Karikatürist Tan Oral: Ciddiyeti alaya, alayı ciddiye aldık

Karikatürist Tan Oral: Ciddiyeti alaya, alayı ciddiye aldık

Karikatürist Tan Oral, 'En çok satan 3’üncü Mizah dergisi Gırgır' söyleminin ticari bir yalan olduğunu söyledi.

Anıl YURDAKUL

Franco’ya karşı mücadelesini çizgisiyle veren Vasques De Sola, Maocuları almayan Karikatürcüler Derneği, “en çok satan 3’üncü Mizah dergisi Gırgır” söyleminin ticari bir yalan oluşu gibi birçok konuyu Tan Oral ile konuştuk. 'Ciddiyeti alaya, alayı ciddiye aldık.' 

 Tan Oral
Karikatürist Tan Oral, Anıl Yurdakul'un sorularını yanıtladı.

Karikatürcüler Derneği’nden başlayalım mı?

Dernek 1969 yılında kuruldu. Kuruluşunda Turhan Selçuk, Semih Balcıoğlu, Ferit Öngören var. Tabi biz de gittik üye olduk derneğe. Ondan sonraki genel kurulda Şerif Öngören başkan, ben yönetim kurulundaydım. Benim kanaatim o zaman yurt dışındaki yarışmalarda bizim çizerler hep ödül alıyorlardı. Dışarıdan ödüller aldıkça basından haber oluyordu. Bende kafama koymuştum “Sadece ödül almak değil, dünyaya ödülde vermek lazım.” Dernekte çalışmaya başlayınca benim ilk önerim bir karikatür yarışması açmaktı. Ve 1973 yılında Türkiye çapında genç karikatürcüler adı altında bir yarışma açtık.

O dönem yarışma açmak kolay bir iş değil. İtiraz edenler olmadı mı?

“Biz yapamayız” “kolay iş değil” “Hiç böyle işlere gitmemek lazım” falan gibi söylemler oldu. Ama ilk sene 1973 yılında Nasreddin Hoca adına Akşehir’de gençler arasında bir karikatür yarışması açtılar. Hiç ummadığımız bir şekilde 200’ün üzerinde insan katıldıydı. Orada ödül almış karikatürcüler bugün basında eskimiş isimlerdir. Haslet Soylöz, Nezih Danyal. Zaten birinciliği Ahmet Aykanat kazandı. Bütün katılanlara birer diploma bastırdık kapaklı falan. Orada şöyle bir ifade vardı. “Bu diplomayı ciddiyeti alaya aldığı, ama alayı ciddi tuttuğu için nedeniyle hakketti.” Sonra bu slogan haline geldi mizahın tanımı olarak. Bu benim açımdan “Karikatürün ana hedefi insanların canını sıkan ciddi tavırı dalgaya almak, ama bunu da salla pati yapmak değik, bir sanat ciddiyetiyle yapmak sebebiyle söylenmiş bir sözdü.

İLK ULUSLARARASI YARIŞMA

Aradan bir sene geçmeden bu yarışmanın uluslararası yapılmasına karar verildi. 1974 senesinde Basın Yayın Genel Müdürlüğüyle iş birliği yapılarak bütün dünya basınına ve karikatürcülerine duyurularak Nasreddin Hoca adına uluslararası bir yarışma açıldı. Dünyadan 18 çeşitli karikatüristi davet ettirerek Akşehir’e götürdük onları ve ben dahil dünyanın başka ülkelerinde de bizim gibi işler yapıldığını gördük. 

