Çevreyi zehirleyen İsveç tekeli Boliden yargı karşısında

Çevreyi zehirleyen İsveç tekeli Boliden yargı karşısında

İsveç tekeli Boliden zehirli atıkları Şili’ye bırakarak çevreye ve insanlara zarar verme suçundan yargı karşısında.

Murat Kuseyri
Stockholm

İsveç tekeli Boliden zehirli atıkları Şili’ye bırakarak çevreye ve insanlara zarar verme suçundan yargı karşısında. Atıklardan zarar gören yöre halkı, Boliden ve Şili’deki ortağı Promel'den 90 milyon kron tazminat talep ediyor.

Boliden, 1984-85 yıllarında  İsveç’teki maden ocaklarından çıkan civa, kurşun ve arsenik gibi maddeler içeren zehirli atıklardan kurtulmak için Şili’de kurulu Promel şirketiyle anlaştı. 20 bin ton ağırlığındaki zehirli atıkları Şili'ye yolladı. Promel de, bu atıkları Şili’nin kuzeyindeki Arica kasabası yakınlarına boşalttı. Kasabanın büyümesiyle atıkların yakınlarına yapılan konutlarda yaşayanlar kanser, kemik hastalıkları, böbrek ve solunum yetmezliği gibi hastalıklara yakalandı. Düşük yapan kadınların sayısında artış görüldü. Uzmanların yaptıkları araştırmalar hastalıkların yıllar önce doğaya bırakılan zehirli atıklardan dolayı meydana geldiğini gösterince Şilili kurumlar atıklardan zarar görenlerden bazılarına tazminat ödeyerek skandalı geçiştirmek istedi.. Ancak yöre halkı, hem Şili devletinin hem de Boliden ve Promel'in de sorumluluğu üstlenmesi ve tazminat ödemesini talep etti. Şirketlerin sorumluluklarını üstlenmemesi ve anlaşmaya yanaşmaması üzerine 796 Şilili, 2013 yılında Boliden hakkında dava açılması için girişimde bulundu. 

ŞİRKET SORUMLULUĞU ÜSTLENMİYOR

Atıkların taşındığı İsveç’in kuzeyindeki Skellefteå ilinde başlayan duruşmada Boliden, çevre katliamındaki sorumluluğunu kabul etmedi. Atıkların Şili'ye gönderilmesinin bir devlet kurumu olan Doğayı Koruma Kurumu (Naturvårdverket) tarafından onaylandığına öne süren Boliden, şirkete yönelik suçlamaları saçma olarak niteledi. 

SEGBİS sistemiyle duruşmaya katılan 3 Şililiden Patricia Moreno, 1995-2011 yılları arasında eşi ve üç çocuğuyla birlikte atıkların boşaldığı bölgede yaşadığını, kendisinin eklemlerinde ağrılar olduğunu, kocasının safra kesesinde kist oluştuğunu ve üç çocuğunun değişik hastalıklara yakalandığını ve kedisinin de bir yıl içinde öldüğünü söyledi. 

Şilili kurumların atıkların yol açtığı felaketleri gizlemek istediklerini söyleyen Moreno, “Arica'da kaos vardı. Hamile bir kadın düşük yaptı, ardından da kan kanserinden yaşamını yitirdi. Çok sayıda genç insanın kanser hastalığından yaşamını yitirmesi akla yatkın değil” dedikten sonra şirketin avukatlarına “Neden bize bunları yaptınız?” sorusunu yöneltti. 

ÇOCUĞUMU BOLİDEN ÖLDÜRDÜ

Debora Arancibia adındaki kadın da, çocuklarından birinin öldüğünü, diğerinin sakat kaldığını belirttikten sonra “Benim çocuğumu Boliden öldürdü” dedi. 

Duruşmada İsveçli iki yönetmenin “Civanın Çocukları” adlı belgesel de gösterildi. Filmde Doğayı Koruma Kurumu yöneticilerinden Hans-Ronald lindgren, Boliden’in Çevre Şefi’ne atıkların Şili’ye depolanmasının kabul edilebilir bir çözüm olduğunu söylediğini belirtiyor. 
Boliden’in avukatı Robin Oldenstam, Lindgren’in sözlerinin şirketin yasalara uygun davrandığının bir kanıtı olduğunu öne sürüyor. 

‘ÜÇÜNCÜ DÜNYA ÜLKELERİ’NE ATIKLARIN DEPOLANMASI OLAĞANDI'

Hukuki olarak Promel şirketi ile yaptığı anlaşmada eksiklikler olabileceğini kabul eden Boliden’in avukatları, 1984 yılında üçüncü dünya ülkelerine atıkların depolanmasının olağan olduğunu ancak bu durumun 1992 yılında Basel Sözleşmesi’nden sonra değiştiğini ve bundan dolayı da şirketin olanlardan sorumluluğu olmadığını öne sürdü. 
 

www.evrensel.net