Çin, Suudi petrolüne stratejik  yatırım yapma peşinde

Çin, Suudi petrolüne stratejik yatırım yapma peşinde

Çin yavaş yavaş Suudi Arabistan ve Körfez ülkelerinin daha önemli bir enerji ortağı haline geldi.

Mishaal el GERGAWİ
Foreign Policy

Donald Trump’ın seçilmesinden bu yana Suudi Arabistan ve ABD ilişkileri parlak günlerine geri dönmüş gibi görünüyor. Trump’ın bölgedeki İran etkisini kırma arzusu ve Suudi ekonomik reformlarına verdiği destek, Suudi yöneticilere güç kazandırırken her iki taraf da yeni ortak amaçlarıyla ilgili oldukça hevesli.

Yine de Suudi Arabistan sadece Trump Yönetiminin yakın ilgisiyle karşı karşıya değil. Bu yılın başlarında Trump’ın Müslüman temsilcilere hitap ettiği Riyad zirvesindeki resmi seremoninin aksine, Çin hükümeti, Suudi Arabistan’ın hidrokarbon rezervlerini kendi eksenine sokmak için sabırla sessiz adımlar atıyor. Çinliler azimli Kemer ve Yol Girişimi uyarınca Suudilerin devlet petrol şirketi olan Aramco’ya yatırım teklifinde bulunmak da dahil hem Ortadoğu’da hem de dünyada ekonomik atılımlar için altyapı oluşturmaktalar.

ÇİN’İN ENERJİ İHTİYACININ DÖRTTE BİRİ SUUDİLERDEN

Geçtiğimiz 30 yılda büyüyen Çin yavaş yavaş Suudi Arabistan ve Körfez ülkelerinin daha önemli bir enerji ortağı haline geldi. Ekonomik bir güç odağı olması Çin’in enerji piyasasında kural koyma hırsını giderek daha çok körükledi: Son yıllarda enerji alımlarındaki ağırlığını OPEC dışı ülkelere kaydırarak petrol ve gaz alımını ABD doları yerine yen bazında ya da tedarikçi ülkenin para birimi ile gerçekleştirme tercihini önde tutuyor. 

Çin, enerji ihtiyacının yaklaşık dörtte birini Suudi Arabistan’dan sağlıyor ancak Rusya son dönemde Krallığı geçerek Çin’in bir numaralı enerji üreticisi konumuna yerleşti.

Çin’in kendi para birimi üzerindeki titiz kontrolü, petrol satış yöntemlerini ters çevirme yönündeki ilk adımı. 1973’te ABD Başkanı Richard Nixon ve Suudi Kral Faysal Bin Abdülaziz el Suud tarafından oluşturulan petrodolar sistemi dünyanın en çok talep gören maddesini Amerikan parasına bağlamıştı. 

ABD, Çin’in politikası karşısında dolar karşılığı petrol satışının sürmesi için Suudi Arabistan’a geliştirilmiş askeri mühimmat satmayı kabul etti. Çin’in, petrol ticaretinin yen ile yapılması konusundaki ısrarının en temel kaynağı da dünya çapında yen ile satılan mallara yönelik talebi arttırmak. Bu, Çin’e sermaye girişini arttıracak ve böylelikle yen ABD doları karşısında küresel çapta bir alternatif haline gelebilecekti. 

Suudi Arabistan OPEC’in tarihi petrol üreticisi ve fiyat belirleyicisi; eğer ABD doları dışında bir para birimi ile uluslararası işlem yapmaya ikna olursa diğer OPEC üyeleri de onu takip etmek durumunda olacaktır.

PEKİN’İN JEOPOLİTİK HESAPLARI

Pekin’in siyasetinin oluşumuna jeopolitik hesaplar da yön vermekte. Çin’in Suudi Arabistan’a yapacağı altyapı yatırımlarının geri dönüşü on yılları bulabilir ancak Pekin böylelikle Körfez’de değerli bir yer edinecek ve muhtemelen dünyanın lider petrol üreticilerini ticaret yöntemlerini değiştirme yönünde ikna da edebilecektir. 

Buna ek olarak Suudi Arabistan ve Körfez ortakları özellikle de Birleşik Arap Emirlikleri limanları, havaalanları ve küresel bağlantıları ile Ortadoğu ve Afrika piyasalarına oldukça değerli bir geçiş kapısı konumunda. 

