Görüşlerimiz farklı olsa da hepimiz  aynı kazanda kaynıyoruz

Görüşlerimiz farklı olsa da hepimiz aynı kazanda kaynıyoruz

Şerif Karataş, İkitelli Organize Sanayi Bölgesi’nde bir öğle arasında işçilerle hükümetin siyasi ve ekonomik kararlarını konuştu.

Şerif KARATAŞ 
İstanbul 

İkitelli Organize Sanayi Bölgesi’nde çalışan ve bir öğle arası sohbet ettiğimiz işçilerin kimi hükümetin siyasi ve ekonomik kararlarını savunuyor kimi eleştiriyor, kimisi ise “At izi it izine karıştı” diyerek yorumluyor yaşananları. Biri ise kendi durumlarına dikkat çekiyor: “Görüşlerimiz farklı olsa da işçiyiz, hepimiz aynı kazanın içinde kaynıyoruz.”

İkitelli Organize Sanayi Bölgesi Türkiye’nin en büyük organize sanayi bölgelerinden biri. İstanbul’un Avrupa yakasında kalan organize sanayi bölgesi kurulduğunda Küçükçekme ilçe sınırlarında kalırken, Başakşehir’in ilçe olmasıyla Başakşehir’in sınırlarına  dahil oldu. 7 milyon metrekare alanda kurulu bulunan bölgede 30 bin işyeri ve 300 bin civarında işçi çalışıyor. Otomotiv, tekstil, metal, gıda, ayakkabıya kadar farklı iş kollarının olduğu sanayi bölgesi sınırlarında içinde kalan AYKOSAN ve AYMAKOOP sanayi sitelerinde sayacıların iş bırakmasıyla gündeme gelmişti.

“Ülkedeki ekonomik ve siyasal gelişmeleri işçiler nasıl değerlendiriyor” sorusuna yanıt aramak için İkitelli Organize Sanayi Bölgesi’nin yolunu tutuyoruz. Devasa bir alan. İşçilerle öğlen verilen yemek molasında görüşebiliyoruz. Bazı işçiler işten atılma tehlikesi nedeniyle isimlerinin yazılmasını istemiyor. 

‘GÖRÜNEN KÖY KILAVUZ İSTEMEZ’

İlk önce otomotiv sektörün ağırlıkta olduğu Dolapdere Sanayi Bölgesine uğruyoruz. Sanayi bölgesindeki camiye yakın bir yerde iki işçi sohbet ediyor. Kendimizi tanıttıktan sonra ülkenin durumunu sorduğumuzda bir işçi, “Görünen köy kılavuz istemez” diyor. Görüşlerini kayıt altına almak istediğimizde ise çekiniyor ve susuyorlar. Bunun üzerine kayıt cihazını açmadan konuşuyoruz. Hükümetin politikalarına ilişkin sorumuzu geçiştirerek yanıt veriyorlar. Çok memnun bir tablo da çizmeseler de konuşurken temkinli bir dil kullanarak söyleyeceklerini ifade ediyorlar. Ardından daha büyük fabrikaların da olduğu AYKOSAN Sanayi Sitesinin yolunu tutuyoruz. İşçiler öğle yemeğinden sonra soluğu çay ocaklarının önünde attıkları taburelerde çaylarını yudumluyorlar. Bazı işçiler tavla oynayarak zamanlarını geçiriyor. 

GÜNAH KEÇİSİ SURİYELİLER!

Üç işçiyle ilk olarak sohbet ediyoruz. Sonra diğerlerine göre daha genç bir işçi de katılıyor. 

Kayserili olan işçi, Cumhurbaşkanı başta olmak üzere siyasetçilerin konuşurken, söylediklerini tartarak dile getirmelerini istiyor. Haksızlığa itiraz edenlerin ya da tepki gösterenlerin seslerinin kısıldığını söylüyor. 