VASQUES DE SOLA 

BU ilk yarışmada Vasques De Sola birinciliği kazandı. Hem plaket hem büyük bir para ödülünün sahibi oldu. Vasques De Sola Akşehir’e geldiğinde, törende bu parayı “İspanya’da Franco’ya karşı mücadele eden arkadaşlarıma harcaması için vereceğim” dedi. Tabi biz çok mutlu olduk, alkış kıyamet. Çünkü bizim açımızdan yarışma hedefine ulaşmış oldu. Yarışmanın temel nedeni söylediğim öznel nedenlerin ötesinde genel anlamda bütün dünyada faşizme karşı, baskıya karşı, anti-demokratik uygulamalara karşı bir mizahi içerik taşıyordu. Böylece Akşehir Belediyesi ile Karikatürcüler Derneği’nin iş birliğiyle 1974’te bu ilk yarışma böyle sonuçlandı. Vasques De Sola’da bu yarışmanın yıldızıydı. 

Kim bu Vasques De Sola?

Vasques De Sola; kendi ülkesinde Franco’ya karşı kendi çapında mücadele veren İspanyol bir karikatürist. Onun ifadesine göre İspanya’da Franco’nun karikatürünü çizmek, silahlı ihtilale kalkmakla eş anlamda bir suç sayılıyor ve karşılığıda idam. Dolasıyla çizmiyor kimse. Vasques bir karikatür çalışması yapıyor. Bir boğa güreşi çiziyor; stadyumda binlerce insan, o binlerce insanın arasında birde Franco. O nedenle hapse düşüyor. Sonra hapisten çıkartıyorlar, fakat çıkmıyor bu. Çünkü biliyorum ki diyor “Elimi kollumu sallayarak çıksam mutlaka vuracaklar beni. O yüzden anadan doğma soyunuyor ve çıplak olarak çıkıyor. Böylece tüm dünya basını gözlerini buraya dikiyor. Çıplak olduğu için hiçbir müdahele yapamıyorlar, ateş açamıyorlar. Yürüyerek Fransa sınırına geliyor ve tüm dünya basını izliyor bunu. Franco’nun polisi hiçbirşey yapamıyor. Vasques De Sola, Fransa’ya iltica ederek mücadelesini Paris basınında devam ediyor. 

Karikatürcüler Derneği’nin “Maocu” görüşünde olanları derneğe almadığı doğru mu?

Yönetim kurulundan müracat edenler incelenirdi. Ve her bakımdan derneğin tüzüğüne uygun kişiler alınırdı. Maocu siyasi görüşü savunanlar zaten çok sekter insanlardı. Hiçbir faaliyette bir ortaklık içine girmeyen, ama her yerde burunlarını sokmaya çalışan insanlardı. Adı önemli değil öyle bir kişi ısrar ediyordu illa girmek istiyorum diye. Maocu faaliyetlerde, zihin karıştırmacı açıklamalar içinde falan. Sonunda bizde saçmalamayalım dedik. Bize ne siyasi görüşünden diye. O kişi derneğe girdi hakikaten. Ama açıkça söyleyebilirim ki bir faaliyet yapmadığı gibi derneğin bütün faaliyetlerinde çıkıncı yarattı. Bugün hala derneğin genel kurullarında çıkıntılık yapmaya devam eden zihniyetin insanları. Benim yorumum, herkes kabul eder etmez ayrı mesele. 

Karikatürün amacı nedir?

