ARTI EKSİ 7 LONDRA - 23 EKİM 2017
İngiltere'de kamu emekçilerinden hükümete uyarı

Artı Eksi 7 Londra, bu bölümünde İngiltere’de kamu emekçilerinin sokağa taşan mücadelesini ve taleplerini konu aldı.

Artı Eksi 7 Londra, İngiltere'nin haftalık panoramasını sunmaya devam ediyor. Programın bu bölümünde kamu emekçilerinin sokağa taşan mücadelesi var.

İngiltere’de son 7 yıldan beri uygulanan kemer sıkma politikalarının, kamu emekçileri dahil, toplumun en mağdur kesimlerinin yaşamını giderek zorlaştırdığı her hafta açıklanan yeni araştırmalar ve raporlarla belgeleniyor. Artı Eksi 7 Londra’da bu hafta Kamu emekçilerinin sokağa, muhalefetin parlamentoya, vakıfların ise raporlarına taşıdığı; talepler, tartışmalar ve rakamlar var.

KAMU EMEKÇİLERİNDEN ORTAK MÜCADELE HAZIRLIĞI

Kamu çalışanları, muhafazakar iktidarın son 7 yıldan beri uyguladığı ücret artışı sınırlamasına son verilmesini talep etmek için Londra’da bir yürüyüş gerçekleştirdi. Kemer sıkma politikaları kapsamında kamu çalışanlarının ücret artışını yüzde 1 ile sınırlandıran muhafazakarların kamu alanında uyguladığı kesintiler nedeniyle 1 milyon civarında kamu çalışanı işinden oldu.  

Sendikalar Konfederasyonu TUC’un çağrısı ile 17 Ekim akşamı Başbakanlık Konutu önünde başlatılan yürüyüş, başta PCS, UNISON, GMB ve UNITE olmak üzere kamu alanında örgütlü olan sendikalar, öğretmenler, hemşireler, sağlık çalışanları ve itfayecilerin katılımı ile gerçekleştirildi. Yürüyüşe kampanya örgütlerinin yanı sıra İşçi Partili milletvekilleri de destek verdi. Mesai bitiminde kortejler oluşturarak yürüyüşün başlangıç noktası olan Başbakanlık Konutu önüne hareket eden kamu çalışanları, taleplerini ilkin yürüyüş öncesi gerçekleştirdikleri konuşmalarda dile getirdi. Hükümetten ücretlerin sınırlandırmasına son vermesini talep eden konuşmacılar, kamu sendikalarına da ortak mücadele ve grevlerin hayata geçirilmesi çağrısı yaptı.

Konuşmaların ardından sloganlarla, Başbakanlık Konutu önünde başlayan yürüyüş,  Sağlık Bakanlığı, Parlamento ve Eğitim Bakanlığı’ndan oluşan güzergahtan ilerleyerek Parlamento Meydanı’nda son buldu.

Parlamento Meydanı’nda UNISON, GMB, PCS, NEU ve RCN sendikalarının genel sekreterleri birer konuşma yaparak, ücret artışı sınırlamasında ısrar eden hükümeti uyardı. Hükümetin, sağlık çalışanlarını ücret sınırlandırması dışında tutacağı açıklamasına vurgu yapan konuşmacılar, kamu çalışanlarını karşı karşıya getirecek bu tür yaklaşımlara izin vermeyeceklerini ve tüm kamu çalışanlarını kapsamayan bir anlaşmayı kabul etmeyeceklerini dile getirdi. Kamu çalışanları için yüzde 5 zam talep eden Kamu ve Ticari Sektör Sendikası PCS’in Genel Sekreteri Mark Serwotka, koordineli grevin hazırlığı için sendikasının başlattığı grev oylamasının diğer sendikalar tarafından da hayata geçirilmesini talep etti.

PCS Genel Sekreteri Mark Serwotka, şunları söyledi:
“Son on yıldan beri ücretlerimiz düşürüldü. Üyelerimiz gerçek anlamda yüzde 10 ücret kaybı yaşadı. Her bir üyemizin dönem kaybı 3 bin 500 sterlin. Ücretlerde kesinti, enflasyondaki atış, emeklilik katkı payındaki artış üyelerimizin geçimini oldukça zorlaştırdı.”

Konuşmanızda yüzde 5 ücret zammı talep ettiniz. Sizce hükümet bunu karşılayacak durumda mı?

“Hükümet, birlikte hareket ettiğimiz taktirde, tüm taleplerimizi karşılamak zorunda kalacak kadar zayıf. Yüzde 5 belki çok gibi gelebilir ama enflasyon yüzde 3,  ücret kaybı yaşamamak için bu oranın karşılanması lazım. Çok haklı bir talep. Hükümet, yüksek gelirlileri, şirketleri doğru oranda vergilendirirse bu parayı kolaylıkla bulabilir. Bu talebimizi ancak baskı kurabilirsek başarabiliriz. Bu yüzden mitingde dile getirdiğim talep, tüm sendikaların birleşmesi ve ortak eylem yapması oldu. Ancak bu durumda temsil ettiğimiz insanlar için yeterli zam alabiliriz.”

