Şapatan köylüleri: Tek isteğimiz bir daha bunlar yaşanmasın

Şapatan köylüleri: Tek isteğimiz bir daha bunlar yaşanmasın

Şemdinli Şapatan'da köylülere yönelik işkence soruşturması sürerken köylüler tek isteklerinin bir daha bunların yaşanmaması olduğunu dile getiriyor.

Nimet ÖLMEZ

Hakkari’nin Şemdinli ilçesi Şapatan (Altınsu) köyünde 6 Ağustos’ta özel hareket timlerince yapılan aramalarda köylülere yapıldığı iddia edilen fiziki ve psikolojik işkence sonrası olayla ilgili soruşturma devam ederken köylüler, o günlerin gözlerinin önünden gitmediğini söyleyerek, tek isteklerinin bir daha bunların yaşanmaması olduğunu dile getiriyor.

6 bin nüfuslu köy ismini, dağ eteklerinden gelen sudan aldığı belirtilen Şapatan köyü, 1980’li yıllarda bölgede başlayan ilk çatışma haberlerinden sonra askeri güçler tarafından “Gavur köyü” olarak tanımlanmış. Şapatan için “Bu bölgenin en iyi tütünü, balı ve altın gibi suyun kaynağı burasıdır. Aslında bu köy Şemdinli’nin bel kemiğidir” tanımını yapan köylüler, bugüne kadar operasyonlar sonucu çıkan yangınların binlerce hektarlık alanı küle çevirdiğini iddia ediyor.  

 HER OLAYDA İLK BASKIN ŞAPATAN’A 

1990’lı yıllarda bölgede başlayan köy baskınlarının ondan sonra Şapatan’da hiç kesilmediğini belirten köylüler, 2015 yılının Ağustos ayında Tekeli Taburu’ndan atılan havan toplarının köy meydanına düşmesiyle onlarca evin hasar gördüğünü hatırlatıyor. Köylüler, 15 gün boyunca köylerini boşaltılmak zorunda kaldıklarını anımsatıyor. 1 Kasım seçimlerinde AKP’nin 1. sıra adayı olan Ahmet Budak’ın hayatını kaybettiği saldırıdan sonra gece yarısı köye yüzlerce özel hareket polisinin girdiğini dile getiren köylüler, ilçede yaşanan bütün olaylardan sonra bu durumun yaşandığını belirttiyor.

 BAHÇELER SUSUZLUKTAN KURUDU

 Son işkence olayının ardından köyün üzerine korku ve sessizliğin çöktüğüne dikkat çeken köylüler, dağ yamaçlarında evleri bulunan bazı ailelerin akşam elektrik lambalarını bile açmakta tereddüt ettiklerini söylüyor. Bir çok köylünün beslediği inekleri sattığını söyleyen yurttaşlar, geçim kaynağı olan ceviz ağaçları ve meyve bahçelerinin aylar süren yasak nedeniyle susuzluktan kuruduğunu belirtiyor. Hasarlı olan su şebekesini tamir etmek için bile emniyetten izin almak zorunda kaldıklarını söyleyen Şapatanlılar, tamir için gidecek kişilerin isimlerinin dahi polise bildirildiğini paylaşıyor.

‘KULAKLARIMDA O GECEDEN KALMA SİREN SESLERİ VAR’

Dereboyu Merkez Camii önüne getirilen yarı çıplak 56 kişinin görüntüsünün hafızalardaki yerinin halen tazeliğini koruduğu köyde, olayın tanıklarından Ş.T., baskın sırasında evinin camından işkencenin yapıldığı cami önüne baktığı için ağza alınmayacak küfürlere maruz kaldığını belirtiyor. Ş.T., “Tek isteğim bir daha bunları yaşamamaktır” diyor. Eşi ve oğlunun saatlerce gözlerinin önünde işkence edildiğini ileri süren Atiye Atabak, 2 aydır her gece aynı saatte siren sesleri duyduğunu ve hiç uyuyamadığını paylaşıyor. En ufak bir sesten dahi rahatsızlık duyduğunu söyleyen Atabak, “24 yaşındaki oğlum Bünyamin’i o gece o kadar dövdüler ki gözümün önünden gitmiyor. Oğlumun yüzünde açılan yaraya o kadar yumruk atmışlar ki sabah evin duvarlarına sıçrayan kan beni dehşete düşürdü. Kadınlara ağza alınmayacak küfürler ediliyordu, insanların çığlık sesleri geliyordu. Belki oğlumun ya da eşimin yaraları geçti ama ne benim ne de kızımın psikolojisi düzelmedi. Yemek yiyemediğim için en az 5 kilo verdim. Oğlum boynuna aldığı darbeden dolayı gecelerce uyumadı. Oğlumu tedavi olması ve dişlerini yapması için başka bir şehre gönderdik” diyerek yaşadıklarını anlatıyor.

 ‘UZUN SÜRE EVİMİZE DÖNEMEDİK’

Eşinin saatlerce evinin önünde işkence edildiğini, onu kurtarmak isterken özel hareket polislerinin kendisine ve 6 yaşındaki kızına da şiddet uyguladığını iddia eden Kudret Korkmaz ise psikolojisinin hala düzelmediğini belirtiyor. Yaşadıklarını unutmak için gündüzleri ilçe merkezinde çalıştığını dile getiren Korkmaz, “Evimizdeki birçok eşya kırıldı. Zaten uzun süre onları düzeltmedim. Elim kolum gitmiyordu. Çocuklarımla birlikte ailemin evinde kaldık. 3 dikiş makinem vardı, onlarla yöresel kıyafetler diker, aileme destek oluyordum. Şimdi 3 makinem da hasar gördü. Daha önceki yıllarda eve baskın yapılır, yine eşyalarımıza zarar verirlerdi ama böylesini ilk defa gördüm. Bize o kadar küfür edildi ki, küfürler kulaklarımda hala” diye konuşuyor. (Hakkari/MA)

www.evrensel.net