Adalet nöbetinde 31. hafta: Tiyatronun parçası olmayacağız

Adalet nöbetinde 31. hafta: Tiyatronun parçası olmayacağız

Cumhuriyet davasında yargılanan avukatlar için başlatılan adalet nöbetinde bu hafta 'Tarihin akışının değiştirilmesi için mücadele' çağrısı yapıldı.

Cumhuriyet gazetesi davası kapsamında yargılanan avukatlar için başlatılan ve 31 haftadır devam eden adalet nöbetinde konuşan Avukat Can Atalay, Türkiye’de yargının en karanlık döneminden geçtiğini belirterek “Bu oyunun parçası olmayacağız. Tarihe not düşmüyoruz. Tarihin akışının değiştirilmesi için mücadele edeceğiz” dedi.

‘BU OYUNUN OYUNCUSU OLMAYACAĞIZ’

Tutuklu Cumhuriyet gazetesi çalışanları için Çağlayan’daki İstanbul Adliyesi’nde başlatılan adalet nöbetinin 31.’si gerçekleşti. Adliyedeki Themis Heykeli önünde başlayan nöbet, dışarıda yapılan açıklamayla son buldu. Açıklamada ilk olarak Avukat Gülendam Şam Karabulutlar söz aldı. Karabulutlar, 31 Ekim’de görülen Cumhuriyet davasında Savcı Yasemin Baba tarafından dosyaya yeni eklenen belgeleri eleştirdiği konuşmasında, “Osman Kavala’nın sorgusu devam ederken dosyaya iki belge geldi. Savcı Yasemin Baba dosyaya Doğan Satmış’ın köşe yazısını ekledi. Sanki soruşturma aşamasını tamamlamamış da kovuşturma aşamasına geçmemişiz gibi dosyaya yeni belgeler geliyor. Tutukluluğa gerekçe yapılan maddelerin asıl gerekçe olmadığını biliyoruz. Adeta bir tiyatrodayız. Oyunu yazanlar belli ama artık biz bu oyunun oyuncusu olmayacağız” dedi.

‘ADALETSİZLİK AKILSIZLIKTIR’

Karabulutlar’ın ardından konuşan Ceza Hukuku Profesörü Avukat Serap Keskin Kiziroğlu, hukukçuların görevinin karanlığa ve hukuksuzluğa karşı mücadele etmek olduğunu ifade ederek sözlerine başladı. Kiziroğlu, “Hukuk dışı uygulamalara on yıllardır tanık oluyoruz. Hukuk düzeninde tüm kuralların en tepedeki yasa olan anayasaya uygun olması gerekir. Adalet hem bir düşünce hem de bir değerdir. Adaleti akıl, aklı ise bilgi besler. Bilginin ve aklın kullanılmadığı yerde adalet de olmaz. Adaletsizlik akılsızlıktır” diye konuştu. Adaletin insan için ekmek ve sudan daha değerli olduğunu vurgulayan Kiziroğlu konuşmasına şöyle devam etti: “Adaletin bulunmadığı düzende insan, insandan sayılmaz. Adına saray kelimesi yakıştırılan adaletin dağıtılması için inşa esilmiş bina önünde adaletin dağıtılması için toplanan hukukçularız. Adalet istiyoruz, hukuk devleti istiyoruz. Hukukçular olarak, salt yazan, çizen, olumsuz eleştiri hakkını kullanan insanların kaleminin silahtan sayılıp ‘terör’ ve ‘terörist’ kelimesinin içinin boşaltılarak ‘terörist’ muamelesine tabi tutulmasını insanlık ve uygarlık tarihine aykırı olarak görüyoruz. Baskı ve sindirme siyasetleri insanın yaradılışına aykırı olduğundan ne siyasetçiye ne de devlete hayırlı olmadığını geçmişten bugüne biliyoruz. Adalet ve hukuk devleti için tarihin tekerrür etmesinden üzüntü içindeyiz. Adalet istiyoruz.”

‘YARGI BÜROKRASİSİ SUÇA ORTAK OLDU’

Adalet nöbetçisi hukukçular adına konuşan Avukat Can Atalay, “Ankara’da direnenlere ev sahipliği yaptığı için tutsak edilmeye çalışılan İnsan Hakları Heykeli gibi Themis Heykeli de 10 yıl sonra direnişin simgesi olacak. Bu mücadele, Türkiye’nin geleceğine yazılmış bir mektup. Tarihe not düşmüyoruz tarihin akışını değiştirmeye kararlı olduğumuzu söylüyoruz” dedi. Tarihi değiştirmeye kararlı olduklarının altını çizen Atalay, 30 Ekim’de kaldığı cezaevinde kolu kırılan Avukat Engin Gökoğlu’yu hatırlatarak, “Engin Gökoğlu kolu kırılarak terbiye edilmeye çalışıldı. Bizler biliyoruz ki Engin de diğer arkadaşlarımız da terbiye olmazlar, unutmazlar ve unutulmasına izin vermezler” ifadelerini kullandı. Yargının karanlık bir dönemden geçtiğini belirten Atalay şunları söyledi: “Tiyatronun parçası olmak istemediğimiz için buradayız. Çok karanlık dönemler oldu ama yargı bürokrasisinin bu kadar suça ortak olması Fetullahçı hakim ve savcılardan sonra belki de ilktir.  Büyükada yargılaması olurken aynı gece avukat arkadaşlarımız tutuklandığı için buradayız. Bu oyunun parçası olmayacağız tarihin akışının değiştirilmesi için mücadele edeceğiz. Akın Atalay şahsında bir ülkenin adalet özlemini dillendirmek için buradayız. Cumhuriyet davasındaki sanıklardan biri olan meslektaşımız Akın Atalay, 31 Ekim’deki duruşmada olmayacak gerekçelerle tutukluluklarının devamına karar veren mahkeme heyetini eleştiren beyanlarda bulunduğu için mahkeme ara kararında tutukluluk gerekçesini değiştirdi.  Bir sanık söyledi diye mahcubiyetle tutuk devam kararını değiştirdi. Mahcubiyetle tahliye verse anlardık ama bunu anlamayız.” (İstanbul/EVRENSEL)

Son Düzenlenme Tarihi: 02 Kasım 2017 13:36
www.evrensel.net