Niğdeli bir başka işçi ise sohbeti Suriyelilere getiriyor. Suriyelilerin geri gitmesini istiyor. Suriye’de savaşın bittiğini öne sürüyor. Suriyelerin Türkiye’ye gelme sürecini ilişkin soruya ise “Orasını biz bilemeyiz. İçindekiler bilir” yanıtı veriyor. Bu söyleme itiraz eden işçiler de var. O yine de kusuru Suriyelilerde buluyor. 

Orta yaşlı bir işçi “Vatandaşı her taraftan sıkıyorlar, daraltıyorlar. Sonra bir boşluk bırakıyorlar. Sonra bir kaos, bir rahatlama, boşlatma böyle gidiyor. Şöyle sıkıntılı bir durum var. İnşaat projeleri, ya da yap işlet devret projeleri dışında yolunda giden bir şey yok!” diyor. 

İkitelli Organize Sanayi Bölgesi

HEM ELEŞTİRİ HEM DESTEK VAR

Konu konuyu açıyor. Kürt sorununa geliyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Meclis açılışında HDP’liler için kullandığı ‘Kandil’e gitsinler’ açıklamasına hem destek var hem eleştiri. HDP’ye oy veren seçmeni düşünerek açıklamada haksızlık bulan işçiler, HDP yönetimi üzerinden ise Erdoğan’ın açıklamalarını ‘haklı’ buluyor. Çözüm süreci sonrası, özellikle Fethullah Gülen’le ilgili hükümetin önceki politikaları ve 15 Temmuz darbe girişiminden sonraki politikaları işçilerin kafalarını karıştırmış. İşçiler bu durumu, “At izi it izi birbirine girmiş çözemiyoruz” ifadeleriyle anlatıyorlar. 

AKP’li belediye başkanlarının istifası ve istifaları gündemde olan belediye başkanlarının halkın oylarıyla gitmesinden yanalar. İşçilerin yakındığı diğer bir konu da yargıdaki durum oluyor. Yargıtay ve Danıştay başkanlarının Erdoğan’la çay toplamasına anlam veremiyorlar ve bu durumun yargı için kötü bir görüntü olduğunu düşünüyorlar. 

FAZLA MESAİDEN MECLİSİ TAKİP EDEMİYORLAR 

6 dokuma triko işçisinin sohbetine katılıyoruz. Bu grupta genç işçiler ağırlıkta. Bekar olduğunu söyleyen Resul adlı işçi haline ‘şükür’ ediyor. “Kiralar çok fazla. Zamlar çok” diyen işçi, “Şuan mevcut her şey çok mu iyi? Hayır çok iyi değil. Endişe var. Zamları artık takip edemiyorum. Bunu tek başıma durduramam. Bunun da farkındayım. Bu nasıl çözülür onu da bilmiyorum” diyor. 

Meclisin açılışını da bizden duyan işçiler de oldu. Bunun nedeni sürekli mesaide kalmakla açıklıyorlar. İki çocuk babası Tümer adlı işçi ise, “Gece gündüz çalışıyoruz” diyor. 

İstanbul’da işçilerin sosyal hayatın kalmadığını ve giderek bu durumun daha da kötüye gittiğini anlatarak, “Üç aydır pazar dahil çalışıyorum. 

Eve gidiyorum. Yemek yiyorum yatıyorum. Sabah kalkıp gelip çalışıyorum. Hayatım bu. İki ufak çocuk var. Ev kira nasıl geçinecen?” diye soruyor. Asgari ücrete yapılan zammın temel tüketim ürünlerine yapılan zamlarla eridiğini de anlatıyor. 

‘ERDOĞAN, KAFASINI KALDIRANI İNDİRİYOR’

Erdoğan’ın karşısına kimsenin çıkamayacağına inanıyor, “Kafasını kaldıranı indiriyor” diyor. 

Hak aramanın ‘terör örgütü’ suçlamasıyla bastırıldığını anlatan işçi, “Kendi aramızda düşüncelerimizi paylaşıyoruz. Görüşlerimiz farklı olsa da işçiyiz, hepimiz aynı kazanın içinde kaynıyoruz” diyor. 

