'Kadınla tokalaşmak korkunç' diyen Rektör'e istifa çağrısı

'Kadınla tokalaşmak korkunç' diyen Rektör'e istifa çağrısı

Adıyaman Üniversitesi Rektörü Mustafa Talha Gönüllü’nün 'Kadınla tokalaşmak ateş tutmaktan daha korkunç' sözlerine tepki geldi.

Serpil BERK
Diyarbakır 

Adıyaman Üniversitesi (ADYÜ) Rektörü Prof. Dr. Mustafa Talha Gönüllü’nün sosyal medya hesabından yayınlandığı fetvada geçen “Kadınla tokalaşmak ateş tutmaktan daha korkunç” sözlerini gündeme getirmemizin ardından Adıyaman’dan tepki geldi, Rektör istifaya çağırıldı. Öte yandan Rektör Gönüllü ise gelen tepkilere rağmen yayınladığı ikinci açıklamada da paylaşımını savundu. 

Adıyaman Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mustafa Talha Gönüllü’nün yayınladığı fetvaya dair Adıyaman’dan Evrensel’e konuşan Eğitim Sen Şube Başkanı Mehmet Dağdeviren, Kadın haklarında mücadele eden Avukat Zeynep Sayan, KHK ile kapatılan  Adıyaman Kadın Yaşam Derneği Yöneticisi Semra Karadağ tepki gösterdi. 

‘ARTIK KADINLARIN NASIL YAŞAYACAĞI ŞEKLİNDE FETVA VERMEYİ BIRAKSINLAR’

Avukat Zeynep Saya , “Rektör tarafından yapılan açıklamanın kadınların yaşam hakkı konusunda neden bu halde olduğunu net bir şekilde ortaya koymuştur” dedi. Kadınlar olarak bugün bu kadar kıyıma uğramalarının sebebinin bu anlayışlardan kaynakladığını belirten Saya, “Helin'i daha yeni toprağa gömdük ve Helinler biz kadınların omuzları üzerinde toprağa götürüldü. Rektörün alanı ilahiyat değil, ben avukatım ve hukuk alanında konuşurum, dolayısıyla rektör de kendi alanındaki bilimsel çalışmalarla gündeme gelmelidir. Kadın bedenine vurmak maalesef erkeklere prim yaptırıyor. Bu mesajlar boşuna değil. AKP 15 yıllık iktidarını biz kadınların başörtüsüne borçlu, başörtümüze basarak kariyer yaptılar. İşlerine geldiği gibi bu durumu kullanıyorlar. Bizlerin ne yiyeceği, ne giyeceği, nasıl yaşayacağı konusunda fetva vermeyi artık bıraksınlar. Bu konuda en çokta biz kadınların uyanması gerekiyor. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı ‘bir defadan bir şey olmaz’ dedi, biz bedenimizle cinsel meta olarak görülüyoruz. Artık bizi yok olma noktasına getirdiler. AKP’nin kuruluşu 2002 ve bu tarihten başlayarak bütün kazanımlarımız elimizden alınıyor. Mecliste bile bizim temsilcilerimiz kadın değil, gideceğimiz partiler ya kocamızın ya babamızın partileri oluyor. Atatürk’ün kadına tanıdığı haklar evet yeterli değildi ama biz bunlara tutunduk, bugüne kadar getirdik ama hiç bu kadar kötü olmamıştı”dedi.

“Bizlerin bedenleri üzerinden, kız çocuklarının bedenleri üzerinden geleceğimizden  artık ellerini çeksinler” diyen Saya, “Akademisyen statüsünde birinin bu açıklamayı yapmasını kınıyorum. Bu sadece biz kadınların mücadelesiyle olmuyor, Adıyaman’ın kadınıyla erkeğiyle Rektörün bu açıklamaların karşısında durması gerekiyor. Bu mücadele sadece biz kadınlarla olmuyor duyarlı erkek arkadaşların da bu anlamda bizlere destek olması gerekiyor” dedi. 

