Ormanların madenlere açılması ekolojik yıkıma neden olur’

Ormanların madenlere açılması ekolojik yıkıma neden olur’

Mecliste orman, mera, yaylakların şirketlere ve sanayiye açılmasını içeren maddelerin kabul edilmesine ekolojistler tepki gösterdi.

Ruken DEMİR

Meclis Plan ve Bütçe Komisyonu'nda orman, mera, yaylakların şirketlere ve sanayiye açılmasını içeren maddelerin kabul edilmesine tepki gösteren ekolojistler, bu durumun ekolojik yıkımlara neden olacağını ifade etti.  

Meclis Plan ve Bütçe Komisyonu'nda görüşmeleri devam eden “Bazı Vergi Kanunları ile Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı”nın Maden Kanunu’nun 55, 56, 57, 58. maddeleri ile Mera Kanunu’nun 61. maddesi komisyonda kabul edildi. Maden aramalarında Çevre Etki Değerlendirme (ÇED) sürecini ortadan kaldıran, firmalar için ise 3 ayla sınırlı tutan değişikliği öngören 54. madde ise komisyonda yapılan tartışmaların ardından HDP ve CHP’nin yanı sıra MHP’nin de muhalefet etmesi üzerine tasarıdan çıkarıldı. Maden Kanunu’nda ÇED süreçlerini ilgilendiren maddenin tasarıdan çıkarılmasının yanı sıra 55, 56, 57, 58 ve Mera Kanunu 61’inci maddelerinde yapılan değişikliklerin komisyonda kabul edilmesini Halkların Demokratik Kongresi (HDK) Ekoloji Meclisi Eşsözcüsü Beyza Üstün ve Ekolojist Ertuğrul Barka değerlendirdi. 

10 YILDA ORMANLAR YOK OLACAK'

Meclisten geçen 55'inci maddenin doğrudan ormanların madene açılmasını güçlendiren ya da maden işletmelerini koruyan bir madde olduğunu ifade eden Beyza Üstün, bu madde ile 10 yıl boyunca herhangi bir maden şirketinin faaliyet yürüttüğü orman sahasını bedelsiz kullanabileceğini söyledi. Orman sahalarının hiç bir şekilde kullanılmasını kabul etmeyeceklerini dile getiren Üstün, 55'inci madde ile ormanların işlevinin yok olacağını aktardı. 

Ormanlarla birlikte bütün canlıların yaşam alanlarının yok olacağına işaret eden Üstün şöyle devam etti: "Ormanlar doğal arıtım sistemleridir. Oradan gelen kirli suyun içinden kirletici alırlar. Yaşama, içindeki kirliklerden arınmış hava ve suyu verdiler. Ormanlar aynı zamanda doğal barajlardır. Bu kadar işlevsel bir doğal varlığın maden alanlarına açılması kabul edilemez. Yaşamın ciğeri olarak ya da su barajı olarak bu kadar işlevsiz bir maddeden bahsediyoruz. 10 yıl kullanılacak alanlarda zaten ormanlar kalmayacak."

'YOLSUZLUKLARI İZLEMEK MÜMKÜN OLMAYACAK'

Komisyonda kabul edilen 56'ncı maddede ise, ormanları ve bütün doğa alanlarının maden arama için ön çalışmaya açılacağını aktaran Üstün, bu duruma örnek olarak Manisa’nın Turgutlu ilçesinde Çaldağı bölgesinde maden işletmesinin 5 yıl uzatmalı olarak geçici izinle çalıştığını söyleyerek, “Geçici izin, ön arama çalışmaları ile izin demek ve doğal alanı kullanıma açmak demektir. 58'inci maddede ise,  artık kömür işletmeleri Türkiye Taş Kömürü Kurumu'na (TTK) maden ruhsatı verme ve işletme ihale etme yetkisine sahip oluyor. Artık kömür işletmelerini Türkiye Taş Kömürü Kurumu tek başına ihale edebilecek. Herhangi bir maden şirketine ihalesi söz konusu. Buraya maden ruhsatı verme yetkisi var. Bu da bugün süren pek çok yolsuzluğun önünün giderek açılacak olması anlamına geliyor. Yolsuzlukları izlemek mümkün olamayacak. Tam yetkili olacak. Doğal alanlar olduğu gibi maden işletmesine açık olacak" diye ifade etti.

'MECLİSTEN GEÇEBİLİR MEŞRU DEĞİLDİR'

Üstün, komisyonda kabul edilen 61'inci madde için de mera ve yaylalarda sadece ot bedeli vererek, işletmelere kullanım hakkı sunulduğunu belirtirken, "Genelde baktığınızda bu torba yasalarda hukuk dışı bir süreci izliyorsunuz. Çünkü doğal alanları koruyan diğer maddeleri yok sayan bir süreci olduğu gibi iktidara devlete teslim ediyor. Yani tamamen kapitalist bir saldırının karşısında doğal alanlar hukuksal alanlar 1-0 yenik. Bunu bilmek gerekir bunlar meşru maddeler değildir. İstediği kadar Meclisten geçsinler yaşam alanları korunmalıdır. Bunu koruyacak alanlar da orada yaşayan halklardır. Halklar hem kendi adına hem de oradaki tüm canlılar adına yaşam alanlarını koruyacaktır. Meşru olan da mücadeledir. Yaşam alanlarının varlığının sürdürmesidir. Biz burada duruyoruz ve karşılarında durmaya devam edeceğiz" dedi. 

'YIKIMLARA YOL AÇACAK'

Tasarıda kabul edilen maddelerin başlı başına ekoloji açısından yıkım yaratacağını kaydeden Ertuğrul Barka da, tasarının kabul edilen maddelerinin Meclis Genel Kurulu’nda da kabul edilmesi ile Türkiye'nin doğasında, dağlarında, ovalarında, ormanlarında, meralarında, yaşam alanlarında geri dönüşü olmayacak yıkımlara yol açılacağını dile getirdi. Türkiye'de devlet işlerinin ve siyasal iktidarın ne anayasa ile ne de yasalarla bir işleyişinin kalmadığını dile getiren Barka, muhalefetin bile Anayasa'ya saygısı olmadığını ifade etti.  

'GENEL KURUL'DAN DÖNMELİ'

Türkiye'nin sömürgeleşme sürecine sokulduğunu ve yaşam alanlarının tümünün meta olarak görülmekte olduğunu belirten Barka, toprak, hava ve suyun alınır satılır duruma geldiğini söyledi. Bugüne kadar sağlıklı bir Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) sürecinin işletilmediğini belirten Barka, halkın yasalardan ve uluslararası sözleşmelerden doğan katılım hakkını kullandığı toplantılardaki itirazlarına rağmen yetkililerin yasaların ve sürecin arkasından dolandığını hatırlattı. ÇED süreçleri ile aşılamayan engellerin yasal değişikliklerle yapıldığını belirten Barka, 54’üncü maddenin geri çekilmesinin tehlikeyi sona erdirmediğini söyledi. Halkın direnişine rağmen aynı uygulamaların tekrar edildiğini belirten Barka, kabul edilen maddelerle birlikte maden sahalarının daha rahat genişleyeceğini ve mera, yaylak alanların köylünün elinden alınarak sermaye çevrelerine peşkeş çekilebileceğini söyledi. Yapılmak istenen değişikliklerle sömürünün yasallaştırılmaya çalışıldığını belirten Barka, Meclis Genel Kurulu’ndan söz konusu tasarı maddelerinin geçmemesi gerektiğini ifade etti. (İzmir/MA)
 

www.evrensel.net