütün belediye eş başkanları rehin alınmış, Hakkâri’ye ve Hakkâri halkına 'siz bu ülkeye ait değilsiniz’ mesajı verilmek istenmiştir." dedi.

Zeydan, mesajında ayrıca; "... Tekrar ifade etmek isterim ki 80 milyon yurttaşımızın onuru ve haysiyeti benim onurum ve haysiyetimdir. Tüm siyasi çabalarımız tüm yurttaşlarımıza, barış ve demokrasi içerisinde mutlu, huzurlu bir yaşam sunabilmektir." ifadelerine yer verdi.  

Çağlar Demirel ise mesajında, "... Tarihin sayfalarında kara bir leke olarak yer alacak olan 4 Kasım siyasi darbesinin 1. yılında tutsak edildiğimiz cezaevlerinden direnmeye ve direncimizi her daim diri tutmaya devam ediyoruz. Tutsaklığımız ancak beton duvarlardan ibarettir ve halkımızla aramıza konulan bu beton duvarları yıka yıka yine, yeniden halkımızın arasında olacağımızın umudunu ve inancını taşıyoruz. Mücadeleye halkımızla birlikte devam edeceğimize duyduğum en derin inancımla tüm siyasi tutsaklar başta olmak üzere tüm mücadele arkadaşlarıma selamlarımı sevgilerimi yolluyorum." ifadelerini kullandı.

'BU SÜRECİ BAŞLATAN TÜM SİYASİ PARTİLER HALKIN VİCDANINDA YARGILANMIŞTIR'

Muş Milletvekili Burcu Çelik ise "Her şeyden önce bilinmelidir ki; bu süreci başlatan ve destek veren tüm siyasi partiler halkın vicdanında yargılanmıştır." sözlerine yer verdiği mesajını; "... Bizlerin tutuklanması, yargılama süreçleri sadece 6 milyon Halkların Demokratik Partisi seçmeninin değil bütün ülkenin vicdanını karartmaktadır. Bilinmelidir ki, yargılanan bizler değil, ülkenin geleceğidir.

Tüm siyasi partilerin, birlikte çalışarak, yapmaları gereken radikal demokrasiyi tesis etmektir. Demokraside kutsal olan, mekanizmalar değil değerlerdir. Mutlaka ve en küçük bir ödün vermeden saygı gösterilmesi gereken şey; insanların, inançları ve renkleri ne olursa olsun niceliklerine bakmaksızın; kadın, erkek, çocuk, bütün insanların onurudur. İşte biz siyasetçilerin yapması gereken bu insanlık onurunu korumaktır.

Bilinmelidir ki hakikat bugün olmazsa yarın ortaya çıkacaktır. İşte ortaya çıkacak bu hakikatin vebali de ağır olacaktır. Bu denli ağır haksızlıklar üzerine hiçbir iktidar dikiş tutturamaz. Birlikte, özgürce, hak, hukuk ve insani değerlerle saygı çerçevesinde inşa edeceğimiz yarınlara olan inancımla; halkımıza ve tüm milletvekili arkadaşlarıma selam, sevgi ve saygılarımı iletiyorum." şeklinde bitirdi. (Ankara/MA)

www.evrensel.net