Yaptığınız grev oylamasının tüm kamu sendikalarında hayata geçirilmesini ve ortak eylem yapılmasını talep ettiniz. Bu ne kadar olanaklı?

“2011 yılında hükümet emeklilik haklarımızda kesinti yaptığı zaman aynı tartışmaları yürüttük ve 29 sendika birlikte 2 milyon çalışanın katıldığı bir grev gerçekleştirdik. Bu da ortak mücadelenin olanaklı olduğunu gösteriyor, daha ağır antisendikal yasalar olmasına rağmen biz bunu başarabiliriz. Bu konuda kararlıyız, sandıktan grev kararı çıkarttığımız taktirde, diğer sendikalardan da aynı kararı çıkarmalarını talep edeceğiz. Ortak mücadele ile bu hükümete geri adım attırabiliriz."

BREXİT MÜZAKERELERİ ÇOK YAVAŞ İLERLİYOR

Brexit sonrası Birleşik Krallık ve Avrupa Birliği arasındaki ilişkileri düzenleyecek süreç, Başbakan Theresa May tarafından resmi olarak 19 Haziran’da başlatılmış olmasına rağmen hala ciddi bir aşama kaydedebilmiş değil. Brexit kararı sonrası David Cameron’dan boşalan liderlik koltuğuna oturan Theresa May’in Brexit’e ilişkin politikaları, Westminster Parlamentosu’nda İngiliz parlamenterleri, Brüksel’de ise Avrupalı parlamenterleri ikna etmeye yetmiyor.

Avrupa Birliği düzenlemelerinin İngiltere’nin iç hukukuna aktarılmasını sağlayacak AB’den Çıkış Yasa Tasarısı, 11 Eylül’de komisyon görüşmeleri aşamasına geçmiş olmasına rağmen şimdiye kadar yapılan 300’den fazla değişiklik ve 54 yeni madde eklenmesinden dolayı çok yavaş ilerliyor. İngiltere parlamentosunda tüm yetkileri elinde tutmaya çalıştığı eleştirisi ile destek bulmakta zorlanan hükümet, Avrupa parlamentosunda ise ayrılığın mali sorumluluklarını üstlenmeye yanaşmadığı için tepki alıyor. Hükümet, parti içerisinden yükselen itirazlar ve muhalefetin sert eleştirilerinden dolayı hazırladığı yasa tasarısına ilişkin parlamentodaki tartışmaları 18 Ekim’den itibaren  Kasım ortasına kadar askıya alırken, AB ile görüşmelerini ise Perşembe ve Cuma günü devam ettirdi.

Dört ay önce başlayan Brexit müzakerelerinde bir aşama kaydedilememiş olmasının yarattığı baskıyı frenlemek için May, 22 Eylül’deki İtalya’ya ziyareti esnasında yaptığı konuşma ile kesenin ağzını açtı. AB üyeliğinin devam edeceği süre için Avrupa bütçesine 20 milyar avro katkı sunma sözü ile kesenin ağzını açan May’in sunduğu rakam AB’nin önde gelen ülkeleri tarafından yeterli görülmese de başlangıç için olumlu bir adım olarak değerlendirildi. May, AB liderlerinin Brexit’i görüşmek üzere 20 Ekim Cuma günü gerçekleştirecekleri toplantı öncesi Brüksel’e hareket etti. May, 19 Ekim Perşembe akşamı AB liderleri ile bir araya geleceği yemek için hareket ettiği saatlerde Facebook sayfasından yaptığı bir açıklama ile de şimdiye kadar bir güvence vermeye yanaşmadığı Birleşik Krallık’ta yaşayan Avrupa Birliği üyesi ülke vatandaşlarının oturum başvurularını kolaylaştıracağını da duyurdu.

May, akşam yemekte sabah da kahvaltıda bir araya geldiği AB liderlerinden halka karşı savunabileceği bir anlaşma talep etti. Mali yükümlülükler, AB vatandaşlarının hakları, Kuzey İrlanda sınırı konularında yeterli ilerleme sağlanmadığı için Birleşik Krallık ile ticari konuların müzakeresi aşamasına geçilmediğini deklare eden AB liderleri kapıyı açık bırakmak için Brexit sonrası ticari ilişkileri kendi aralarında görüşmeye başlayacakları bilgisini de paylaştı.

HÜKÜMET UNIVERSAL CREDIT’TE ISRAR EDİYOR

Birleşik Krallık’ta 1940 yılında başlanan sosyal yardımlarda köklü değişiklikler içeren Universal Credit uygulaması yardım alanların yaşamında bir iyileşme sağlamadı. Şimdiye kadar ortaya çıkan veriler ve geçen hafta parlamentoya taşınan tartışmalar, Universal Credit’in yardımla geçinmek zorunda kalanları mağdur ettiğini ortaya koymasına rağmen, hükümet uygulamayı devam ettirmekte ısrarlı.

