ARTI EKSİ 7 LONDRA - 29 EKİM 2017
Irkçılığa karşı mücadele edenler Londra’da buluştu

Irkçılığa karşı mücadele, sağlıkta geriye gidiş, Ekim Devrimi'nin 100. yılı... Artı Eksi 7 Londra, İngiltere'nin haftalık panoramasını sunuyor.

Orhan DİL
Londra

Artı Eksi 7 Londra, İngiltere'nin haftalık panoramasını sunmaya devam ediyor. Programın bu bölümünde ırkçılığa karşı mücadele ve hükümetin ısrar ettiği yasal düzenlemeler var .

Temsil ettikleri sınıfın çıkarlarını korumak için milyonlarca insanı yoksulluğa ve sefalete sürükleyen ana akım partiler, izledikleri politikalar ile ırkçı ve aşırı sağ politik parti ve oluşumları da besliyor.  Artı Eksi 7 Londra’da bu hafta; İngiltere’de hükümetin sosyal yardıma muhtaç olanlara reva gördüğü uygulamalar, Avrupa çapında ırkçılığa karşı yürütülen mücadele ve daha iyi bir gelecek için milyonlarca emekçiye ilham olan Ekim Devrimi’nin 100.yıl etkinlikleri var.

IRKÇILIĞA KARŞI MÜCADELE EDENLER LONDRA’DAKİ KONGREDE BULUŞTU

Londra merkezli ‘Irkçılığa Karşı Ayağa Kalk’ kampanya grubunun ulusal kongresi 21 Kasım Cumartesi günü Avrupa çapında ırkçılığa karşı mücadele yürütenlerin katılımı ile gerçekleşti.

Avrupa  ve Amerika Birleşik Devletlerinde; ırkçılığın, İslamafobi ve antisemitizmin tırmandırıldığı bir dönemde kitlesel olarak düzenlenen konferansta her bir ülkede ırkçılığa zemin hazırlayan politikalara ve ortak mücadelenin zorunluluğuna dikkat çekildi.


 
Konferansa Almanya’dan katılan Cornelia Kerth, ırkçılığın Avrupa ülkelerinin sömürgecilik ve göçmenlik politikaları ile bağlantısına vurgu yaptığı konuşmasında ırkçılığa karşı mücadelenin tüm toplumların eşitliğini savunan bir anlayışla ve küresel çapta yürütülmesi gerektiğini ifade etti.

Konferansa Avusturya’dan canlı bağlantı ile katılan David Albrich ırkçılığın ana akım partilerin derinliklerine nufüz ettiğine dikkat çekti. Sosyalist Yahudiler adına konuşan David Rosenberg, ise Auschwitz toplama kampına giden süreci başlatan ayrımcılık, yabancılaştırma, şeytanlaştırma ve günah keçisi olarak gösterme gibi politikalar ile günümüzde göz yumulan ırkçılık, islamafobi ve antisemitizim arasındaki parelelliğe işaret ederek pasif itirazlar yerine aktif mücadele çağrısı yaptı.

Trump’ın sadece ABD’de değil tüm dünya çapında ırkçılığı teşvik ettiğini dile getiren Nükleer Silahsızlanma Kampanyasının başkanı Kate Hudson, sınırların mültecilere ve göçmenlere açılmasını talep etti.

Konferansa Yunanistan’dan katılan Petros Constantinou kapitalizmin doğuşu ile başlayan ırkçılığın son 15 yıldır uygulanan ‘teröre karşı savaş’ politikaları ile tüm Avrupa’da yayıngınlaştığını ifade etti. Ortadoğu ve Asya’da devam ettirilen işgal ve savaşların gerekçesi olarak gösterilen müslümanların ilk hedef haline geldiğine dikkat çekti. Avrupa’ya iltica eden mültecilerin kapatıldığı kampları nazi toplama kamplarına benzeten Constantinou, Irkçılığa karşı mücadele günü kapsamında 17 Mart’da düzenlenecek olan yürüyüşlere güçlü bir katılım için çalışmaların hemen başlatılması çağrısı da yaptı.

Günboyu devam eden konferansta eş zamanlı olarak yapılan çok sayıda atölye çalışmasının yanı sıra iki ayrı oturum gerçekleştirildi.

UC’NİN UYGULANDIĞI PİLOT BÖLGELERDE AÇLIK VE BORÇLANMADA ARTIŞ

Sosyal yardımların yeniden düzenlendiği, Universal Credit uygulamasının yıkıcı etkileri ilk uygulandığı bölgelerin belediyeleri tarafından da açıklandı.

