Gazeteci Ömer Çelik: Saray mahkemeye açık mesaj veriyor

Gazeteci Ömer Çelik: Saray mahkemeye açık mesaj veriyor

MA'ya konuşan tutuklu gazeteci Ömer Çelik, Bakan Albayrak’ın davaya müdahil olma talebine ilişkin'Mahkeme heyetine açık bir mesaj verilmiş oldu' dedi.

Yasin KOBULAN

Enerji Bakanı Berat Albayrak’a ait oldukları belirtilen e-postaları haberleştiren gazeteciler Tunca Öğreten ve Mahir Kanaat ile birlikte 304 gün sonra ilk defa duruşması görülecek DİHA Haber Müdürü Ömer Çelik, Albayrak’ın davaya müdahil olma talebine ilişkin “Mahkeme heyetine açık bir mesaj verilmiş oldu" dedi.

Redhack tarafından ele geçirilen ve Enerji Bakanı Berat Albayrak’a ait e-postaları haberleştiren Dicle Haber Ajansı (DİHA) Haber Müdürü Ömer Çelik, Diken eski editörü Tunca Öğreten ve BirGün gazetesi çalışanı Mahir Kanaat, tutuklanmalarından 304 gün sonra, 24 Ekim'de Çağlayan’da bulunan İstanbul 29. Ağır Ceza Mahkemesinde hakim karşısına çıkacak. “Örgüt propagandası yapmak” ve “Bilişim sistemini engelleme, bozma, verileri yok etme veya değiştirme” iddiasıyla tutuklu bulunan gazeteci Ömer Çelik, tutuklu bulunduğu Silivri Ceza İnfaz Kurumu'ndan Mezopotamya Ajansı’nın (MA) sorularını cevapladı. 

Hiç aklına gelir miydi sosyal medyada dolaşımda olan belgeleri paylaştığın için bunca süre tutuklu kalacağın?
 
Yaşadıklarımıza bakınca aklın tortusuna bile rastlayamıyoruz ne yazık ki. Böyle olunca da gerekçe ve nedenler anlamını yitiriyor. Kurt bir kere kuzuyu yemek istemeye görsün, orman kuralları içerisinde yol ve yöntemini kitabına uydurmakta zorlanmıyor.
 
Ondan da öte akıllıca bir şey ile en son ne zaman karşılaştığımız sorusuna yanıt vermek için bile bir hayli düşünmeye ihtiyacımız var sanırım. Özellikle bugün bir bütünen içerisinde yaşadığımız hale ve yaşadıklarımıza bakınca aklın tortusuna bile rastlayamıyoruz ne yazık ki. Böyle olunca da gerekçe ve nedenler anlamını yitiriyor. Kurt bir kere kuzuyu yemek istemeye görsün, orman kuralları içerisinde yol ve yöntemini kitabına uydurmakta zorlanmıyor. Böylesi bir ortamda açıkçası ben de insanlar sokak ortasında öldürülüp, zindanlara doldurulurken bir yandan vicdanımı ve mesleğimin gereklerini yerine getirmeye çalışıp, diğer yandan da eş dost ile vedalaşıyordum. Şimdi dönüp baktığımda daha ne kadar uzun süreceği bilinmeyen bir tutukluluk içerisindeyim. Diğer iki tutuklu meslektaşım ile bizler “şanslı” bile sayılabiliriz. Çünkü bizim ile aynı gerekçeyle tutuklanan ancak dosyası bizden ayrılan Die Welt muhabiri meslektaşımız Deniz Yücel’in ortada ne iddianamesi ne de duruşma günü var.
 
Tutuklanmana gerekçe olan konu aynı zamanda dünyada Chelsea Manning, Edward Snowden ve Julian Assange gibi isimlerin de parçası olduğu kapsamlı bir konu. Orada onlara destek veren bir kamuoyu var ve yaptıklarının devlet karşıtlığı değil aksine devletin şeffaflığı açısından önemli olduğunun altı çiziliyor. Bu konuda neler söylersin?
 
Çok iyi bildiğimiz şey şu ki; hakikatler her dönemde güç sahiplerini rahatsız etmiştir. Bu açıdan yurt dışında gelişen benzer örnekler ile “damat bakan”ın girdiği kirli ilişkilerin kanıtı olan e-maillerine gösterilen refleksler özünde aynı. Farklı olan dördüncü güç olarak medyanın konumu. Medya rolü ve misyonu gereği, gerçeğin ve doğrunun peşinde olur. Olmadığında ise yanıtını okuyucu ve izleyenlerden, yani toplumdan alır. Bizde demokrasiden nasibini almamış siyasilerin medyaya dair bakışı “eşik bekçisi” düzeyinde. Böyle olunca da tüm kirli ilişkiler ve faaliyetler “devlet sırrı” zırhının arkasına saklanabiliyor. Hepimiz gibi devletlerin de sırları olabilir. Mesele bu sırların suç olduğunu görebilmekte. Bu konuda da yargıya önemli bir görev düşüyor. Fakat şu an eksik olan o. Şuç var, suçlular var, deliller var, tanık var ama işte yargılama cesareti gösterebilecek kimse yok henüz.
 
20 Aralık 2011’de de “KCK basın” davasından gözaltına alınıp tutuklananlar arasındaydın. Şimdi de bu davadan yargılanıyorsunuz. Bir fark görüyor musun?
 
İki dava arasında tek bir fark var, o da yargılayanların kimliği. Dün yargılayanlar siyasi iktidarın ortağı olan cemaat üyeleriydi. Bugün ise doğrudan kendileri. Geri kalan her şey aynı. Yargılananlar gazeteciler, yargılama konusu yapılan ise rahatsızlık duyulan haberler.
 
