Cam işçilerine EMEP'ten çağrı: Birleşirsek kazanırız

EMEP Genel Başkanı Selma Gürkan, Şişecam'a bağlı Kırklareli Cam fabrikasından atılan 90 işçinin direnişini ziyaret etti.

Şişecam’a bağlı Kırklareli Cam fabrikasında işten atılan 90 cam işçisi, günlerdir işleri, ekmekleri, çocukları ve gelecekleri için aileleriyle birlikte direniyor. Emek Partisi (EMEP) Lüleburgaz İlçe Örgütü yaptığı açıklamada cam işçilerine çağrı yaptı: “Çalışan ve direnen cam işçileri sendika üst yönetimini ısrarla mücadeleye zorlamalıdır. Sendika yönetimi görevini yapmadığı takdirde sınıf bilinçli cam işçileri sendika yönetimine rağmen kenetlenmeli, bu şanlı mücadeleye sahip çıkılmalıdır. Bu mücadeleyi kazanmanın başkaca bir yolu yoktur.” Ayrıca EMEP Genel Başkanı Selma Gürkan, direnişi ziyaret etti. 

90 cam işçisinin günlerdir direnişte olduğu hatırlatılan açıklamada, “İşçilerin başına geçip direnişin öncülüğünü üstlenmesi gereken sendika üst yönetimi, Şişecam’la çıkar birliği yapmış, susuyor! Susmakla da kalmıyor, işçilerden, işsizliği, açlığı, güvencesizliği kabul etmelerini, teslim olmalarını istiyor!” denildi.

MESAİ ARKADAŞLARINI YANLARINDA GÖRMEK İSTİYOR

İşçilerin, başta Lüleburgaz halkı olmak üzere, emekten yana siyasi partilerin, sendikaların, çevre belediyelerin, derneklerin, emekten ve demokrasiden yana dostlarının destekleriyle direndiği vurgulanan açıklamada şu noktalara dikkat çekildi: “Fakat çok bekledikleri ve çok değer verdikleri çalışan cam işçilerinin toplu desteğini, (Direniş çadırına gelen tek tük cam işçilerini saymazsak) halen görmüş değillerdir. Sendika şube yönetiminin, cumartesi günü topluca servislerden inip direniş çadırına gelme kararı, ısrarlı bir duyuru yapılmadığı için, Kırklareli Cam dışında pek başarılı olmamıştır. Ancak görüldü ki, bu kadar destek bile direnişçi işçilere büyük moral vermiştir. Şurası çok açık ki; fabrikalardaki bu suskunluk ve duyarsızlık hali, direnişçi işçilerde, ister istemez bir yalnızlık duygusu uyandırmakta, moralleri bozmaktadır. Direnişçi işçiler, her ne pahasına olursa olsun, mesai arkadaşlarını yanlarında görmek istemektedirler. Bu konuda çok haklıdırlar.”

‘İŞÇİ SINIFI ADINA DİRENİYORLAR’

Emek Partisinin sorunu, sadece 90 işçinin sorunu olarak görmediği belirtilen açıklamada şu ifadeler kullanıldı: “90 işçinin yalnız bırakılması, bizim için sınıfa ihanetle eş değerdir. Çünkü 90 işçi sadece kendi ekmekleri, işleri, hak ve hukukları için değil, tüm işçi sınıfı adına direnmektedirler. Bu mücadele Şişecam’la birlikte sermayeye karşı yürütülen bir sınıf mücadelesidir. Sorunun böyle kavranması gerekmektedir. Direnişçi işçilerin dillendirdiği ‘sarı öküz’ göndermesi çok yerinde bir göndermedir! Evet; sarı öküz verilirse, sürü dağılacaktır! Bu işin 90 işçiyle kalacağını düşünenler, saklanarak/sinerek kendini güvenceye aldığını zannedenler, büyük yanılgı içinde olduklarını bilmelidirler. Kimse, ‘Beni sokmayan yılan bin yıl yaşasın’ diyemez, çünkü sürü dağıldıktan sonra yılan herkesi çok daha kolay sokacaktır! Şişecam’ın ne gibi planları var bilemeyiz, ama bu planların ‘işçiden yana olmadığı’ kesindir. Şişecam başarıya ulaşırsa eğer, çok daha acımasızca saldıracağını bilmek ve söylemek için müneccim olmaya gerek yoktur.”

‘SENDİKA MÜCADELEYE ZORLANMALI’