Geride bıraktığımız bahar ve yaz aylarında Pekin ve Riyad enerji ihracının yükseltilmesi ve 20 milyar doları aşan ortak yatırım fonu oluşturulmasını da kapsayan birçok sektörde bir dizi anlaşmaya imza attılar.

Denklem, Suudi Arabistan ve Körfez’deki diğer petrol üreticileri açısından biraz daha zorlu. Bir yanda Suudi Arabistan’ın ABD ile ittifakı sallantılı da olsa bölgesel güvenliğin temeli olarak görülüyor. Diğer yanda ise enerji tüketimindeki büyümenin Krallığın batısında değil doğusunda artmaya devam edeceği gerçeği yer  alıyor.

ARAMCO’NUN HİSSELERİNE TALİP

Çinliler, Suudi Arabistan’a seçeneklerini değerlendirmesine yetecek bir süre vermiş değiller. Çin’in devlet şirketleri PetroChina ve Sinopec, Suudi Aramco’nun yüzde 5’lik hissesinin direk satışına talip olduklarını çoktan bildirdiler. Bu, 2018 yılında ilk kez arza açılması planlanan Aramco için 2 trilyon dolar değerlendirme elde etme konusunda oldukça istekli olan Veliaht Prens Muhammed bin Selman için bir nimet gibi görünebilir.

Petrol piyasasının baskı altındaki durumu dikkate alındığında yatırımcılar Suudilerin hazırladığı Aramco’ya değer biçme sürecindeki hedefleri konusunda kararsız davranabilirler. Çin’in özel olarak sürecin içine girmesi bu ikilemi ortadan kaldırarak Riyad’ın petrol fiyatlarının yükselmesi ümidiyle halka arzı erteleyebilmesine fırsat verebilir. Böyle bir yatırım, Suudi Arabistan’ın ticaretini yen ile yapmasını şart koşmayacaksa bile Çin’in bu hedefi için önemli bir manevra olacaktır.

YEPYENİ BİR EKONOMİK ORTAKLIK

Muhammed bin Selman açısından da Aramco’ya Çin yatırımı, Pekin ile yepyeni bir ekonomik ortaklığın başlangıcı anlamına gelebilir. Suudi Arabistan’ın hırslı ekonomik reformları kapsamındaki Vizyon 2030 planları, ülkeye girecek yıllık dış yatırım miktarını 12 milyar dolar arttırmayı ön görüyor. 

Çin’in böyle bir parayı Suudi Arabistan’a enjekte etme hüner ve istekliliğinin ABD’li öz sermaye fonlarına göre daha yüksek olacağı ise kesin gibi. Bunun temel nedeni herhangi bir yatırımın geri dönüşü konusunda Çinliler ve Batı arasındaki zaman algısının arasındaki farkta yatıyor. Batılı hükümetler ve şirketler tarihsel olarak asgari 30-40 yıl aralığında geri dönüş sağlayan altyapı yatırımlarıyla ilgilenirken Çinlilerin oynadığı oyun biraz daha uzun; bazı durumlarda dönüşü 100 seneyi bile aşan proje yatırımları söz konusu.

ABD NE YAPAR?

Suudi Arabistan ve Çin, bu jeoekonomik mesaiden kazanç elde edebilirler, ancak ABD ne yapar?  Birçoklarına göre ABD ekonomisinin yeniden oluşturulmasının Trump Yönetiminin değişen ekonomik akıntıları önemsemesine bağlı. Pekin’in Suudi Aramco’da elde edeceklerinin derinliği göz önüne alındığında, Körfez’de ve Batı’da siyasetçilerin birçoğunun değişen jeopolitik çıkarları tamamıyla takdir etmeyeceği görülüyor. 

Eskiden Bir Arap-Amerikan petrol şirketi olan Aramco, marka değiştirmeyecek ancak etkin olarak Arap-Çin Petrol Şirketi “Archco” haline gelebilir.

Hemingway’in Güneş de Doğar (The Sun Also Rises) romanındaki bir karakter nasıl iflas ettiği sorulduğunda , “İki türlü. Yavaş yavaş ve sonra aniden” yanıtını verir. Petrodolar sisteminin muadili olarak bir Petroyen sistemine dönüşmesi beklenmiyor ancak doların temel petrol satışlarındaki tekeli önce yavaş yavaş ve sonra aniden gevşeyebilir. Sürecin yavaş işleyen kısmı başlamış durumda 

(Çeviren: Ali Karataş)

www.evrensel.net