Ortaya çıkan yıkıcı sonuçları nedeni ile İşçi Partisi’nin geçen hafta durdurulması için parlamentoda oylama yaptığı Universal Credit uygulamasına ilişkin parlamentodaki tartışmalar bu hafta da devam etti.

Universal Credit’in durdurulması için 18 Ekim’de yapılan sembolik oylamaya katılmayan ve dikkate almayan Başbakan Theresa May, Meclis Başkanı ve kamuoyundan gelen tepkiler üzerine konuyu yeniden gündemine almak zorunda kaldı. May, muhalefetin kaygılarını ve eleştirilerini dikkate almayarak uygulamanın devamında ısrar etti. Yardım alanların sadece %8’inin Universal Credit kapsamında olmasını kendisine dayanak yapan May, Universal Credit ile çalışanların ödüllendirildiğini de iddia etti.

Universal Credit’in pilot olarak uygulandığı Soutwark ve Croydon belediyeleri, uygulama ile birlikte kira borcu ve karnını doyurabilmek için gıda bankalarına muhtaç olanların sayısında büyük artışlar olduğunu açıkladılar. İlk ödemelerini almak için en az 6 hafta beklemek zorunda kalan dar gelirliler, biriken kiraları ve temel gereksinimlerini karşılayacak durumda olmamaları nedeni ile açlık ve yoksullukla yüz yüze kalıyor. Yerel gıda bankaları artan ihtiyacı karşılayacak kapasitede olmadıklarına, belediyeler ise biriken kiraların toplamının milyonlarca sterline ulaştığına dikkat çekti. Soutwark belediyesi, sosyal konutlarda oturanların sadece %12’sinin Üniversal Credit ile geçinmesine rağmen ödenmeyen kiraların miktarının 5.8 milyon sterline ulaştığını açıkladı.

Universal Credit’in mimarı olan eski çalışma ve emeklilik bakanı Ian Duncan Smith’in dahi karşı çıktığı 6 haftalık bekleme süresinin ‘akut mali zorluklar’a yol açtığı Çalışma ve Emeklilik Komisyonu tarafından da dile getirildi. 2022 yılına kadar tüm yardım alanları kapsaması hesaplanan Universal Credit’in yol açtığı; açlık, yoksulluk ve çaresizliğin, poll taxta ısrar eden Margaret Thatcher ’ı koltuğundan eden protestoları yeniden başlatabilecek boyutta olduğu uyarıları da basında yer aldı.

DAY-MER’DEN EKİM DEVRİMİ’NİN 100. YILI ETKİNLİKLERİ

Day-Mer, Büyük Ekim Devrimi’nin 100. yılı kutlama etkinliklerini 21 Ekim Cumartesi günü Londra Toplum Merkezi’nde gazeteci yazar Aydın Çubukçu’nun konuşmacı olarak katıldığı panel ile başlattı.

Ekim Devrimini ortaya çıkaran süreci hatırlatan Çubukçu, ücretler, sosyal haklar, özgürlükler, eğitim, sağlık ve hatta sosyal devletin Ekim Devrimi’nin kazanımlarından olduğunu dile getirirdiği konuşmasında, Ekim Devrimi’nin daima yaşayacak olan temel iki kazanıma özel vurgu yaptı.

Sovyet devriminin hâlâ devam eden iki kazanımı olduğuna dikkat çeken Çubukçu, bunlardan ilkinin, işçi sınıfının kendi öz örgütlenmesi, siyasal örgütlenmesi ve bu örgütlenmenin devrim sürecindeki rolünün kesinliğe kavuşturulması olduğunu, diğerinin ise bir başka örgütlenme modeli ve devlet modeli olarak 'Sovyet'in ortaya çıkması olduğunu söyledi.

Devrimin işçilerin, halkın gündelik hayatına, getirdikleri yenilikleri de anlatan Çubukçu, "Aslında görülmüştür ki burjuvazinin de pekala yapabileceği şeylerdir. İşte rahat bir yaşam sağlamak. Ekmeği eksik olmasın, sağlığı eğitimi kolay olsun hatta bedava olsun, onu bile yapabilir. Ulaşım araçları bedava olsun,  onu bile yapabilir. Bunlar Sovyet Devrimi’nin burjuvaziye, bunları yapmazsan başına gelecekler var diye öğrettiği şeylerdir ve burjuvazi bunları yapmıştır" diye konuştu.  

Aydın Çubukçu, Ekim Devrimi’nin asıl kazanımlarının, insanlığa, işçi sınıfına ve gelecekteki bütün devrimlere yaptığı esas katkının, bir devrim sürecinde onu ileriye götürecek olan parti modeli ve halkın kendi kendini yönetmesinin aygıtlarının somut örneğini vermiş olması olduğunu belirtti.