Karikatürün genel olarak amacı yalanın ortaya çıkmasını sağlamaktır diyebilirim. Yalanada genellikle güçlüler ihtiyaç duylar. Dolasıyla karikatürün hedefi güçlüler ve enayilerdir. Hem güçlü hem enayi ise ki çok benzeri var, o zaman daha da iyi bir hedeftir. Mizah için, karikatür için. Ve onlarının hepsinin yalana ihtiyacı çok fazladır. Karikatür bu yalanları nazik bir şekilde ortaya çıkartır. Küfretmeden, hakaret etmeden. Çünkü küfür ettiği zaman ve hakaret ettiği zaman kendisi aynı düzeye iner, kabahatli suçlu durumuna düşer. Bunu yapmadan hedefini vurmak zorunda. 
Bugün muhalefet yapmak eskisi kadar zor değil. Yani bir sosyal medyayı hiçbir şekilde engelleyemiyorsun. Olmadık bir biçimde anında muhalefet yapmak mümkün. Bütün dünya haberleşme özgürlüğü içerisindeyken mizaha artık eskisi kadar ihtiyaç yok. Karikatürün o vurucu tavrına ihtiyaç duymuyor. Sonuç; bütün dünyada son 20 yılda mizah dergileri birer ikişer kapandı. Sadece magazin olan “Comic” dedikleri şeyler kaldı. Burada çıkan dergilerde öyle. Bol bol çizim, vakit geçir, zaman ayır şeyler. İki tane çizgiyle vurucu şeyler değiller. Benim sözünü ettiğim karikatürün ömrü bir gündü ve bütün vuruculuğunu o gün yapıyordu. Zaten gazeteyi alanlar en fazla 10 saniye bakıyordu ve bütün herşey bu kısa süre içerisinde oluyordu. Karikatürü çizende çok basit çiziyordu. Bugünkü karikatüre comics deniyor cartoons denmiyor. Çizenler zaten gecelerini gündüzlerini harcıyor, bakan bir hafta elinde gezdiriyor. Okuyucu balonları okuyacak, sayfaları çevirecek, renkli şeylere bakacak. Zaten onların hedefi eğlendirmek ve vakit geçirtmek. Orada bir iki takılma yapıyor olabilir ama vurucu değil artık. Çünkü o ihtiyaç kalmadı. Karikatürcüler; mizahın karikatür siyasi ve sosyal etkisini yitirdikçe küfür eden, cinsel kelimeler kullanan anlayışa kaydılar. Oda bir süre sonra etkisini yitiriyor. Çünkü cinsellik öyle bir şey ki durmadan aynı noktaya parmak atarsan hiçbir etkisi kalmaz. Bu sefer iğrençliği, argo kelimeleri kullandılar. Sonuç; sadece eğlenceye yönelik bir yere gelindi. 

Mizah dergilerine açılan davalar peki? 

Mizah dergilerine açılan davalara dikkatle bakılırsa o davaların büyük çoğunluğu hakaret davasıdır. Siyasetçinin ailesine, karısına, çoluğuna çocuğuna yapılmış şeylerdir. Neden ihtiyacını duydu çizer! Çünkü çizdiği bir karikatürün hiçbir etki yaratmadığını görünce birde karısına çimdik atmaya çalışıyor, kızına bir laf ediyor, adamın karakterine hakaret ediyor. Böyle etkin olmaya çalışıyor. Sonuç geri tepiyor tabi. Ama bu özellikle bugünkü iktidarı temize çıkaracak laflar olarak algılanmamalı. Çünkü siyaseten kabul edemeyeceğimiz tepkiler veriyor bu iktidar. Bu konuşma siyasi bir yorumu ve analizi içermiyor tabi. Bu gözlemler böyle algılanmamalı. 

Gırgır Dergisi ile ilgili araştırma yapmayı düşündüğünüzü söylemiştiniz. Nedir bu Gırgır Dergisi?

Türkiye siyaseti çalkalanıyorken o kıyamette GIRGIR’ın İlk sayılarında fotomontajlar, baldır bacak çizimleri, hiçbir siyasi içerik taşımaz. Bizde ciddi bir şekilde eleştiriyorduk, ama Oğuz Aral çok akıllı bir insandı. Bu eleştirilerin hepsini ciddiye aldı ve kapakta en azından siyasi bir içerik taşıdı. İçerisi yine dalgadır. Zaten GIRGIR adı ne amaçladığını gösteriyor. Yani herşeyi gırgıra almak, boşvermek. Sloganlarıda “Gırgır giren eve doktor girmez” gibi. Bugün halen dünyada devam eden o yayınlara Türkiye’de iyi bir örneğidir ve Oğuz, 73 senesinde karikatür yarışmasına 200’ün üzerinde gencin siyasi eleştiriler yaparak kendini var etmesi üzerine zihnini açtı ve “Çiçeği Burnunda Çizerler” diye sayfa yapmak zorunda kaldı. Daha önce yoktu böyle bir şey. Aklı neredeydi! Öyle bir ihtiyaç yoktu çünkü. Böyle bir genç kadronun olduğunu görünce ve siyasi bir talep olunca GIRGIR’ı böyle bir tarafa götürdü. Sonuç olarak GIRGIR’ın trajı arttı, kendilerine güveni arttı. Kendilerini büyük görmeye başladı. 

