Çiğnenmiş çiçeklere özlemi anlatır: Sennur Sezer

Çiğnenmiş çiçeklere özlemi anlatır: Sennur Sezer

Ayşegül Tözeren, 2 yıl önce aramızdan ayrılan umudun ve direncin şairi Sennur Sezer'i Evrensel Pazar'a yazdı.

Ayşegül TÖZEREN

Behçet Necatigil’in sözcükleriyle başlıyor Sennur Sezer’in şiir toplamı:

“Sezer on altısını kırk altısında yaşayacaktır. 
Çünkü bütün şiirler –
Çiğnenmiş çiçeklere özlemi anlatır”

Sennur Sezer için şiir çağının yankısıydı. 

Sezer, şiir için, “Aşk şarkılarına marşlar karışır, ağıtlara çocuk sesleri. Çok sesli bir korodur şiir, bir orkestra” der. Baskı ve sansürün ağırlığını hissettirdiği seksenlerin ardından gelen doksanlarda, görsel medyanın da yaşamamıza girmesiyle birlikte, hem daha çok görünmek isteyen, hem de sokağın tozundan toprağından uzak yaşamak isteyen yazar ve şairler çoğalıyordu. Aynı dönemde, sokağın hikayesini, yazın ve şiirde anlatmak, sıradanlık olarak görülüyor, dil oyunu ile metni örüp, toplumsal olandan soyunmuş olarak bireyin yaşantısını anlatıya aktarmak nitelikli edebiyat ve şiirin tek yöntemi gibi sunuluyordu. Sokağı anlatan yazar ve şairlerin katı bir ahlakçılıkla yazdıkları düşünülüyordu. Edebiyatın asıl mercek tutması gereken hayatın çelişkilerini ifade edemediklerini… Bu yargıyı destekleyen örnekler olmakla birlikte hariç tutulması gereken has edebiyat ürünlerine sahip yazar ve şairler de vardı. Nitelikli edebiyatın tek kriterinin toplumsal bağları kopartılmış bireyin hikayesini anlatmak olarak dayatıldığı doksanlar döneminde Sennur Sezer, Adnan Özyalçıner gibi yazın işçilerine gereken değerin verilmediğini düşünenlerdenim.

Oysa doksanlarda Sezer’e, Özyalçıner’e gereken değer verilmiş olsaydı, doksanlarda bastırılmış olan sokak, mahalle anlatıları geri döndüğünde, belki öykü, şiir Ankara’nın pavyonlarında kullanılan mahalle ağzıyla yazılmayacak, billur bir dille racon kesmeden, ahlakçılık yapmadan, muhafazakarlığa kaçmadan da sokağın anlatılabileceği başka kuşaklara aktarılabilecekti. Doksanlardaki bireyci edebiyatın “tek kutuplu” olarak dayatılmasının sokağa, mahalleye sakatlanmış yazınsal bakışta etkili olduğu söylenebilir.

Topluma gerçekçi yeni bir bakışla bakarken Sennur Sezer, “Gecekondu”yu anlatır. Ancak gecekonduları sevişmelerinden anlatmaya başlar:

“Aceledir sevişmeler tek odalarda 
Yarı giyinikliğinde kadınların 
Kaçış kaçıştır 
Dönüverişinden çocukların”

Edebiyat eleştirisindeki “tek kutuplu” bakışın aksine, şair Sennur Sezer, insanı kompartmanlara ayırmaz, ahlakçılığın tuzağına düşmez, gecesiyle gündüzüyle birdir insan… Şair, bir başka şiirinde, “volta”yı anlatır. Ancak anlattığı volta sadece hapishanede atılan değildir, gönüllü tutsaklıklarımızla örülü yaşantılarımızla ördüğümüz duvarlara da yazar şiirini:

“Her insan tutsaktır kendi duvarlarına ve ne yazık adımları orda tükenir”

Sennur Sezer, şiirinde ötekileri yazarken, kalemi duyarlı ve dokunaklıdır. Ancak muzip bir kadın gülümsemesi de sezilir satır aralarında. 

“Kapalı gözlerle sevişiriz doğduk doğalı. Ve karanlıkta eştir bütün kadınların sıcaklığı. Öyleyse neden kıyaslamak kolları, bacakları ve kayırmak aklığı,” diye başlar “zenci” şiirine… Ve devam eder: 

“Kapalı gözlerle sevişiriz doğduk doğalı. Hep unutkandır sevişme karanlığı. Akar aramızda doygun ırmak suları: “Güzeller, seçkinler kıyısı bu kıyı Güzeller, seçkinler kıyısı..” 

"Siz öte yakaların kızları. Ölüm neden sizi hiç kayırmadı?”

Sennur Sezer, şiirinde imge ile anlatı sırasında denge kurmaya çalışırken, dil oyunu yapayım derken, dile dolanmaz. Metnini örerken dikkatlidir. Çünkü yazarken bilir ki şiiri, “ekmek, tuz, kitap ve şekere saygı”dır. Sezer, şiirinde melankolinin tarafını seçmemiştir. O da Yaşar Kemal gibi, “İnsanın umutsuzluktan umut yaratan” olduğuna inanır. Ütopyaların öldürülmeye çalışıldığı çağa şiirinde seslenir:

“İçkiyle “iyi gider” 
Eviçlerine “yakışır” 
Biber közlemesine “dayanamaz” 
Her yıl ihracatı artıyor 
Daha edinemediniz mi? 
Umutsuzluk bir yaşam biçimidir!”

Dünyanın, memleketin yıkılıp tekrar kurulduğu masaların sinikliği Sezer’in şiirinde sezilmez. Gizliden gizliye bir coşkuyu barındırır hep… Direncin coşkusunu.

Çiğnense de ölmeyen çiçeklerin hikayesidir Sennur Sezer şiiri… Nasıl çiğnendiklerinin de… Nasıl yaşadıklarının da…

www.evrensel.net

0 yorum yapılmış

    Yorum yapın

    Yorum yapmak için üyelik gerekmemektedir. Yorumlar, editörlerimiz tarafından onaylandıktan sonra yayınlanır. Konuyla ilgisi olmayan, küfür içeren, tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.