Semih Özakça: Herkesi hastane nöbetine desteğe çağırıyoruz

Semih Özakça: Herkesi hastane nöbetine desteğe çağırıyoruz

Tele 1 TV canlı yayınına katılan Semih Özakça, tüm yurttaşları Nuriye Gülmen için Numune Hastanesi önündeki nöbete desteğe çağırdı.

Tele1 TV'de 'Ece Zereycan ile Gün Bitiyor' programına canlı yayında bağlanan, açlık grevindeki eğitimci Semih Özakça ve eşi Esra Özakça, süreci ve yaşadıklarını anlattılar. Tutukluluk sürecinin amacının direnişi kırmak olduğunu belirten Semih Özakça, ancak hükümetin bunu başaramadığını, taleplerinin meşru olduğunu ve direnişe devam edeceklerini söyledi. Semih Özakça ayrıca tüm yurttaşları, Nuriye Gülmen'in tutulduğu Numune Hastanesi önünde süren nöbete destek olmaya çağırdı.

Semih Özakça'nın canlı yayında aktardıkları şöyle:

'YAPILMAK İSTENEN İRADEMİZİ KIRMAKTI'

"Bizim direnişimiz gerçekten çok yaygınlaşmış ve destekçileriyle birlikte yürüyen bir direniş. Bu nedenle içerde ve dışarda olmak, direnişinin sürmesi adına pek bir sorun yaratmadı.

Zorla müdahale tehdidi bir açlık grevcisi için en istenmedik şeydir. Biz bir irade ortaya koyup işimizi geri isteyip onurumuzu savunup direniş başlattık. Kendi kararlılığımızı gösterdik. Yapılmak istenen irademizi kırmaktı. Şu an ben zorla müdahale tehdidinden biraz daha uzaktayım ama tutuklu bulunan Nuriye hocamız hâlâ tehdit altında. İçeriye girmemizin bir nedeni var. Bu da direnişini kırmak amacıyla yapıldı."

'İKTİDAR, İŞTEN ATILMIŞ EMEKÇİLERİN İNTİHARLARINI HİÇ DERT EDİNMİYOR'

"AKP iktidarı herhangi bir karşı duruşu, tahammül göstermeden sindirmeye, baskı altına almaya çalışıyor. AKP iktidarı, KHK ile işten atılmış emekçilerin intiharlarını hiç dert edinmiyor. Buna maruz kalan insanların psikolojik düşüncelerini ve etkilerini hiç düşünmüyor. Çünkü sümen altı edebiliyor, görmezden gelebiliyor. Direnişimizi görmezden gelemediği için tutuklandık. Direnişin bitmesini bekledi.

'HALKIN DESTEĞİ VE TALEBİN MEŞRULUĞU NEDENİYLE BİR ŞEY YAPAMADILAR'

Çeşitli yöntemlerle birçok saldırı oldu içeride de. Hapishanede yapılan birçok saldırı aslında haksız yere hukuksuz yere direnişimize yapılan saldırıydı. Hapse girdik.

Tutukluluğumun bitmesi, Nuriye hocanın tutukluluğunun devam etmesi…  Yargıçlar her ne kadar itirafçı ifadesini söyleseler de aslında bizim tutuklanmamız 20 gün üzerinden oldu. Yüksel Caddesi'nde yaptığımız basın açıklamaları somut delil gösterildi. Eskişehir'e gitmişim, ne yaptığım yazmıyor ve bu delil olarak iddianameye konulmuş. Hatay'a gitmişim ama ne yaptığım yazmıyor bu da iddianemeye konulmuş. 20 gün için tutuklandık. Oradaki basın açıklamaları işin bahanesi. Direniş bitmediği için yeni yeni şeyler eklenmeye çalışıyor ama şu anda çok çaresiz bir durumdalar.

O kadar çok şey yaptılar ki. Bize söylemedikleri hiçbir şey kalmadı. Halkın desteği ve talebin haklılığı ve meşruluğu nedeniyle bir şey yapamadılar. İnsanlar bizi destekliyor. Haklılığımız o kadar ortada ki bizim üzerimize iftiralar atıldı. İçişleri Bakanı 'Yiyor' dedi. Yiyip yemediğimizi onlar bizden daha iyi biliyor.

'2 KİŞİNİN TERÖRİST OLDUĞUNU KANITLAMAK İÇİN BAKANLIK TARAFINDAN KİTAPÇIK YAYINLANIYOR'

"Kırılmaktan ziyade biraz insanın içini acıtan bir şey. İnsanları bu derece yönlendirmek… Ben çok uzun süreler öğretmenlik de yapmadım. 2014'te başlıyor, ne değişti, bu zamana kadar ne yapmışım 3 senede nasıl terörist olmuşum. Bunun açıklamasını yapman gerekir. Bunu halka anlatman gerekir. Bunun yanında açıklama yapmak yerine iki kikişinin terörist olduğunu kanıtlamak için bakanlık tarafından kitapçık yayınlanıyor. Dünyada ilk! Böyle bir saldırıyla karşı karşıyayız."

'BEN DE NURİYE HOCA DA İŞİMİZİ İSTİYORUZ'

"Bu derece aç kalmayı, bu derece acı çekmeyi, sevdiklerimizi özlemeyi istemezdik. Kimsenin tercih edeceği bir durum değil.

Bizler çok haklı bir talebi her zaman dillendirmeye devam edeceğiz. Bir insanın ekmeğiyle oynanmamalı. Oynandığında bir insan ekmeğini talep eder. Olması gereken ve doğal olan bunlardır.

'Gezi eylemi, Tekel eylemi yaratmak istiyorlar' gibi bir bahaneyle bir çerçeveye oturtmak gerçekten kabul edilecek bir durum değildir. Çünkü ülkede birçok kimse aç, yoksul, işsiz. İnsanlar iş talep ediyor ama bunun karşısında bir politika üretmiyorsunuz. Talebin karşılığında baskı ve zorbalıkla karşılaşıyoruz.

Tahlliye olmamdan sonra direnişi ikiye bölmeye çalıştılar, kişiye göre değerlendirmeye çalıştılar. Ancak böyle değil. Ben talimatlarla hareket edildiğini düşünüyorum... Nuriye hoca da ben de işimizi istiyoruz."

'HASTANE ÖNÜNDE NÖBET SÜRÜYOR'

"Bu talepler altında Nuriye hocanın zorla müdahale tehdidinden kurtulması, tahliye olması ve işimize geri dönmek talebimiz hâlâ devam ediyor. Biz işimizi istiyoruz, işimizi alana kadar da açlık grevini sürdürüyoruz.

Yüksel Direnişi eyleminin kazanması demek açlık grevinin kazanması demektir. Açlık grevinin kazanması demek Yüksel Direnişi'nin kazanması demektir. Bizim sesimiz soluğumuz olan Yüksel direnişçilerine ve halka çok teşekkür ediyoruz. Hala Nuriye ve Semih demeye devam ediyorlar. Nuriye ve Semih demek biliyorsunuz artık suç olarak değerlendiriliyor. Buna rağmen sesimize nefes olan herkese çok teşekkür ediyoruz, destek olmaya çalışıyoruz. Hastane önünde bir nöbet sürüyor, o nöbete destek olmaya çağırıyoruz herkesi."

(HABER MERKEZİ)

Son Düzenlenme Tarihi: 24 Ekim 2017 00:48
www.evrensel.net