ADA’nın açılış dersini İsmail Beşikçi verdi

ADA’nın açılış dersini İsmail Beşikçi verdi

Ankara Dayanışma Akademisi 2017-18 akademik yıl açılışını yaptı. İlk dersi '70 ve '80'lerde üniversiteden uzaklaştırılan İsmail Beşikçi verdi.

Ankara Dayanışma Akademisi (ADA) 2017-2018 akademik yılı açılışını yaptı. İTÜ Evi’nde gerçekleşen açılış etkinliğinde  ilk dersi İsmail Beşikçi verdi. Birçok kişinin yoğun ilgiden dolayı ayakta izlediği ilk dersin konusu ise “Bilim Yöntemi, Kürtler, Aleviler, Ermeniler” oldu. Beşikçi derse kendisinin akademiden uzaklaştırıldığı 1970’li yıllarla bugünün siyasi koşullarını değerlendirerek başladı. Bugüne nazaran o dönemin daha demokratik bir dönem olduğunu belirten Beşikçi, “Bugün çok antidemokratik bir dönem var. O dönem Ankara’da hakimler var denebiliyordu, ancak şimdi yok” dedi.

‘BİLİMİN DE DEMOKRASİNİN DE TEMEL KOŞULU İFADE ÖZGÜRLÜĞÜ’

Üniversite kurumunun önemine değinen Beşikçi, akademide bilim üretmenin de demokrasinin de temel koşulunun ifade özgürlüğü olduğunu vurguladı. Beşikçi, Türkiye’deki üniversitelerin hiçbir dönem ifade özgürlüğünü savunmadığını belirterek, “Biz akademik özgürlüğe sahibiz, akademik özgürlük baskıyla karşılaşmamızı engeller, diye düşünüyorlar. Hiçbir rektör de bugüne kadar bilimin ön koşulu olan ifade özgürlüğü için çaba göstermemiştir” dedi. Türkiye’deki üniversitelerde Kürtlerle, Ermenilerle ilgili bir açıklama yapıldığında cezai yaptırımlarla karşılaşıldığını kaydeden Beşikçi, “Şu anki akademik özgürlükle Türkiye’de Kürtlerle, Ermenilerle, Alevilerle ilgili bir şey söyleyemiyorsun. Türkiye burjuvazisinin zenginliğinin kaynağı Ermeni, Rum malları. Bir sürü ekonomi tarihi kitabı yazılıyor. Ancak hiçbirinde Ermenilerin, Rumların, Süryanilerin mallarına ne oldu? Bu yok. Akademik özgürlüğe sahipsin ancak bu konuları inceleyemiyorsun. Devlet de ‘Bu konularda söz söyleyemezsin, ancak bu koşulda üniversitesin’ demiş”.

‘ÜNİVERSİTELER KENAN EVREN’E UNVAN VERMEK İÇİN SIRAYA GİRDİ’

1980 sonrası üniversitelerin özerkliklerini tümüyle kaybettiğini söyleyen Beşikçi, o dönem üniversitelerin Kenan Evren’e profesör ünvanı vermek için sıraya girdiğini anlattı. Beşikçi, “İstanbul Hukuk Fakültesi Evren’e fahri doktora unvanı vermek istedi. İstanbul Üniversitesi Rektörlüğü de Evren’e bu unvanın az geleceğini, profesör unvanı verilmesi gerektiği kararını aldı, daha sonra bütün üniversiteler Evren’e unvan vermek için sıraya girdi. En son YÖK karar aldı. ‘Kenan Evren üniversite üniversite dolaşmasın, biz Türkiye’deki tüm üniversiteler adına ona bu unvanı verelim’ diye.”

‘DÜŞÜNCEDE SUÇ ARANAN YERDE BİLİM OLUR MU?'

Türkiye’de yargı ve üniversitelerin bir konudaki iş birliğine dikkat çeken Beşikçi şunları söyledi: “Örneğin Kürtlerle, Ermenilerle ilgili bir makale ya da bir kitap yazdığınızda yargı bunu bilirkişi denilen kuruma gönderiyor. Üniversitelerin, hukuk, siyaset bilimi, iktisat vb alanlarından gelen profesörlerinden oluşan bu heyet, yazıyı ya da kitabı okuyor. Eğer herhangi bir üniversite hocası bir yazıyı ya da kitabı ‘suç var mı’ diye okuyorsa burada bilim yoktur, düşüncede suç arayarak bilim olur mu? Düşüncelerini, bilimin, siyasetin kavramlarıyla dile getiren hakarete, ayrımcılığa zaten başvurmaz. İstediğin kadar tez yönet, doktora reddet, sen bilimden uzak bir kişisin”.

Dersin ardından açılış etkinliği Bandista’nın verdiği konserle sona erdi. (Ankara/EVRENSEL)

www.evrensel.net