MAZLUMDER: Konut dokunulmazlığına müdahale

MAZLUMDER: Konut dokunulmazlığına müdahale

Malatya’nın Doğanşehir İlçesi’ne bağlı Sürgü Beldesi’nde Alevi yurttaşlara yönelik saldırı ile ilgili bölgeye giden MAZLUMDER üyeleri, ön rapor hazırladı. Raporda, “Sıradan bir adli vakadan sonra bir evin taşlanması, ailenin güvenlik nedeniyle dahi olsa konut dokunulmazlığına müdahale edilmesi kabul edilemez


MAZLUMDER, Malatya’nın Doğanşehir İlçesi’ne bağlı Sürgü Beldesi’nde Alevi yurttaşlara yönelik saldırı ile ilgili hazırladığı Araştırma- İnceleme Raporunu yazılı açıklama ile duyurdu. Raporda olayın duyulması ile birlikte MAZLUMDER GYK Üyesi Hüseyin Sarıgül, Malatya Şube Başkanı Abdülkadir Yılmaz, MAZLUMDER Malatya yönetim kurulu üyeleri ve gönüllüleri Raşit Alaca, Sinan Oral, Münir Altunkaya ve İbrahim Sarıgül’den oluşan heyetin olay yerinde incelemelerde bulunmak üzere 30 Temmuz’da bölgeye gittiği kaydedildi. Olay yerinin Sünni yurttaşlarla Kürt Alevi yurttaşların birlikte yaşadığı ve bugüne kadar etnik ve mezhebi çatışmaların görülmediği bir yer olduğuna işaret edilen raporda, olayın tarafları ile konuşulduğu belirtildi. İlk görüşmenin Evli ailesi ile yapıldığının belirtildiği raporda, davulcu Mustafa Ekşi, yöre halkı, belediye başkanı ve muhtar ile de görüşüldüğü kaydedildi.

BİRDEN ÇOK HAK İHLALİ YAŞANDI

Raporda heyetin gözlem ve değerlendirmelerine yer verilerek, güvenlik önlemlerinde bir sıkıntıya rastlanmadığı, evin pencere camlarının kırılmış olduğu, ev prefabrike olduğu için duvarlarında bir kaç tane taş izi görüldüğü, evin bahçesinde bulunan ve yaş tütünü kurutmakta kullanılan ağaç iskelenin yıkıldığı, bundan başka bir hasar görünmediği, Evli ailesi ile davulcu Mustafa Ekşi arasında bir münakaşanın olduğu, ancak bunun şiddete (darp) dönüşüp dönüşmediği hususunda karşılıklı iddialar bulunmakla birlikte, şiddet kullanmaya dönüşmüşse bile bunun ileri düzeyde olmadığı, sayıları konusunda farklı görüşler de olsa, evin etrafının sarıldığı, slogan atıp evin taşlandığı; ancak bu kalabalığın toplanma yönteminin kendiliğinden mi, yoksa herhangi özel bir yöntem ve organizasyonla toplanıp toplanmadığının bilinemediği, bununla birlikte toplanma biçiminin kendiliğinden olduğuna ilişkin olay yerinde genel bir kanaat oluştuğu belirtildi. Raporda herhangi bir gözaltı olayının yaşanmadığı, Evli ailesinin, olaylar yatıştırılana kadar bölgeden taşınmasının, güvenlik amirlerince ve belediye başkanınca önerildiği, ancak ailenin bu teklifi kabul etmemesi üzerine ısrarcı olunmadığı, gece saat 03.00 civarında, heyetlerinin çalışmaları sırasında motosikletli birkaç kişinin olay mahallinin uzağından geçerek, “Apo’nun piçleri buradan gidecek” diye bağırdıkları, kasabada, Alevi-Sünni kavramlarından ziyade, Kürt-Türk kavramlarının kullanıldığı, bunun nedeninin ise, gerek Sürgü kasabasında gerekse kasabanın bağlı olduğu Doğanşehir İlçesi’nde, Alevi vatandaşların aynı zamanda Kürt oldukları, bölgede Kürt tanımının aynı zamanda Alevi anlamında kullanıldığı, münakaşanın bu boyuta ulaşmasında, söylendiği iddia edilen “davulunuzu ve ezanınızı susturacağız” sözünün ahali üzerinde etkili olduğu, Evli ailesinin “Sizin davulunuzu da, ezanınızı da susturacağız” sözünü söyledikleri yönündeki iddiayı kesin bir dille reddettiği, binin üzerinde hane olduğu söylenen Sürgü’de, yüzün üzerinde Alevi ailenin olduğu, başta kişi ve konut dokunulmazlığı olmak üzere, bu olayda aynı anda birden çok hak ihlalinin yaşandığının gözlemlendiği belirtildi.

Raporun sonuç bölümünde şu değerlendirmeye yer verildi: “Sıradan bir adli vakadan sonra bir evin taşlanması, ailenin güvenlik nedeniyle dahi olsa konut dokunulmazlığına müdahale edilmesi kabul edilemez bir durumdur. Diğer yandan Sürgü kasabasında gelişen olaylarla ilgili özellikle sosyal medyada paylaşılan haberlerde aileye ait ahırın yakıldığı şeklindeki bilgilendirmeler gerçeği yansıtmamaktadır. Yaptığımız görüşmelerde aile fertlerinin yakılma ile ilgili beyanları olmamış, heyetimizce de yakılmış herhangi bir mahal gözlemlenmemiştir. İster etnik, ister mezhepsel nedenlerle olsun herhangi bir saldırı nasıl kabul edilemezse, bu saldırıdan yola çıkarak internet sorumsuzluğunda başkaca bir nefret dili üretmek de kabul edilemez.” (ANKARA)

www.evrensel.net