Müdahaleler arttıkça  bağımsızlık istekleri çoğalacak

Müdahaleler arttıkça bağımsızlık istekleri çoğalacak

Kocaeli Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümünde okuyan öğrenciler Katalonya ve IKYB’deki gelişmeleri değerlendirdi.

Kamile KARKUŞ
Kocaeli

Dünyada değişen siyasal dengeler, ABD-Çin gerilimi, Suriye’de savaş, Katalonya ve Irak Kürdistan’ında referandum seçimleri vs... Bütün bu tartışma başlıkları toplumu yakından ilgilendiriyor. Peki, uluslararası ilişkiler bölümü öğrencileri bu konuda ne düşünüyor? Kocaeli Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümünde sorularımızı yanıtlayan öğrenciler, emperyalizme karşı olduklarını söylüyor. Ama konu Türkiye’nin dış politikası konusuna gelince görüşler farklılaşıyor.   

ŞU ADINA EMPERYALİZM DEDİKLERİ…

Emperyalizm denince akıllarına ne geldiğini soruyoruz ilk. “Emperyalizm, gelişmiş ülkelerin, zenginliklerine zenginlik katmak için kaynak arayışıdır” diyor Muhammed ve sözlerine şöyle devam ediyor: “Bu kaynakları daha küçük ülkelerden sağlıyorlar. Bunun en büyük örneği, İngiltere’nin neredeyse dünyanın öbür ucundaki Hindistan’ı sömürmesi.”

Yine uluslararası ilişkilerden Bircan’a soruyoruz. “Sömürgeciliğin farklı bir versiyonu” diyor emperyalizm için. Türkiye’nin aslında emperyalizm ile mücadele etmediğini de ekliyor. Beyzanur’un aklına ise hemen sömürü ve zor kullanımı geliyor. ABD, İngiltere gibi gelişmiş kapitalist devletleri emperyalizme örnek gösteren Beyzanur, emperyalizmle mücadele etmenin pek mümkün olmadığını dile getiriyor. Sebebini şöyle açıklıyor: “Güçlü devletlere karşı küçük ve zayıf devletlerin pek şansı bulunmuyor günümüzde. Ve bu günümüz kapitalist sistemi içinde mümkün değil. Örneğin Suriye ABD’ye nasıl karşı gelebilir? Yani şu an nasıl bir çözüm getirilebileceğini bilemiyorum.” 

HÜKÜMETİN DIŞ POLİTİKADA ÇIKIŞLARI 

AKP Hükümetinin kimi emperyalist devletlere karşı dönemsel çıkışlarını ise altı boş, gerçekliği olmayan şeyler olarak değerlendiriyor Beyzanur. “Bu tür çıkışlar karşı duruş gibi sergileniyor. Oysa bunlar içeriye‚ ‘Bizim düşmanlarımız var, biz onlara kafa tutuyoruz’ mesajı vermekten ibaret” diyor. 

Beyzanur’un tersine Muhammed seviyesi tartışılır olsa da Türkiye’nin kesinlikle antiemperyalist bir politika izlediğini savunuyor. “Türkiye kendi milli kaynaklarını kullanarak dışa bağımlılığını azaltıyor” diyor. ABD’nin “tek kutuplu dünya” ilanından sonra Çin gibi ülkelerin alttan alta ABD’ye kafa tutarak rekabeti yükselttiğini söylüyor. Ve sözlerine şöyle devam ediyor: “Hindistan da böyle bir örnek. Türkiye de onlar kadar olmasa da alt seviyede çıkışlar yapıyor ama ABD’ye karşı en ufak harekette doları yükseltiyorlar yani engelliyorlar” diyor. 

KATALONYA VE IKBY’DE REFERANDUM

Konu Ortadoğu’ya geldiğinde Muhammed “Orada bir dünya savaşı var diyebiliriz, yeni bir paylaşım savaşı var” diyor. Bircan buradaki karmaşayı yer altı zenginliklerine bağlıyor, Türkiye’nin dış politikasının da konumu itibariyle komşuları etkileyebileceğini dile getiriyor. 

Söz Katalonya ve IKBY’deki bağımsızlık referandumlarına geliyor. Konuyla ilgili yeterli bilgiye sahip olmadığını söylese de “Devletlerin müdahaleleri doğru orantılıymış gibi geliyor bana” diyor Bircan. Muhammed ise referandum ve bağımsızlık ilanı gibi gelişmeleri ülkelerin demokratik olarak yönetilmemesine bağlıyor. 

Sorunu başka ülkelerin alttan alta körüklemesine de dikkat çekiyor. Bağımsızlık talebinde ekonomik koşulların da büyük bir etmen olduğunu dile getiriyor. Tezini şöyle temellendiriyor: “Katalonya’da halk çıktı, bizim maddi olanağımız var bağımsız yaşamak istiyoruz dedi, İspanya’yı iktisadi olarak yöneten güç Katalonya’dır bence. IKBY’de ise petrol rezervlerinin bulunması en büyük sebeplerden biridir.” 

Beyzanur ise ezilen ulusların ayrılma isteklerini emperyal müdahalelerin artışına bağlıyor. “Müdahaleler ne kadar artarsa bu gidişat o kadar büyüyecektir, Katalonya’da başlayan süreç başka yerlere sıçrıyor, böyle giderse devamının geleceğini düşünüyorum” diye ekliyor. Ayrılık isteğinde, demokratik koşulların ve hakların eşit olmamasının asıl neden olduğunu belirtiyor.  

www.evrensel.net