‘BU AÇIKLAMALARLA PRİM YAPIYORLAR’

Kanun Hükmünde Kararnameyle (KHK) kapatılan Kadın Yaşam Derneği yöneticilerinden Semra Karadağ, yapılan açıklamanın tek başına Rektörün değerlendirmesi olmadığını, bunun mevcut iktidarın politikasıyla paralel olduğunu söyledi. Karadağ, “ Birilerine şirin görünme çabası olarak görüyorum bu durumu. İşsizlik, yoksulluk artmışken enflasyon ciddi rakamlara gelmiş halkın alım gücü düşmüşken bu tip açıklamalar hükümeti ayakta tutmaya, gündemi değiştirmeye yarıyor. Kadın bedeni üzerinden siyaset yapılıyor. Bildikleri tek şey kadını toplum ve üretim yaşamından çıkararak eve hapsetmeyi isteyen erkek egemen anlayışın istediği budur. Bunu en iyi dinle yapıyorlar. Sürekli bu kadını gündemde tutmalarının nedeni din üzerinden iktidara gelmeleridir. Bu açıklamayı yapanlar ise bunun üzerinden prim yapıyor. Toplumu kadın üzerinden kapatmanın yollarını arıyorlar. Kadın eve kapandıkça apolitik bir toplum olacak istedikleri bu”dedi.

“Tek başına rektörün değil kadın bedeni üzerinden siyaset yapan zihniyetin istifa etmesi gerekiyor” diyen Karadağ, “AKP’nin iktidara gelmesine destek veren kadınların da gelinen noktada bu türden yaklaşımlardan rahatsız olduğunu  özellikle FETÖ soruşturmalarından sonra kadınlar arasında bu durumun  bir kırılmaya yol açtığını da söylemek gerekiyor. Kadınlar rahatsızlıklarını bugün daha rahat dile getiriyor çünkü iktidarın ne yaptığını görüyorlar” diye konuştu. 

‘ÜSTÜ ÖRTÜLECEK BİR AÇIKLAMA DEĞİL’

Eğitim Sen Adıyaman Şube Başkanı Mehmet Dağdeviren, Adıyaman Üniversitesi Rektörünün eğitimde yenilik çalıştayında ‘biat kültürüne uygun öğrenciler yetiştirin’ diyerek açılış konuşmasını  yaptığını belirterek, “Bir üniversite rektörünün bilimden yana tavır takınması gerekirken bu şekilde açıklamalar yapması kabul edilebilir değildir. Yok edici, yok sayıcı, ötekileştirici söylemleri doğru bulmuyoruz. Kadını neden cinsel obje olarak görüyorlar? Bu bir bilinç altı değil bir zihniyet meselesi aslında” diye konuştu. Rektörün sosyal medyada yayınladığı fetvaya değinen Dağdeviren, “Bu türden açıklamalar bilimi küçük düşürüp, yok etmektir. Bu anlayışa sahip bu insanların en kısa sürede istifa edip o kurumun başında durmaması gerekiyor. Üstü örtülecek bir açıklama değildir.  Bir üniversite rektörünün bu türden açıklamaları hoş olmamakla birlikte bu ülkede yaşayan toplumunda gerçekliğine uymuyor. Halkın gündelik yaşamında bu tür yaklaşımlar söz konusu değilken, rektörlük konumunda birinin bu türden açıklamalar yapıyor ”dedi.  

REKTÖR HAKKINDA SUÇ DUYURUSU

CHP Ankara Milletvekili Aylin Nazlıaka, “yabancı bir kadının elini tokalaşmak için tutmak ateş tutmaktan daha korkunçtur” sözleri nedeniyle Adıyaman Üniversitesi Rektörü Mustafa Talha Gönüllü hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulundu.