‘EN ÇOK SATAN 3. DERGİ’ SÖYLEMİ TİCARİ BİR YALANDIR

Oğuz Aral, dünyada denenmiş “Dünyanın en çok satan 3. Dergisi” ticari yalanını denedi. Bugün Türkiye’nin entelektüel zihniyeti bu ticari yalanı halen temizleyebilmiş değil kafasından. Bir sürü saygı değer insan yazılarında bu yalan cümleyi kullanıyorlar. Bu yalanda şu Avis diye araba kiralama şirketi vardır dünyada. Bu şirket pek parlak değil durumu ve kötüye gidiyor. Toplanıyorlar birşeyler yapalım bu şirket toparlansın diyorlar. Biri diyor ki “Dünyanın en büyük şirketi” yok buna kimse inanmaz diyorlar. “Dünyanın en parlak ikinci şirketi” diyelim diyorlar. Buna kimse itiraz edemez. Böyle bir yalan ortaya atıyorlar ve şirket kalkınıyor. Bu tavır reklam dünyanın kitaplarında örnek olarak vardır. Herkes bilir, Oğuz da bilir. Oğuz da “En büyük 3. dergi” dedi. Burada akıllığı şurda: Biri Sovyetlerde çıkan “Krokodil” isimli mizah dergisi, diğeri Amerika’da çıkan MAD. İkisinin de trajları yüksek. Mad; eğlence ağırlıklıdır çok satar. Amerikalıların çok sevdiği bir dergidir. Krokodil ise komünist bir ülkede devletin çıkardığı bir mizah dergisidir. İkinci bir dergide yok zaten rekabet edebilecek. Bu yalanın kanıtlanmasıda çok kolay. Aynı yıllarda Doğu Bloku içinde yer alan Balkan ülkelerinde Sovyet hegomanyasına karşı ince bir mizah savaşı var. Mizah dergilerinin bütün çizerleri Türkiye ile kıyaslanmayacak iyi bir eğitim alabiliyor. Çoğu grafik bölümlerinden mezun insanlar. Ülkelerindeki iktidarla çizgi savaşı veren insanlar. Bunların çıkardığı dergilerin trajı hiçbiri saklı değil, hepsi GIRGIR’dan yüksektir!

VASQUES DE SOLA

Vasques De Sola; 1927 yılında İspanya’nın Granada kentinde doğdu. Ailesinin geleneğine uyarak papaz okuluna girdi. Karikatür çizmeyi yok seven De Sola, papaz olduktan bir müddet sonra klieseden ayrılarak gazete ve dergilere karikatürler çizdi. Paris’e giderek burada ünlü Canard Echaine’ye boğa güreşi karikatürü basıldı. İspanya’ya döndüğü zaman Franco’ya hakaret suçundan hapse atıldı. Picasso, De Sola’nın kurtarılması için büyük bir imza kampanyası başlattı. Karikatürü çizilmesi yasaklı olan Papa’nın dahi bildiriyi imzalaması sonucu İspanyol yönetimi Velasques De Sola’yı salıvermek zorunda kaldı. Vasques, Paris’e gittikten sonra burada gece bekçiliği, badanacılık gibi işler yaparak geçimini sağlamaya çalıştı. Birtaraftan çizdiği karikatürleri Fransa’ya kabul ettirdi. 1972 yılında Bordighera’da Altın Palmiye kazandı.

Son Düzenlenme Tarihi: 14 Ekim 2017 12:32
www.evrensel.net