İşçiler, sayacıların eylemlerinden haberdar olmadıklarını da söylüyorlar. 

AKP’Lİ İŞÇİ İLE MHP’Lİ İŞÇİ NİN TARTIŞMASI

Kendisini AKP’li olarak tanıtan bir işçinin de aralarında olduğu beş kişilik masaya geçiyoruz. Yapılan yol, köprü, havaalanı inşaatları üzerinden hükümeti savunan işçi, verilen hizmetlerin bedeli olduğunu düşünüyor. Son dönemlerde vergilerin artması ve yapılan zamların bu bedel gereği olduğunu savunuyor. Araya giren MHP’li bir işçi ise 3. köprüyü işaret ederek, “Geçsen de geçmesen de parasını vereceksin. Geçmediğim köprüden niye paraya vereyim?” sözleriyle tepkisini dile getiriyor. 

ORTADOĞU’YU KARIŞTIRAN KİMDİ?

AKP’li işçi, Rusya’dan S-400 füze alınmasını savunuyor. Ortadoğu’daki gelişmeleri de  anlatarak ‘ülkenin ateş altında’ olduğunu, silahlanmanın gerekliği olduğunu öne sürüyor. 

MHP’li ise yeniden araya giriyor. “Ortadoğu’yu karıştıran kimdi? Ortadoğu’nun eş başkanıyım diyen kimdi? Kendisiydi ne oldu? Libya’yı, Mısır’ı karışan kimdi? 10 yıl öncesinde PYD’ye terörist demiyordu” diyor. 

‘BAHÇELİ’Yİ BİR ÇÖZSEM İŞ ÇÖZÜLECEK’ 

AKP’li işçi Suriye konusunda Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “biraz hatalı” olduğunu söylüyor. Erdoğan’ın iyi niyetli olduğu, etrafındakilerin kötü niyetli olduğunu öne sürüyor. 

MHP’liye ise Devlet Bahçeli’nin Erdoğan’la ortaklığını soruyoruz, “Bahçeli niye O’na boyun eğdi onu çözmeye çalışıyorum. Onu çözsem iş çözülecek.”

‘YANIMDA KÜRTÇE KONUŞUYOR, DÜĞÜNÜNÜ DE YAPIYOR’

BİR başka masadayız. Üç kişiden ikisi emekli. Biri geçinemediği için çalışırken, Sinoplu olan yapacak başka bir şey bulamadığı için çalışmaya devam ettiğini söylüyor. İkisi de sayacılık yapıyor. Sinoplu olan işçi, eşini emekli ettiği için rahat geçindiğini anlatırken, 1400 lira aylık alan emekli ise geçinemediğini anlatıyor. 

Sinoplu işçi devlet işleyişinden dolayı vergi ve zamların gerekli olduğunu savunuyor. Türkiyelilerin “iş beğenmediğini” ileri sürüyor. Bunu da uzun süre çırak bulamadığı için yanına Suriyeli bir çırak almasına bağlıyor. 15 yıl önce ülkenin durumunun “şimdiye göre biraz daha iyi” olduğunu savunurken, insanların kolay para kazanmanın yolunu tercih ettiğini, bundan dolayı “iddaa ve at yarışı” oynamayı sürdürdüğünü söylüyor. 

Irak ve Suriye’deki gelişmeleri sorduğumuzda, “Böl, parçala, yönet” politikasının uygulandığını düşünüyor. Irak Kürdistan Bölgesine Türkiye’nin müdahalesini savunuyor. Halklar arasında bir sıkıntı olmadığını söyleyen işçi, devletin asimilasyon yapmadığını da savunuyor. Kürtlerin eşit haklarla yaşayıp yaşamadığını sorusuna “Zamanımızın ve günümüz verdiği ölçüde oluyor. Kürtçe yanımda konuşuyor. Düğününü, töresini de yapıyor. Daha ne yapacak?” ifadeleriyle yanıt veriyor.

Son Düzenlenme Tarihi: 11 Ekim 2017 06:00
www.evrensel.net