CHP Ankara Milletvekili Aylin Nazlıaka, Adıyaman Üniversitesi Rektörü Mustafa Talha Gönüllü hakkında suç duyurusunda bulundu.  Rektör Gönüllü’nün sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı “yabancı bir kadının elini tokalaşmak için tutmak ateş tutmaktan daha korkunçtur” açıklamasına tepki gösteren Nazlıaka, “Bu zihniyetler her türlü ideolojinin üzerinde konumlanması gereken bilim yuvalarına yakışmamaktadır” dedi. “Toplumu ayrıştıran bu kadın düşmanı açıklamayı bilim insanı sıfatı taşıyan bir kişinin ağzından duymak iki kat üzücüdür” diyen Nazlıaka, iktidar ve ona yaranmak isteyen bazı unvanlı kişilerin eğitim kurumlarını ideolojik bir aygıta dönüştürme çabasında olduklarını söyledi. 

Mustafa Talha Gönüllü'nün AKP'ye yaranma çabasıyla kadınlara saldırdığını ifade eden Nazlıaka, şöyle konuştu: “Daha iki gün önce İstanbul Pendik’te 17 yaşında Helin Palandöken katledildi.  Kadına düşman bu tarz açıklamalar yapan herkesin kadına yönelik şiddetin ilk aşamasının sözlü şiddet olduğunun farkına varması şarttır! Kimse makam ve mevkisine güvenip laiklik karşıtı açıklamalar yapabileceğini, kendi gerici düşüncelerini toplum öğretileri haline getirebileceğini sanmasın! Biz kadınlar ayaktayız ve hayattayız; bu karanlık kafalara pabuç bırakmayız. İktidar temsilcileri ülkemizi ‘okumuşların şerrinden’ korumakla övünürken, biz kadınlar okuyana saygı duymayı da, okumuş ama cahil kalmışlarla mücadele etmeyi de biliriz. Akıl sağlığından şüphe ettiğimiz bu rektör derhal o koltuktan alınmak zorundadır.” 

YİNE SAVUNDU: KEŞKE O PAYLAŞIMI DAHA ÖNCE YAPSAYDIM

Rektör Gönüllü gelen tepkilere rağmen sosyal medya hesabından yaptığı ikinci açıklamada paylaşımını savundu. Şu ifadelere yer verdi: 

"Nikâhsız olarak çok izbe yerlerde ve hatta bazen kamu alanlarında olmadık yerlerde nahoş durumda olma durumları toplumun geleceği için endişe vermektedir. Evlenme yani nikâh akdi sonrasında aile olma insanoğlu tarafından ta ilk baştan beri mevcut. Buna neden ihtiyaç oldu? Toplumda nesillerin karışmaması için diye basit bir cevap ile geçiştiriliyor. Öyle değil. Daha açıklamak lazım. Toplumun tüm düzeni için gerekli. Toplumda karşılıklı saygı ve sevginin tam yerine oturması için bu gerekli. Kargaşa, kavga, cinayet, hak bilmezlik vs. karışıklıkların olmaması, kurallara uymama alışkanlığının olmaması, kurallara uymanın önemsenmesi, toplumsal saygı ve hatta kanunlara uymadaki isteklilik ve uyarlık için gerekli. Çünkü evlilik öncesi kuralsızlık önlenmiş ve sonrasında ise oluşturulan aile ortamının yeni bireylere sağladığı kurallara uyma imkânları ve fırsatları da kaçırılmamış olur.
Müslümanların olduğu ülkede ayet ve hadislerin paylaşılması her Müslüman insanın vazifesidir. Bilmeyenlere ayet ve hadisleri sunmak bir vecibedir. Eğer bildiğimiz bu ayetler ve hadisler yetersiz ise onları da dahasını bilenler açıklasın. Bunlardan rahatsız olanların tümüyle İslam’a karşı olduklarını zaten biliyoruz. Ayet ve hadisler kâinatın tümüne geçerlidir. Çünkü bunlar tüm insanların mutluluğu içindir. Eğer alırlarsa onlar için de bir buyruktur. Ama tabiki öncelikle Müslüman çocuklarınadır.
Bu paylaşımı bir lüzum üzerine yaptım. Keşke daha önce yapsaydım diye düşünüyorum. Ferasetli Müslüman evlatları bu durumdan kendine çıkarsama yapacaklardır."

Son Düzenlenme Tarihi: 16 Ekim 2017 17:56
www.evrensel.net