‘Türkiye’de kitap okunmuyor’ görüşleri şehir efsanesi'

‘Türkiye’de kitap okunmuyor’ görüşleri şehir efsanesi'

Frankfurt Kitap Fuarı’na katılan Türkiye Yayıncılar Birliği (TYB) Başkanı Kenan Kocatürk, Evrensel'in sorularını yanıtladı.

Aziz KOÇYİĞİT
Frankfurt

Türkiye Yayıncılar Birliği (TYB) Başkanı Kenan Kocatürk ile Frankfurt Kitap Fuarı’nda bir araya geldik. Kocatürk, Türkiye’deki yayıncılığa dair sorularımızı yanıtladı. Kocatürk:”Türkiye’de kitap okunmuyor” görüşlerinin şehir efsanesi olduğunu düşünüyorum ben. Okumaya ayrılan zamanla ilgili elimizde bir veri yok. Üretilen kitapları baz alarak kitap okunduğu sonucuna varıyoruz” dedi.

Frankfurt Kitap Fuarı
Frankfurt Kitap Fuarı

‘TÜM YAYINCILARA ÇAĞRI YAPTIK’

Türkiye’nin bu yılki fuara katılımı konusunda biraz bilgi verir misiniz?

Türkiye Yayıncılar Birliğinin 2008 yılından bu yana düşüncesi, meslek birliklerinin, yayıncıların, yayın örgütlerinin hazırladığı bir ulusal stant olması. Burası kitap endüstrisinin, yayıncılığın kalbi. Herkes buraya kitaplarının telif haklarını veya kitaplarını satmaya geliyor. Burada bunun için bir alan oluşturmamız gerekiyordu. Biz de tüm yayıncılara çağrı yaptık. Beş yayınevi katılım konusunda olumlu yanıt verdi. Bir de Basın Yayın Meslek Birliği Derneğine bağlı 5 yayınevi buraya katıldılar. Üçüncü salonda ise yine Kültür Bakanlığının organize ettiği çocuk kitapları bölüm var.

‘KİTAPLARIN YAYIMLANMASI KONUSUNDA KAYGI VAR’

Türkiye’deki yayımcılığın gündeminde öne çıkan neler var?

Şu anda can yakıcı iki ana meselemiz var. Bir tanesi, düşünce ve ifade özgürlüğü çerçevesinden baktığımızda birçok yayıncının otosansür uyguluyor olması. Kitapların rahatça yayınlanması konusunda bir kaygı ve korku içinde olmaları söz konusu. Zaten bunlarla ilgili 170 gazeteci tutuklu biliyorsunuz. Bunların arasında kitap yazarları arkadaşlar da var. 

 

Evet bir 15 Temmuz darbe girişimi oldu ve 250 insan can verdi. Ondan sonra olağanüstü hal ilan edildikten sonra, temel hak ve özgürlüklerin geriye gideceği bir yapının olmasını doğru bulmuyoruz. Anayasal ve demokratik hakların kanun hükmünde kararnamelerle kaldırılmasını doğru bulmuyoruz. Bu kararnamelerle 26 tane yayınevi kapatıldı biliyorsunuz. Tüm stoklarına ve mal varlıklarına da el konuldu. Bunları da doğru bulmuyoruz. 

 

Darbe girişiminden sonraki süreç kitap üretimine nasıl yansıdı? Elinizde somut veriler var mı?

Bandrol verilerine bakılırsa, olumsuz yansımış gibi gözükmüyor. Şu anda bir tehlike var. Türkiye’deki yayıncılığın en can alıcı sorunlardan birisi, ortaöğrenimden liseye geçerken yapılan TEOG sınavının bir gecede kaldırılma kararı var. Ardından LYS ve YGS sınavlarının da kaldırılacağı da ortaya çıkınca, yaklaşık yüz milyona yakın kitabın çöp olacağı gerçeği ortaya çıkıyor. Zira yayıncılar bu kitapları satamayacak ve ellerinde kalacak. Bu da sektörün yaklaşık 2 milyar TL zarara uğraması demektir. Eğitim ve kaynak kitap yayıncılığının Türkiye’deki toplam yayıncılık sektörünün yüzde elli ikisini oluşturduğunu düşünürsek sorunun büyüklüğünü anlayabiliriz.

‘KİŞİ BAŞINA 8 KİTAP ÜRETİLİYOR’

Türkiye'de okumaya ayrılan zamanın çok düşük olduğuna dair görüşler var. Sizce durum nedir?

Bunun için elimizde somut bir araştırma yok. Türkiye’de yılda 660 milyon kitap basılıyor. Yani kişi başına 8 kitap üretiliyor. 

Ama az önce belirttiğiniz gibi bunun yarısı eğitim için basılanlar...

Evet. Ama eğer kitap okunmuyorsa bu kitaplar niye basılıyor. Yani öyle bir algının yanlış olduğunu düşünüyorum. Ülkenin nüfusuna göre daha fazla okumalı mıyız? Elbette okumalıyız. “Türkiye’de kitap okunmuyor” görüşlerinin şehir efsanesi olduğunu düşünüyorum ben. Okumaya ayrılan zamanla ilgili elimizde bir veri yok. Üretilen kitapları baz alarak kitap okunduğu sonucuna varıyoruz. Örneğin son bir yıl içinde çocuk kitaplarındaki üretim yüzde 40 artmış. Edebiyatla ilgili kitapların üretimi yüzde 10 artmış. Tam tersine, Türkiye’nin içinde bulunduğu atmosfere rağmen, daha fazla kitap okunduğunu tespit edebiliriz. Kendi nüfusumuza göre okuma oranları bizim içimize elbette sinmiyor. Ancak açıklandığı gibi böyle çok kötü durumda da değiliz.

İnsanların gelir düzeyinin düşüklüğü de bir etken midir?

Kitap almak isteyip de, geliri düşük olduğu için alamayan elbette var. Ama bu çok belirleyici değil bence. Parası çok olup da hiç okumayanların daha fazla olduğunu düşünüyorum.

www.evrensel.net