3 gazeteci 24 Ekim'de ilk kez hakim karşısına çıkıyor

3 gazeteci 24 Ekim'de ilk kez hakim karşısına çıkıyor

Bakan Berat Albayrak’a ait mailleri haberleştirdikleri için tutuklanan gazeteciler Ömer Çelik, Tunca Öğreten ve Mahir Kanaat hakim karşısına çıkıyor.

Cansu PİŞKİN
İstanbul

 
RedHack’in yayınladığı Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Berat Albayrak’a ait mailleri haberleştirdikleri için tutuklu yargılanan gazeteciler Ömer Çelik, Tunca Öğreten ve Mahir Kanaat 304 gün sonra hakim karşısına çıkacak. Çelik, Öğreten ve Kanaat’in avukatları, gazetecilerin tutukluluklarının 187. gününde hazırlanan 9 sayfalık iddianamenin altı doldurulamayacak suçlamalarla dolu olduğunu söyledi.

Hacker grubu RedHack’in yayınladığı Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Berat Albayrak’a ait mailleri haberleştirdikleri için 25 Aralık 2016 tarihinde İstanbul merkezli yapılan baskınla gözaltına alınan Diken Eski Haber Editörü Tunca Öğreten, BirGün Gazetesi Çalışanı Mahir Kanaat, KHK ile kapatılan Dicle Haber Ajansı (DİHA) Haber Müdürü Ömer Çelik ve Muhabiri Metin Yoksu, Etkin Haber Ajansı (ETHA) Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Derya Okatan, ile Yolculuk Gazetesi Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Eray Sargın 304 gün sonra Çağlayan’daki İstanbul 29. Ağır Ceza Mahkemesinde hakim karşısına çıkacak. 24 gün gözaltında tutulduktan sonra 17 Ocak’ta adliyeye sevk edilen altı gazeteciden Öğreten, Kanaat ve Çelik tutuklanırken; Yoksu, Okatan ve Sargın tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılmıştı. Gazetecilerin tutuklanmasının 187. gününde hazırlanan iddianamede, Çelik, Yoksu, Okatan ve Sargın “Örgüt propagandası yapmak” ve “Bilişim sistemini engelleme, bozma, verileri yok etme veya değiştirme”, Öğreten “Örgüte üye olmamakla birlikte örgüt adına faaliyette bulunma”, Kanaat ise “Örgüt üyeliği” iddialarıyla suçlanıyor.

GazetecilereÖzgürlük
Mahir Kanat, Tunca Öğreten ve Ömer Çelik

‘İDDİANAME BOŞ TAHLİYE BEKLİYORUZ’

“Örgüte üye olmamakla birlikte örgüt adına faaliyette bulunma” iddiasıyla tutuklu yargılanan Diken Eski Editörü Tunca Öğreten’in avukatlarından Sevgi Kalan, “İddianamede Tunca’nın aleyhine olan hiçbir şey yok. Yöneltilen iddiaların altı dolu değil. O nedenle biz bu celseden tahliye bekliyoruz” dedi. “Örgüt üyeliği” iddiasıyla tutuklanan Öğreten’in suç vasfının da iddianameyle beraber değiştirildiğini hatırlatan Kalan, “Tunca, savcılıktan mahkemeye DHKP-C  üyesi olduğu iddiasıyla sevk edilerek tutuklandı. Ancak iddianamede, Taraf gazetesinde çalışmış olması gibi bir gerekçe gösterilerek FETÖ/PYD ile ilişkilendirildi. Aynı iddianamede bir yerde de RedHack üzerinden DHKP-C ile ilişkilendiriliyor. İddianamenin kendisi de kendi içinde çelişkili ve karışık. Zaten sonuç bölümündeki ‘cezalandırma istemi’ kısmında Tunca’dan dahi bahsedilmiyor. Tunca ile ilgili dosya kapsamında somut bir şey de yok, 9 sayfadan ibaret olan iddianame de dolayısıyla boş” diye konuştu. Tutukluluk durumuna ilişkin sayısız itirazda bulunduklarını aktaran Kalan, hepsinin delil ve dosya durumu gibi basma kalıp gerekçelerle reddedildiğini söyledi. 