“Sendika yöneticilerinin hali herkesin malumudur” denilen açıklamada “Ancak Kristal-İş, ‘mücadeleci sınıf sendikacılığı’ geleneğinden gelen bir sendikadır ve sendikalar işçilerin birlik, dayanışma ve mücadele örgütleridir; kimsenin babasının çiftliği değildir. Bu nedenle çalışan ve direnen cam işçileri sendika üst yönetimini ısrarla mücadeleye zorlamalıdır... Sendika yönetimi görevini yapmadığı takdirde iş, sınıf dayanışmasının gerekliliğine inanan, mücadeleci, sınıf bilinçli cam işçilerine düşmektedir. Direnen 90 işçinin etrafında, sendika yönetimine rağmen kenetlenilmeli, Türkiye işçi sınıfı adına sürdürülen bu şanlı mücadeleye, çevredeki diğer sendikalarla birlikte sahip çıkılmalıdır. Bu mücadeleyi kazanmanın başkaca bir yolu yoktur. Bu işin nasıl yapılacağı, hem dünya işçi sınıfı tarihinde, hem ülkemiz işçi sınıfı tarihinde, hem de cam işçisinin mücadele tarihinde mevcuttur, yani cephanelik zengindir! Emek Partisi, hiç koşulsuz, bütün olanaklarıyla bu mücadelenin yanında yer alacaktır. Çünkü bu mücadele bir sınıf mücadelesidir ve bu mücadelenin yanında yer almak bizim için tarihi bir görevdir. İstersek birleşiriz, birleşirsek güçleniriz, güçlenirsek kazanırız! Yaşasın sınıf dayanışması! Yaşasın cam işçilerinin iş, ekmek, özgürlük mücadelesi!” dendi.

EMEP GENEL BAŞKANI SELMA GÜRKAN CAM İŞÇİLERİNİ ZİYARET ETTİ

Cam işçileri, Emek Partisi Genel Başkanı Selma Gürkan’ı sloganlarla karşıladı. Burada işçiler adına konuşan Aydın Şahin, verdiği destekten dolayı Emek Partisine teşekkür etti. İşçilerin patronun dayatması olan Eskişehir’e gitmeyi kabul etmiş gibi laflar dolaştığını belirten Şahin, bunun aslının olmadığını, kendilerinin önerileri konuşulmadan, kabul edilmeden ve bu durum bir protokole bağlanmadan çözümün mümkün olmadığını anlattı.
İşçiler daha sonra sözü EMEP Genel Başkanı Gürkan’a verdi. İşçilerin mücadelesini selamlayan Gürkan, “İşçilerin kendi aralarındaki birliği sağladıkları görülüyor. Bu mücadeleyi kazanmada önemli bir unsur” dedi. Geçen hafta yapılan eylemi de takip ettiğini, bu eyleme Lüleburgaz halkının verdiği desteğin de çok iyi olduğunu ifade eden Gürkan, ailelerin de örgütlenerek, mücadeleye katılmasının önemine dikkat çekti.
Ülkede metal işçilerinin, liman işçilerinin, dokuma işçilerinin mücadelelerine defalarca tanıklık edildiğini dile getiren Gürkan şöyle devam etti: “Ve cam işçilerinin tarihi de mücadele tarihidir. Tüm bunlar işçi sınıfına deneyim kazandırıyor. Biz şu an cam iş kolunda meselenin sadece fırın kapatma meselesi olmadığını biliyoruz. Burada bir iyi niyet varsa, yapılacak şey bellidir. İşçinin iradesi ve örgütlülüğü ile sürece karar verilir. İşçiler kendi arasında birlik sağlamışlar, ama bu yetmez, çalışan işçilerle direnişteki işçilerin birliğinin de sağlanması gerekir. Kamu işçileri ve kamu emekçileri de işçilerin direnişine sahip çıkmalı. Dayanışma, kararlılık önemli, ama işçilerin örgütlülüğü de önemli.”
Son zamanlarda patronlar ve Hükümetle mücadele eden işçilerin, yerel erk ve sendikal bürokrasiyle de mücadele etmek zorunda kaldığını belirten Gürkan, “Sendikanıza karşı eleştirileriniz olabilir, fakat bu direnişi boşa çıkaracak bir hesaplaşmayı da bugünden yapmak değil, sendikayı yanınıza çekmelisiniz. Sendikaya düşen görev de işçilerin en meşru haklarını korumak gözetmek ve birlikte karar altına alma olmalıdır. Sendika, bu mücadelenin en önünde yer almalıdır” dedi.

“İşçiler neden bu kadar kolay işten atılabilmekte, neden bu kadar kolay ölmekte” sorularını soran Gürkan şunları söyledi: “Siyasi iktidarlar bizden aldıkları oylarla oturdukları masalarda sermayenin siyasetini yapmaktadırlar. İşçiler emekçiler, siyasete dahil olmadığı sürece, yönetmeye talip olmadıkları sürece iktidarlar sermayenin borusunu öttürmeye devam ederler. Başbakan, ILO toplantısında işçilere seslenirken, sendikalaşmaktan korkmayın, dedi. Biz buradan Başbakana soruyoruz. Senin partin 15 yıldır iktidarda. Bu sürede işçi sınıfının örgütlülüğü ne durumdadır? Arttmış mıdır, azalmış mıdır? İşçinin kazanımları artmış mıdır, azalmış mıdır? Bu soruları hep birlikte sormamız gerekiyor. Bir şeyin altını önemle çiziyoruz. Eğer bir ülkede işçiler rahatça işten atılıyorsa, bunun karşısında işverenlere bir yaptırım uygulanmıyorsa, o ülkede demokrasiden bahsedilemez.” (Lüleburgaz/EVRENSEL)

Son Düzenlenme Tarihi: 16 Ekim 2017 20:50
www.evrensel.net