Universal Credit, çalışma yaşında olan işsizler veya düşük gelirli işlerde çalışanlar için verilen 6 ayrı yardımın yerini alan ve aylık olarak ödenen uygulamaya verilen isim. Universal Credit kapsamında yardım başvurusu yapanların ilk ödeneklerini almak için 7 hafta beklemek zorunda kalmaları, başvuruyu gerçekleştirebilmek için aradıkları telefonun ücretli olması, biriken kira borcu nedeniyle evsiz kalma tehlikesi ile karşı karşıya kalınması gibi ciddi sorunlar yaratan sistemden yaklaşık 8 milyon kişi etkilenecek. Dönemin İşçi Partisi’nin de destek verdiği sistemi eleştiren Jeremy Corbyn, Başbakan Theresa May’den eksiklikleri giderilene kadar uygulamayı durdurmasını bir kez daha talep etti. Önerilere kulak vererek başvurular için ücretsiz telefon uygulamasına geçileceğini ve acil yardıma ihtiyacı olanlara avans ödeme yapılacağını beyan eden May, sistemin çalıştığını iddia ederek uygulamanın devam edeceğini söyledi.

İşçi Partisi’nin girişimi ile akşam saatlerinde Universal Credit’in durdurulmasına yönelik sembolik oylamaya katılmayan Muhafazakar Partisi, oylamadan çıkan kararı da dikkate almayacağını ifade etti. Universal Credit’in durdurulması için yapılan oylama, 299 karşı 0 oyla sonuçlanırken, oylama sonucunu dikkate almayan hükümete ilk tepkiyi Meclis başkanı gösterdi.

HER DÖRT GENÇTEN BİRİ BORÇLA YAŞIYOR

Dünyanın en gelişmiş 5. ekonomisine sahip olan İngiltere’de, parasız eğitim hakkı ellerinden alınan ve iş güvencesinden yoksun bırakılan gençler yaşamlarını ancak borçlanarak devam ettirebiliyor. Young Women’s Vakfı, gençlerin günlük temel ihtiyaçlarını ancak borçlanarak karşılayabildiğine dikkat çektiği yıllık araştırmasını kamuoyu ile paylaştı. Temel ihtiyaçlarını karşılayacak kadar geliri olmayan 18-30 yaş arası yaklaşık 5 milyon gençten bir milyonu ciddi mali zorluklar yaşıyor.

Araştırma, giderek artan fiyatlar, ücret ve gelirlerindeki durgunluk nedeniyle gençlerin dörtte birinin sürekli borçla yaşadığını, ay sonunu getirebilmek için boğazından kısmak ve fazla mesai yapmak zorunda kaldığını da ortaya koyuyor.

Channel 5 tarafından yaptırılan bir araştırma ise gelir dağılımında en üstte olan ailelerle en altta olanlar arasında 900 katlık bir fark olduğunu ortaya çıkartan araştırma, gençlerin daha fazla eşitsizlikle yüz yüze kalacağına dikkat çekiyor. İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana doğan her çocuğun kendisinden önce doğan her kuşaktan daha yoksul olduğu da araştırmanın bulguları arasında yer alıyor.

İşsizlik oranı nüfusun diğer kesimlerine oranla üç kat daha yüksek olan gençlerin borçlanmadan kaynaklı sorunlar nedeniyle danışmanlık merkezlerine yaptıkları başvurular da giderek artıyor. Citizens Advice bürolarına borçlanma sorunu nedeniyle geçen yıl başvuru yapan gençlerin oranında ki artış yüzde 21.

New Policy İnstitute tarafından, StreetGames için 14-24 yaş arası gençlerin yaşadığı yoksulluğun seviyesi eğilimine dikkat çekmek için hazırlanan bir rapor göre ise; Birleşik Krallık’ta yaşayan 9 milyon gençten 2,7 milyonu yoksulluk sınırında yaşıyor.

Son 6 yıl içinde gençleri doğrudan etkileyen hükümet politikalarından bazıları şunlar:

  • Üniversite harçları 9,000 sterline çıkartıldı.
  • Eğitim Destek Ödeneği (EMA) kesildi.
  • 35 yaş altındaki gençler için kira yardımları düşürüldü.
  • İşsizlik yardımı alanlar, karşılıksız çalışmaya zorlandı.
  • Gençlik servislerinde 387 milyon sterlin kesintiler yapıldı. (EVRENSEL WEB TV)

Haber ve Kamera: Orhan Dil
Sunucu: Semra Demirci
Seslendirme: H. Murat Sermet, Semra Demirci
Montaj: Mehmet Göztaş ve Rıza Çetinkaya
Röportaj: Arif Bektaş ve Oktay Şahbaz

Son Düzenlenme Tarihi: 23 Ekim 2017 19:26
www.evrensel.net