Reha Ruhavioğlu: Bu zulüm biter bir gün, masallarımız kalır

Reha Ruhavioğlu: Bu zulüm biter bir gün, masallarımız kalır

Sosyal medya yazarı, Reha Ruhavioğlu tutuklu hak savunucusu Günal Kurşun’a mektup yazdı.

Günal Hocam, 

Akıllı telefonlar çıktığından beri ne işe yaradığını bilmediğim bir kartvizit defteri var evde, belki de eski olduğundan atmaya kıyamamışımdır. Sizi ismen biliyorum elbette ama o defterin içinden size ait bir kartvizit çıkınca aslında tanışmış olduğumuzu fark ettim. Bugünlerde kokteyl suç sayılan bir insan hakları toplantısında almışım kartınızı, muhtemelen. Bu mektubu size yazmaya cesaretlendiren şey o kartvizit, bir de masallar...

Mektubu okuduğunuzda Berk’ten ayrılığınız galiba 112. güne girmiş olacak. 113. gün onu mahkemede görmeyi ümit ediyor olmalısınız. Empati kurabilmenin kötü yanları da vardır, oturduğunuz yerden acı çektirir mesela. Hayat birbirine teğet geçen zamanlar bütünü olmasa, zamanlarımız teğet geçmeyip kesişse belki ben de gün sayıyor olacaktım şimdi. Bu sebeple çok düşündüm hepinizi, sizi ve Veli’yi. Mesela adaletsizliğin 100. gününde eve geldiğimde kızımla oğluma 100 günlük uzaklıktan gelmişim gibi sarıldım. Berk’e yazdığınız masalları, Veli’nin doğmamış çocuğuna hasretini, Gönül’ün Veli yerine sarıldığı boşluğu, boşluğun karanlığını düşündüm sarılırken, utandım haliyle...

Yaklaşık iki senedir denk geldiğimiz akşamlarda kızıma uyumadan önce Kürtçe bir masal okuyorum. Oğlan ayran gönüllü biraz, ya da dikkat dağınıklığı var. Gelip biraz dinliyor sonra kaçıp gidiyor. Ama Avzem hemen her gece istiyor masalını. En sevdiklerimiz Roviyê Qotomoto ile Zeng û Beng. İlki sütünü çaldığı yaşlı kadına kuyruğunu kaptıran bir tilkinin kuyruğunu geri alıp utançtan kurtulma serüvenini anlatıyor, diğeri semirip yavrularını besleyebilmek için yaylaya çıkan bir keçinin, kurt tarafından yutulan yavrularını geri alma gayretlerini... Bazen Avzem uyumayı geciktirir, benim de yarım kalan bir işi bitirmem gerekiyordur ya da evde değilimdir. Böyle zamanlar için bir kaç masalı okuyup ses kaydını aldım, onları ses kaydından dinleyerek uykuya dalar. Evde isem başına gider, masalı okurken okşayamadığım saçlarını okşar vedamızı kulağına fısıldarım: Şev baş, xew xweş! 

Avukat Hülya hanımdan haberlerinizi, masallarınızı duydum. Ve ilk duyduğum günden bu yana bir babanın elinde duran masalın çocuğuna ulaşamamasının acısını taşıyorum. Hiç olmazsa sesi olsaydı diyorum, başını okşayamasa da kulağına ‘iyi geceler, tatlı rüyalar!’ diye fısıldayamasa da sesinden masalı dinleyebilseydi Berk. Sonra bu yargısal düzenin, bu hapishane sisteminin usulüne uygun yürüdüğünde bile bir zulüm düzeni olduğunu hatırlıyorum. Sonra neden bugüne kadar Berk’i arayıp babasından bir masal söylemedim ki diyorum kendime, gene utanıyorum...

Ümidimizden her seferinde vurulsak da adalete olan inancımız inadımızı diri tutuyor. Şeyhmus’un deyimiyle ‘içine düştüğünüz bu aksiyon filmi’nin 25 Ekim Çarşamba günü bitmesini, Berk’le masallar boyu kucaklaşmanızı, birikmiş bütün hasreti kulağına fısıldayacağınız ‘iyi geceler’ sözüyle gidermenizi, bu kabustan uyanmamızı, masallarımızı yarıştırmamızı ve masalları değiş tokuş etmemizi diliyorum. Unutmayın, iyi olan kazanacak!

Sevgiyle. 

Reha Ruhavioğlu


HAK SAVUNUCULARINA MEKTUBUMUZ VAR

5 Temmuz tarihinde, farklı hak örgütlerinden gelen hak savunucuları, çalışmalarını daha güvenilir, sağlıklı, güvenli ve etkin hale getirmek için bilgi ve tecrübe alışverişinde bulunmak amacıyla Büyükada’da düzenlenen atölye çalışması esnasında gözaltına alındılar. Uzun bir gözaltı sürecinin sonu da 10 hak savunucusundan sekizi tutuklandı. Özlem Dalkıran, Peter Steudtner, Ali Gharavi, Veli Acu, Günal Kurşun, İdil Eser,  Nalan Erkem ve İlknur Üstün’ün tutuklanmaları üzerinden tam YÜZ GÜN geçti. Silivri’de kalanlar ilk günden beri kimseyle mektuplaşamıyor. Haftada sadece bir saat avukat; bir saat birkaç aile üyesi ile görüşebiliyor.  Diğer tutuklularla spor, kültürel aktivite, sohbet hakkı gibi her türlü insani iletişimden yasaklılar. Biz dostları olarak mektuplarına ulaşabilen Ankara Sincan’daki  İlknur Üstün’e ve mektupları kendilerine hâlâ verilmeyen Silivri’deki hak savunucularına mektup yazmaya göndermeye aralıksız devam ediyoruz. Bu köşede hak savunucularının da okuyabileceği Birgün, Cumhuriyet ve Evrensel gazetelerinde kendilerine yazılan açık mektupları paylaşıyoruz.

Son Düzenlenme Tarihi: 24 Ekim 2017 14:05
www.evrensel.net
ETİKETLER mektup