Cumartesi Anneleri 656. kez adalet istedi

Cumartesi Anneleri 656. kez adalet istedi

656. kez Galatasaray Meydanı'nda bir araya gelen Cumartesi Anneleri: Gerçek adalet ve gerçek hukuk devleti talebimizden vazgeçmeyeceğiz

Cumartesi Anneleri, gözaltında kaybedilen yakınlarının akıbetini sormak ve faillerin yargılanması talebiyle sürdürdükleri adalet arayışlarının 656'ncı haftasında bir kez daha Galatasaray Meydanı'nda bir araya geldi.

Cumartesi Anneleri, geçtiğimiz günlerde gözaltına alınan ETHA muhabiri Havva Cuştan ve ETHA Editörü İsminaz Temel'in serbest bırakılmasını talep etti. Gözaltında kaybedilen Abdulkerim Yurtseven, Miktad Özeken ve Münir Sarıtaş'ın akıbetlerini soran Cumartesi Anneleri, 90'lı yıllarda Cizre'de 21 kişinin kaybedilmesinden sorumlu tutulan Albay Cemal Temizöz'ün de aralarında bulduğu 8 kişinin beraat etmesine tepki göstererek, "İnsanlığa karşı suç işleyen devlet görevlileri ve beyaz Toros zihniyeti yargı eliyle aklandı" dedi.

'HENÜZ ÇOCUKTU'

Münür Sarıtaş'ın annesi Mahbut Sarıtaş, 22 yıldır çocuğunu beklediğini söyleyerek, ''Çocuğumun cenazesinin verilmesini istiyorum. Oğlumun kemiklerini yıkayıp bir mezara gömmek, oğlumun mezarı başında bir fatiha okumak istiyorum'' dedi. Münür Sarıtaş'ın en büyük çocuğu olduğunu hatırlatan Mahbut Sarıtaş özetle şunları söyledi:

''13 yaşındaydı, henüz çocuktu. Onu çok zor şartlarda büyütmüştüm. Oğlum, 'Ağaçlı köyüne gidip odun toplayacağım' dedi. Dayımların evi de o köyde. Ona ne kadar 'gitme' dediysek de gitti. Ondan sonra neler yaşandığını biliyorsunuz. Ben oğlumun kemiklerini istiyorum. İnsanlar ölülerinin mezarlarına gittiğinde içim acıyor. Oğlumun tabura götürüldüğünü biliyoruz. Taburda öldürüldü. Bana göre oğlumun kemikleri halen taburun bulunduğu alanda gömülü. Oğlum mahsumdu."

'MEZAR TAŞI OLSUN İSTİYORUZ'

Hakkari'nin ilçesi Yüksekova'da 1995 yılında gözaltında kaybedilen Abdülkadir Yurtsever'in torunları da Galatasaray Meydanı'ndaydı. Torunlardan Perihan Yurtseven 3 kuşaktır adalet aradıklarını söyledi. Yurtseven, 90'lı yıllarda köylerde, mahallelerde yakınlarının gözaltında kaybedildiğini belirterek ''Ama bugün OHAL bahanesiyle yakınlarımız sokak ortasında katlediliyor. Bizler dedemizin bir mezar taşı olsun istiyoruz. Devlet öldürdüğü insanların kemikleriyle yüzleşmekten, insanlık dışı uygulamaların hesabını vermekten korkuyor. OHAL ile korku üretmeye çalışan iktidara karşı susmayacağız. Dedenizin akıbetini sormaktan, adalet aramaktan, barış talep etmekten vazgeçmeyeceğiz'' dedi.

Eylemin devamında basın açıklamasını okuyan İHD’li Gönül Sonbahar, “Gerçek adalet ve gerçek hukuk devleti talebimizden vazgeçmeyeceğiz. Adalet Bakanı Abdülhamit Gül ‘Türkiye bir adalet ülkesidir’ diyor. O zaman sormak hakkımız. Türkiye bir adalet ülkesiyse, Türk yargısı dünyanın en hassas yargısıysa biz neden 656 haftadır Galatasaray’dayız?” diye sordu. 

Sonbahar, konuşmasının devamında 22 yıl önce gözaltında kaybedilen Abdulkerim (Şemsettin) Yurtseven, Miktad Özeken ve Münir Sarıtaş davasındaki hukuksuzluklara değindi. 

İTİRAFÇI: KÖYLÜYÜ DÖVEREK ÖLDÜRDÜLER

Sonbahar, “27 Ekim 1995 günü Binbaşı Mehmet Emin Yurdakul komutasındaki Yüksekova Komando Taburuna bağlı askerler Yüksekova’nın Ağaçlı Köyü'ne baskın yaptı. Baskın sırasında köylülere ağır şiddet uygulandı. Askerler köyden ayrılırken işkenceden ayakta duramayan 73 yaşındaki Abdulkerim Yurtseven ile köye odun toplamak için gelen 18 yaşındaki Mikdat Özeken ve 13 yaşındaki Münür Sarıtaş’ı da gözaltına alarak askeri araçla Yüksekova İlçe Jandarma Taburuna götürdü” dedi. 

Sonbahar, itirafçı Kahraman Bilgiç’in yazdığı kitapta köylülerden yaşlı olan Abdülkerim Yurtseven’in dayakla öldürüldüğünü yazdığını söyledi. 

Bilgin’in itiraflarına değinen Sonbahar, ”Tabura gelince Uzman Çavuş'un biri telaşla koşarak yanımıza geldi. Binbaşıya ‘Komutanım köylülerden biri öldü’ dedi.

Binbaşı Uzman Çavuş'a, ‘Peki diğer iki köylü onun geberdiğini gördü mü’ dedi. Uzman Çavuş gördüğünü söyleyince, Binbaşı tereddütsüz bir yüz ifadesiyle, ‘Diğer ikisini de gebertin’ dedi. Askerler Binbaşının talimatıyla diğer iki köylüyü Yüksekova Tabur Komutanlığı atış poligonunun olduğu bir yere götürüp, ellerine kazma kürek vererek kendileri için mezar kazdırdı. Binbaşının talimatıyla kurşuna dizilen köylüler kendi kazdıkları mezara gömüldü” dedi. 

Sonbahar, Yüksekova Komanda Taburunda görevli bir askerin de terhis olduktan sonra, Abdülkerim Yurtseven'in dövülerek, Mikdat Özeken ve Münir Sarıtaş’ın Binbaşı Mehmet Emin Yurdakul'un talimatıyla itirafçı Kahraman Bilgiç ve Yüzbaşı Nihat Yiğiter tarafından kurşuna dizilerek öldürüldüğünü söylediğine değindi. 

AİHM TÜRKİYE’Yİ TAZMİNATA MAHKUM ETTİ

Anlatımlara rağmen sorumlular hakkında açılan dava 12 Kasım 1999 tarihinde delil yetersizliği gerekçesiyle kesin beraat hükmü ile sonuçlandığını aktaran Sonbahar, “Ailelerin yaptığı temyiz başvurusu Yargıtayca reddedildi ve 2 Nisan 2001 tarihinde beraat kararı onaylandı. AİHM‘e taşınan dava 2003 yılında sonuçlandı. AKP hükümeti AİHM’e yaptığı savunmada suçu kabul ederek, tazminat ödeme yoluna gitti” dedi. (İstanbul/EVRENSEL)

www.evrensel.net
ETİKETLER Cumartesi Anneleri