10 Ekim hem bedeninde hem ruhunda iz bıraktı

10 Ekim hem bedeninde hem ruhunda iz bıraktı

61 yaşındaki Mustafa Özdağ, 10 Ekim Ankara Katliamı’ndan sağ kurtuldu. Ama vücudundaki 16-17 kadar bilye ve şarapnel parçası ile yaşamını sürdürüyor.

Emine UYAR
İzmir

Bağ-Kur emeklisi olan 61 yaşındaki Mustafa Özdağ, 10 Ekim Ankara Katliamı’ndan sağ kurtuldu. Ama vücudundaki 16-17 kadar bilye ve şarapnel parçası ile yaşamını sürdürüyor. Özdağ ile katliamın ikinci yılı dolayısıyla Basmane Meydanına bakan bir kafede buluşuyoruz. 
İzmir Gültepe’de yaşayan Özdağ, “Kendi işimi kendim görebiliyorum ama sağlığım çok iyi değil” diyor. Ameliyat yerlerinde fıtıklar oluşmuş, ağrıları var, bunların yeni bir ameliyatla alınması gerekiyor ama Özdağ kendini şu an hastane ortamına hazır hissetmiyor. Bu yüzden ameliyatları öteliyor.  
Sağ ayağındaki bilye yerinden oynayarak yüzeye çıkmış. Pankreasında bile bilye var. 1,5 yıl da psikiyatri tedavisi görmüş. Artık hastaneye gidip gelmekten bıkmış. Özdağ, “Acılarımızın biraz olsun hafiflemesi için gerçek failler ortaya çıkarılsın” diyor. 

BAYRAM HAVASINDA GEÇEN MİTİNGİ KANA BULADILAR

Mustafa Özdağ, İzmir’den 30’dan fazla otobüsle gittiklerini anlatıyor 10 Ekim Barış Mitingine. “Türkiye’nin dört bir tarafından gelen insanlarla katliamlara, savaşlara karşı bir ses çıkarabilir miyiz, barışa bir katkımız olabilir mi diye gittik. Heyecanlı idim, çocuklarımıza yaşanacak bir ülke bırakmanın, bunun için çaba göstermenin herkesin görevi olduğunu düşünüyorum. Yolda da güle oynaya gittik” diyor.  

Ankara’da okuyan kızı ile de sözleşmişler, o da gelecekmiş mitinge. Biraz gecikmesi O’nun da patlamaya maruz kalmasını engellemiş. 

Mahkemede anlatılanlardan patlamanın olduğu yerle arasında 7-8 metre mesafe olduğunu çıkaran Özdağ, “Bayram havasında geçen bir mitingin kana bulacağını aklımıza bile getirmemiştik” diyor.  Kim olduğunu hâlâ bilmediği bir kadın, yaralı halde yerde yatarken polisin gaz sıkarak saldırması esnasında kendisiyle ilgilenmiş, çantasından tülbent çıkarıp, ağzını, burnunu kapatmış. “O kadın arkadaş olmasaydı, müdahale edilemediği için canlarını kaybeden arkadaşların akıbetine uğrayabilirdim” diyor ve ekliyor; “Polisin müdahalesi olmasa ve ambulanslar zamanında gelse idi birçok arkadaşımız kurtulabilirdi”. 

Doktorlar Özdağ’ı dört kere ameliyat masasına alıp geri bırakmışlar, “Sanırım ‘bununla zaman kaybetmeyelim, yaşama şansı daha fazla olan insanlar var’ diye düşündüler. Daha sonra müdahale ettiler” diyor. 

İki ay Ankara Dış Kapı Hastanesi ardından uzunca süre Dokuz Eylül Üniversitesi Hastanesinde tedavi süreci… 

‘TAVANA HER BAKTIĞIMDA GARIN ÖNÜNÜ GÖRÜYORDUM’ 

14 ayı aşkın bir süre uyuyamamış Özdağ, “Her tavana baktığımda garın önünü görüyordum. O beyaz zemin, garın önündeki manzara oluşuyordu tavanda. Sürekli sırt üstü yatmak zorunda idim. Birçok uyku ilacı denediler, sadece  ara ara 15-20 dakika sızıyordum. Şimdi 3-4 saat uyuyabiliyorum günde” diyor. 

 Uşak Eşme doğumlu Mustafa Özdağ’ın yaşamı mücadele ile geçmiş. 12 Eylül’deki cezaevi süreci nedeni ile üniversite yaşamı yarıda kalmış. İkisi kız, biri erkek üç çocuk sahibi olan Özdağ, kendi işyerinde elektrik işi ile uğraşmış. 

10 Ekim Katliamı’ndan sonra ailelerin ve katliamdan etkilenenlerin, yaralarını sarabilmek, birbirleri ile dayanışabilmek, hukuksal süreci daha güçlü takip edebilmek için oluşturdukları 10 Ekim Barış ve Dayanışma Derneği’nin İzmir ayağını oluşturmuşlar. Katliamda hayatlarını kaybeden Ayşe Deniz, Berna Koç, Mesut Mak, Mustafa Budak ve İsmail Kızılçay’ın ailelerinin de içinde olduğu İzmir ve civarından 30’a yakın aile ile irtibat halinde olduklarını anlatıyor. Özdağ, İzmir’deki ailelerin, katliam anısına bir “Barış Anıtı” yapılmasını talep ettiklerini anlatıyor. 

TANSİYON HAPI İÇEREK DURUŞMALARA KATILIYOR

Mahkemelere tansiyon ilacı içerek girdiğini anlatan Özdağ, “Mahkemede çok geriliyoruz. Her duruşma kavga-dövüşle sonuçlanıyor. Verdiğimiz ifadelerde kullandığımız kelimelerden kaynaklı bizi de yargılamak istiyorlar. Düşünün bir kedi yavrusu görüyorsunuz, yaralanmış. Onu arabaların ortasından alıp kenara çıkartmaya çalışırken orada insanlara uygulanan vahşet gözlerinizin önüne geliyor. Ben o anı tekrar tekrar yaşıyorum” diye anlatıyor. 

‘DAVAYA YETERLİ DUYARLILIK GÖSTERİLMİYOR’

Davayı düzenli olarak takip ettiğini dile getiren Özdağ, imkanı olduğu sürece de davayı takip edeceğini vurguluyor. 

Özdağ, davaya yeterli duyarlılığın gösterilmediğini düşünüyor.  Barışın dile getirildiği bir ortamda Türkiye’nin en büyük katliamlarından birinin yaşandığını ifade eden Özdağ, “Biz takip etmeyi bırakırsak davanın üzeri kapanır. IŞİD’li olarak tespit edilen bir kaç serseri takımını toplayıp gelmişler. Onlara biraz ceza verip kapatma çapasındalar. Oysa bu katliam birkaç serserinin becerebileceği bir şey değil. Bunlar sadece kullanılanlar” diyor. 

Gerçek faillerin ortaya çıkarılmasını istediklerini vurgulayan Özdağ, sözlerini şöyle noktalıyor: “O bir kaç kişinin aklı yetmez bu işi yapmaya. Ne bizim eski yaşantımız ne de yiten canlarımız geri gelecek. Acılarımızı biraz olsun hafifletecek olan gerçek faillerin ortaya çıkarılmasıdır”.  

www.evrensel.net