Torik Akını: Az, öz, akıcı, okunası

Torik Akını: Az, öz, akıcı, okunası

Prof. Dr. Ulaş Başar Gezgin, Adnan Özyalçıner’in yeni kitabı ‘Torik Akını'nı yazdı.

Prof. Dr. Ulaş Başar GEZGİN
[email protected]

Az ve öz, ama akıcı, okunası öyküleri özlediniz mi? Öyleyse size güzel bir haberimiz var: 83 yaşındaki usta öykücü Adnan Özyalçıner’in yeni kitabı ‘Torik Akını’ çıktı! Kitap, 39 kısa öyküden oluşuyor. Kitaba adını veren ‘Torik Akını’, yazarın bir çocukluk anısına dayanıyor; savaş dönemi yokluklarına çocuk gözüyle, esprili bir biçimde yaklaşan bir öykü.. Öyküde, 2. Dünya Savaşı yıllarındaki yaşam biçimiyle ilgili ilgi çekici bilgiler ediniyoruz:

“O zamanlar fabrikalar, sabahın köründe işçileri uyandırmak için düdük çalar, ardından da işbaşı düdüğü Haliç üstündeki bütün işçi mahallelerinin dar sokaklarında yankılanır dururdu. Biz çocuklar, bu ikinci düdükle uyanırdık, babalarımızsa çoktan işe gitmiş olurdu. Akşamları da paydos düdüğü çalarak babalarımızın işten dönüşünü müjdelerdi.” (s.8)

DENİZ GEZMİŞLERDEN BUGÜNE...

Adnan Özyalçıner'in Torik Adlı ktiabı

Siz diliyle yazılmış olan ‘Cennet Bahçesi’ adlı öyküde, iki İstanbul üniversitesi öğrencisinin (hukuk okuyan Nazan’la edebiyat okuyan Tahir’in) 60’lı yıllardan günümüze uzanan yaşamları konu ediliyor... İkisi de, TİP üyesi. Bu kopmaz ikili, öğrenci kahvesinde, Onat Kutlar, Demir Özlü, Hilmi Yavuz, Ülkü Tamer, Müjdat Gezen, Savaş Dinçel, Yaman Tüzcet gibi isimlerle tanışırlar. Akşamları Beyoğlu’nda, Leyla Erbil, Edip Cansever, Muzaffer Buyrukçu ve Önay Sözer’le aynı masaya otururlar. Fakat asıl öykü buralarda değildir. Nazan ve Tahir, Deniz Gezmiş önderliğindeki üniversite işgaline, 6. Filo karşıtı eylemlere vb. tanıklık edecektir. Demircioğlu’nun ve Taylan Özgür’ün öldürülmesine de tanık olacaklardır. Bu, öğrencilik anıları üstüne kurulduğunu hissettiren, nostaji ve romantizm dolu akıcı bir anlatı...

Sonra 12 Mart gelir; Nurhaklar, Bardakçılar, Denizlerin idamı birbirini izler... Bu süreçte, Nazan, okulunu bitirip avukat olur; Tahir’se gazeteci. 70’lerde siyasi mücadele içinde etkin bir biçimde yer alırlar. 12 Eylül’den biraz önce yurtdışına çıkmak zorunda kalırlar. Almanya’da işçilerin hak arama mücadelelerinde yer alırlar. 80’lerin sonunda memlekete döner, insan hakları eylemcileri olurlar.

Öyküye adını veren ‘Cennet Bahçesi’ ise, muhteşem İstanbul manzarasıyla, çift için özel bir yer olmayı sürdürecektir. Ta ki...... Aslında bu öykü, roman olabilecek kadar bol bir anlatı malzemesi taşıyor. Kendini keyifle okutmayı başarıyor.

KAPİTALİST BİR ÜLKENİN YAZARI OLSAYDIM...

‘Perondakiler’de, Özyalçıner, ben diliyle kendini yazar. Ölmüş olan eşinin bir kitabının üstüne bir kelebek konup durur. Acaba o mudur?..  Sennur Sezer’e hitaben yazılmış bir öykü... Öyküde, yer alan bir anı şöyle başlıyor:

“Bir gün Sennur’la birlikte -her günkü gibi- Babıâli Yokuşu’ndan aşağı iniyorduk. Baktık yokuşun altından kolunda, hiç bırakmadığı ceketiyle Orhan Kemal bize doğru geliyor. İkimiz de duraksadık yokuşta.