Sevgi Kalan
Avukat Sevgi Kalan, tutuklu Gazeteci Tunca Öğreten ve Prof. Dr. Yaman Akdeniz,  Öğreten’in daha önce yargılandığı Taraf gazetesi davasındayken. 

‘O HESABI NEDEN TAKİP ETTİN?’ İDDİANAMESİ

17/25 Aralık 2013 tarihli yolsuzluk operasyonlarındaki fezlekeleri eski cep telefonunda bulundurması suç unsuru sayılan BirGün Gazetesi Çalışanı Mahir Kanaat’in avukatlarından Tolgay Güvercin, “O belgelerin orijinal kopyasının Mahir’de olduğu iddia ediliyor ki biz bunun olmadığını defalarca söyledik. Hatta hakime de gösterdik, polisin ‘öz nitelik bilgisi’ dediği şeyin aslında her zaman aynı olduğunu, dolayısıyla orijinal kopya olmadığını söyledik. Hatta bilgisayara indirip gösterdik. Ama buna rağmen tutukladılar. Yani Mahir hakikaten olmayan bir şey yüzünden tutuklu” dedi. RedHack’in Twitter hesabının Kanaat’ı takip ediyor olmasının da iddianamedeki suçlamalardan biri olduğuna değinen Güvercin, “Eğer RedHack bir örgütse, RedHack’in bir yöneticisinin de mevcut olması lazım. Ya da RedHack’ten yargılanmış, hüküm giymiş örgütten birilerinin olması lazım. Böyle bir şey yok. 6 tane gazeteciye dava açıyorsunuz, 3 tanesini tutukluyorsunuz. 1 yıldır tutuklular, sonra o ‘koskocaman’ diye bahsettiğiniz örgüt iddianamesini hazırlıyorsunuz; o da 9 sayfa. 9 sayfa örgüt iddianamesi olmaz. Örgüt iddianamesi klasörlerce olur. Bu örgüt niye, ne zaman kuruldu, ne ister gibi derin analizleri olur ve orada da örgütle bağlantılandırdığınız kişilerin örgütte ne gibi görevler yaptığını, dolayısıyla bu bağı nereden kurduğunuz, hangi eylemi nedeniyle kurduğunuz yazılır. Bu iddianamede öyle bir şey yok. Burada tamamen ‘O hesabı neden takip ettin’, ‘Şu şeye niye baktın’ vs. var” diye konuştu.

‘TEDBİR CEZAYA DÖNÜŞMEDİ, CEZA AŞILDI’

Bakan Albayrak’ın maillerini haberleştirme suçlamasına ilişkin de konuşan Güvercin, BirGün gazetesinde maillerin haberleştirilmediğini belirtti. Aynı zamanda BirGün gazetesinin de avukatlığını yapan Güvercin, “O dönemde tartışıldı ve bu mailler üzerinden herhangi bir haber yapmamaya karar verildi. Çünkü teyit edilemez bir bilgiydi. Mahir yapmadığı bir haber ve orijinalinin ona gelmediği bir dosya yüzünden cezaevinde. Burada bir örgüt yok, örgüt adına faaliyet yürütmek vs. söz konusu değil. Yani bu yargılama en fazla ‘Kişisel verilerin ele geçirilmesi ve bilişim sistemleri aracılığıyla yayımlanması’ olabilir ki bu kişilerin bunu yapmadığı da çok açık. Hadi diyelim bundan ceza verdin, zaten tutuklu kaldıkları süre kadar cezaevinde yatmalarına bile gerek yok. Yani burada tedbirin cezaya dönüşmesi değil, cezanın aşılması durumu söz konusu. Bu suçlamadan ceza alsalar bile bu kadar yatmayacaklardı” dedi.