100. yıl etkinlikleri kapsamında, 22 Ekim Pazar günü düzenlenen Marx’ın mezarına ziyaret gazeteci  yazar Mustafa Yalçıner’in katılımı ile gerçekleştirildi. Marx’ın mezarı başında bir konuşma yapan Yalçıner, Marx’ın ortaya koyduğu görüşlerin Ekim Devrimi’nin temel dayanağı olduğuna vurgu yaparken Marx’ın temel iki buluşuna dikkat çekti.

Marx’ı Marx yapanın çok iki temel buluş olduğunu belirten Yalçıner,"Birincisi insanlık tarihinin gelişme yasalarını buldu. Materyalizm hiç önceden bilinmez değildi. Diyalektik de bilinmez değildi. Ama materyalizm, eski Yunan’dan beri ortada dolaşan materyalist fikirler diyalektik değildi. Diyalektik Hegel’de materyalist değildi. Marx insanlık tarihinin gelişme yasalarını gerek Hegel’in yaklaşımını ters yüz ederek, gerek materyalizmi kabalığından kurtararak, onu diyalektik ile birleştirerek asıl onu buldu" dedi. Yalçıner ikinci temel buluşu da şöyle anlattı; "İkinci önemli buluş, sadece bu olsa yetmezdi, kapitalizmin açıklanmasıydı ve burada artı değeri buldu. Kapitalizmin gelişme yasalarını da ortaya koyarak sonunda kapitalizmin kaçınılmazlıkla yıkışa gideceğini çünkü başkasının sırtından kazanılanları mülk edinerek insanların ilerleyemeyeceğini, bugün ancak birinci keşfine birinci buluşuna bağlı olarak ancak üretici güçlerin bugünkü gelişme düzeyine uygun olabileceğini ama yarına uymayacağını gösterdi.’’

TEDAVİ ÜCRETLERİ ZİYARETÇİLERDEN PEŞİN ALINACAK

İngiltere’ye öğrenci ve aile birleşimi gibi nedenlerle vize alarak gelenlerden 2015 yılında alınmaya başlanan sağlık ücreti tüm ziyaretçileri kapsayacak ölçekte genişletildi. Hükümet sağlık bütçesindeki açığı kapatmak için İngiltere’ye ziyaretçi olarak gelenlerin yararlandığı ikinci derecedeki sağlık hizmetlerini 23 Ekim’den itibaren paralı hale getirdi.

İngiltere’de ziyaretçi olarak kalanlar acil olmayan sağlık hizmetlerinden ancak ücretini peşin olarak ödedikten sonra yararlanabilecek. Hafta başından itibaren sağlık hizmeti veren kuruluşlar, kendilerine başvuranları muayene etmeden önce ücretsiz sağlık hizmeti hakkı olup olmadığına bakmak zorunda bırakıldı. Mahalle doktorlarının, hastaların ücretsiz sağlık hizmetlerinden yararlanma hakkı olup olmadığını kontrol etme sorumluluğundan muaf tutan uygulama kapsamında hastaneler bu kontrolleri yapacak memurlar istihdam edecek. Bu memurlar, AB vatandaşı ülkelerin yararlandığı sağlık hizmeti bedelini ülkelerinden, AB dışında gelenlerin sağlık giderlerini kendilerinden tahsil edecek.

İngiltere Tabipler Birliği, ziyaretçiler için başlatılan ücretli sağlık hizmetleri uygulamasının korumasız durumda olanların ihtiyacı olan sağlık hizmetlerini almasını engelleyeceğini belirterek karşı çıktı. Tabipler Birliği zamanında yapılmayan tedaviden dolayı hem Ulusal Sağlık Servisi NHS hem de hastaların ciddi zararlar göreceği uyarısında da bulundu.

22 milyar sterlinlik bütçe açığını kapatmak için getirilen uygulama ile yıllık olarak yaklaşık 500 milyon sterlin gelir elde edilmesi hedefleniyor. İngiltere’nin 2015 yılında uzun süreli vize başvurularını zorunlu hale getirdiği sağlık ücreti ile yıllık olarak elde ettiği gelir yaklaşık 200 milyon sterlin civarında.

Haberler ve Kamera: Orhan Dil
Sunucu: Semra Demirci
Seslendirme: H. Murat Sermet, Semra Demirci, Orhan Dil
Montaj: Mehmet Göztaş ve Rıza Çetinkaya

www.evrensel.net