Orhan Kemal -her zaman dediğimiz gibi Orhan Ağbi diyelim- yakınlaşınca baktık koltuğunun altında bir de dosya var. Yeni bir roman olmalı. Biz daha dosyayı sormaya kalmadan Orhan Ağbi yekten, ikimizin yüzüne de biraz öfke bulaşmış bir muziplikle baktı.

– Yeğenim be, dedi. Ben sosyalist bir ülkede yazar olsaydım ne olurdu?

İkimiz de şaşırmıştık. Merakla:

– Ne olurdu ağbi? diye sorduk.

– Ne olsun, bir kışlığım, bir de yazlığım olurdu.

O zamanlar otomobil modası olmadığından onun sözünü etmedi.

– Romanlarım yayınlanır, arada şu parti broşürü için de bir şey yaz derlerdi; yazardım. Mis gibi geçinip giderdim yani.

Bir an için soluklandı. Muzipçe bakışına bir de gülümseme eklendi:

– Peki, kapitalist bir ülkenin yazarı olsaydım -Amerika demek istiyor- ne olurdu?

Gene, bu kez heyecanla, sorduk:

– Ne olurdu ağbi?” (s.51-52)

(...) [Gerisi, ‘Torik Akını’nda]

KÜRT SORUNU, İSRAİL-FİLİSTİN VE DAHASI...

‘Çıplak ve Ölü’, Kürt sorununa ve insanlık onuruna ilişkin cesur bir öykü... Kürt sorunu izlekli bir diğer öykü olan ‘Orta Yerdeki Kan’, kuşatma altındaki kentlerdeki sivil ölümleri konu alıyor. ‘Yolculuk’ta köy basmalar anılıyor. ‘Balon’ ise, İsrail-Filistin çatışmasını işliyor.

‘Dolandırıcının Kazandırdığı Öykü’de sen dili kullanılmış. Özyalçıner, kendine kendini yazmış bu öyküde, bir başkasıymışçasına...  Şöyle bir önerimiz olabilir: Öykü çok akıcı, ancak başlığı, olay örgüsünü ve sonu ele veriyor. İçinde ‘dolandırıcı’ geçmeyen bir başlık daha iyi olabilirdi. Örneğin, ‘Üniversitenin Onur Konuğu’.

‘Boş Pazar’, adından da anlaşılacağı gibi, bir pazar öyküsü... ‘Kağıt Mendiller’, bir mendilci çocuğu konu alıyor. ‘Gizli Bahçe’de betonlaşma eleştiriliyor. Sen diliyle yazılmış ‘Çiçekçi Kız’da geçen bir söz not edilesi: “yağmur suyu Tanrı’nın soluğu karıştığı için nasıl bereketliyse insan soluğunun karıştığı su da onca güçlüdür.” (s.68) Öyküde, başkişi, Taksim Meydanı’nın çiçekçilerinden biri... Gazdan ve sudan kendisi de çiçekler de etkileneceklerdir elbette...

‘Bir Gökdelenin Tersten Görünüşü’nde başkişi, her iş günü evden işe yeraltı metrosuyla giden, sağına soluna bakmadan asansöre binip 57. kata çıkan bir çalışandır. Fakat bir gün asansör çalışmayınca, gökdelenin çevresini de görecektir.

Usta yazar, ‘Bir Kadın Bir Adam’da ülke gündemini anar: “Meclisteki kavgalı oylama, bombalama, canlı bombanın yakalanışı, operasyon, Fetöcülerin  tutuklanışları  -kaçı  kaldıysa-,  tutuklu gazetecilerle üniversitelerinden atılan akademisyenler, mahkemeler, terör, çatışma, OHAL, kanun hükmünde yeni kararnamelerin yayınlanışı -mağdurları memnunları ile birlikte-, Suriye’de IŞİD’e karşı ilerleyen askerlerimiz, şehit haberleri” (s.84).

BİTİRİRKEN

Bitirirken, bu vesileyle, Adnan Özyalçıner ustaya kişisel teşekkürlerimi iletmek isterim, 2000 yılında, daha ben üniversiteyi yeni bitirmişken, öykülerimle katıldığım Gençlik Kitabevi Ödülleri’yle genç yaşımda beni öyküye yönlendirdiği için... “Hayatı bir de Özyalçıner ustanın gözünden görün” diyorum ve yazarla okurlarının arasına girmeyi bırakıyorum...

Son Düzenlenme Tarihi: 12 Ekim 2017 07:42
www.evrensel.net

0 yorum yapılmış

    Yorum yapın

    Yorum yapmak için üyelik gerekmemektedir. Yorumlar, editörlerimiz tarafından onaylandıktan sonra yayınlanır. Konuyla ilgisi olmayan, küfür içeren, tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.