‘KENDİ HABERLERİ PROPAGANDA SAYILIYOR’

Berat Albayrak maillerinin paylaşımı ve Kobanê’de yaptığı haberle suçlanan kapatılan DİHA Haber Müdürü Ömer Çelik’in Avukatı Özcan Kılıç, “Ömer’in, DİHA Haber Müdürü olduğu sırada Twitter üzerinden paylaştığı kendi haberleri var. Bunlar gerekçe gösterilerek ‘örgüt propagandası yapmak’ ile suçlanıyor. Twitter’da paylaştığı ve flaş belleğinde kopyaladığı kendi haberleri propaganda sayılıyor” dedi. “Örgüt üyeliği” iddiasıyla tutuklanan Çelik iddianamede “Örgüt propagandası” ile suçlanıyor.

‘AİHM’YE BAŞVURUNCA DAVA ALELACELE AÇILDI’

GazetecilereÖzgürlük
Kapatılan DİHA Haber Müdürü Ömer Çelik’in Avukatı Özcan Kılıç

Uzun gözaltı ve dava açılmaksızın uzun tutukluluk sürecine ilişkin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM) başvurduklarını belirten Kılıç, “İlk olarak 24 günlük gözaltında tutulmalarıyla ilgili bir başvuru yapmıştık. Tutuklanmalarının üzerinden 6 ay geçmesine rağmen dava açılmayınca tekrar bir başvuru yaptık. Zaten bu başvuru üzerine savcı davayı açtı” ifadelerini kullandı. Savcının, Deniz Yücel dosyası ile ortak olan davanın açılmasını beklettiğini öne süren Kılıç, “Hem gözaltı süreci uzun tutuldu hem de davanın açılmasını savcı bekletti. Gerekçe de ‘Deniz Yücel’i bulamadık’tı. Şubat ayında Deniz Yücel tutuklandı ancak bu kez de Almanya ile doğan siyasi krizden dava açılmadı. Biz ve diğer tutuklular AİHM’ye başvuru yapınca hükümet bundan rahatsız oldu. Dava alelacele o yüzden açıldı. Normalde bu kadar sade bir iddianame beklemiyorduk. Deniz Yücel mevzusu ayak bağıydı onlar için. Deniz Yücel gerekçesiyle davayı açamıyorlardı. Almanya’ya tavırları vardı. AİHM başvurusu olunca ‘Bu işten kurtulalım, bunlara bir dava açalım Deniz Yücel beklesin’ diye yöntem geliştirdiler” açıklamalarında bulundu.

‘GAZETECİLER CEZAEVİNDE REHİN TUTULUYOR’

İfade ve basın özgürlüğü yönünden de AİHM başvurusu yaptığını belirten Kılıç şöyle devam etti: “Ömer yaptığı haberlerden suçlandığı için AİHM başvurusunda ifade ve basın özgürlüğünü de belirttim. Tutukluluk süreçlerini bir tarafa koyun, gazeteciler şu anda artık rehin gibi tutuluyor cezaevinde. Geçtiğimiz günlerde iki yeni AYM kararı yayınlandı. AYM bu kararlarda diyor ki, ‘Sanık gazeteciyse eğer ve bir yerde çalışıyor, haber yapıyorsa tutuklamanız gerekmiyor’. Demek ki burada mesele tutukluluk süresi falan değil. Yani gazetecilik yapıyorsanız sizi rehin tutacaklar dışarıda kalan gazetecilere gözdağı verecekler. Bunların hiçbiri altı doldurulacak suçlamalar değil.” Kılıç, Çelik’in ziyaretçisi olan ağabeyi Velat Çelik’in de tutuklanarak Silivri 5 No’lu cezaevine gönderildiğini, iki kardeşin artık koğuş arkadaşı olduğu bilgisini de verdi.

www.evrensel.net