2011'de tutuklandığınızda, bu tutukluluğa karar verenler, sizin yargılamanızı yapanlar da şimdi bir kaç blok ötenizde tutuklu. Bu durumu nasıl değerlendiriyorsun?

  
Söylenebilecek şey haklı çıktığımız. Dün maruz kaldığımız haksızlıklar karşısında bizi yargılayanlara “Adalete bir gün sizin de ihtiyacınız olabilir” demiştik. İşte çok geçmeden geldiğimiz nokta gözler önünde. Dün güç sarhoşluğu ile oturduğu kürsüden şimdi insani taleplerimizin bile reddine karar verenlerin, bugün içine düştükleri aynı koşulları “insanlık dışı” olarak tanımlayıp hak talebinde bulunmaları şaşırtmıyor. Bu örnekle duymak isteyen kulaklara aynı sözlerimizi hatırlatıyoruz.
 
 İlk duruşmaya dair beklentin nedir?
 
Ne yazık ki mahkeme heyetinin yanlıştan dönüp tahliye kararımızı verebileceği konusunda umutlu değilim. Bu hissiyatın oluşmasındaki en büyük etken de hakkımızda hazırlanan iddianamenin yargılamaya değer bulunup kabul edilmiş olması. 10 ay sonra ilk duruşmaya çıkacak olmamızın tek iyi tarafı sözlerimizi dile getirmek sadece.
 
Cezaevi şartlarını anlatır mısın? Tutuklulara tanınan her türlü yasal haktan faydalanabiliyor musun?
 
Koşullar OHAL rejimi altında dünden de kötü durumda. Nerede ise tüm yasal haklar ya kaldırılmış ya da kısıtlanmış durumda. İki ayda bir yapabildiğimiz açık görüş ve kapalı görüşlerin süresi 30-45 dakika ile sınırlandırılırken, ailelere de çıplak arama dayatmasında bulunuluyor. Karşı çıkıldığında ise cezalar verilip aylarca görüşe çıkma engellenebiliyor. Tedavi imkanlarına ulaşım oldukça kısıtlı. Fotoğraf çekimi yapılamıyor. Yine zaman zaman fiziki saldırılar yaşanabiliyor. Yani dışarıda süren hukuksuzluk, somut uygulama ve yönelimler en çok zindanlarda hissedilebiliniyor.

ATEŞE AĞZIMIZLA SU TAŞIMAYA ÇALIŞIYORUZ

İçerideyken Türkiye gündemine dair seni etkileyen, heyecanlandıran, karamsarlığa iten ya da mutlu eden birkaç olayı paylaşır mısın?
 
Ülkenin üzerini kaplayan örtünün altında yaşanan hemen her olay veya gelişme karşısında içerisinde bulunduğumuz duygusal yoğunluk ile zindanda iki-üç kat daha fazla etkilenirsiniz. Bu açıdan geride kalan süre zarfında yaşanan hemen her vakitsiz ölüm ve yıkım böylesi bir etki ile ruhumu sardı diyebilirim. Bununla beraber en çok duygulanıp heyecanlandığım olay Cizre halkının Newroz kutlaması, en çok karamsarlığa kapıldığım an ise Hatun Tuğluk’un cenazesinde gösterilen tahammülsüzlüktür. Mutlu olaya gelince yaşadıklarımıza itiraz eden her sesten mutluluk duyup, umut büyüttüm.
 Halktan-hakikatten yana tarafız ve azimle hepimizi ayırmadan yakan-yakacak olan ateşe ağzımızla su taşımaya çalışıyoruz. Taşıdığımız bir damla su ile korkutucu ateşini söndürdüğümüzde Nemrut’un da hükmü kalmayacak.
 
Berat Albayrak'ın bir kaç hafta kalmışken davaya müdahil olmasını nasıl değerlendiriyorsun?
 
Yapılan bu müdahillik talebi ile bana göre mahkeme heyetine açık bir mesaj verilmiş oldu. Biz bunu davaya hükümetin-sarayın müdahil olması olarak ta okuyabiliriz. Çünkü yargılama konusunu oluşturan e-mailler bir bütünen hükümet ve saray politikasının yansımaları. Buradan alınacak bir darbe ile surlarda gedik açılabileceği için korku ile bunun önü alınmaya çalışılıyor.

NEMRUT’UN DA HÜKMÜ KALMAYACAK

Son olarak meslektaşlarına iletmek istediğin bir mesaj var mı?

Israrla mesleğinin onurunu koruma gayreti içerisindeki meslektaşlarımın yükleri bizlerin yokluğunda dünden de ağır. Burada bize aktardıkları ile beslendiğimizi bilmelerini isterim. Dört duvarın ötesini görmemizi, duymamızı sağlayanlar bilin ki sizlersiniz. Ve sizlere Nemrut ile İbrahim öyküsündeki karıncalar olduğumuzu hatırlatmak isterim. Halktan-hakikatten yana tarafız ve azimle hepimizi ayırmadan yakan-yakacak olan ateşe ağzımızla su taşımaya çalışıyoruz. Taşıdığımız bir damla su ile korkutucu ateşini söndürdüğümüzde Nemrut’un da hükmü kalmayacak. Her an dayanışmayı daha da büyütmemiz inancıyla herkese en içten selam ve sevgiler.

Ömer Çelik için sosyal medya kampanyası başlatıldı
Gazeteciler için sosyal medyada başlatılan kampanyada #GazetecilikBuDeğilseNe diye soruluyor

(İstanbul/MA)

Son Düzenlenme Tarihi: 17 Ekim 2017 11:19
www.evrensel.net