‘Gülmen’de bası yarası oluştu, hareket kısıtlılığı var’

‘Gülmen’de bası yarası oluştu, hareket kısıtlılığı var’

Nuriye Gülmen’i ziyaret eden Doktor Benan Koyuncu, Gülmen’de bası yarası oluştuğunu, eklemlerde hareket kısıtlılığı olduğunu söyledi.

Açlık grevindeki Nuriye Gülmen’i ziyaret eden ATO Üyesi Doktor Benan Koyuncu, “Eklemlerde kontraktür denilen hareket kısıtlılığı var. Fizik muayenesinde bası yarası dediğimiz durumun ilk bulguları oluşmaya başlamış” dedi.

Ankara Tabip Odası (ATO), Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile işinden edilen ve iade edilme talebiyle başlattığı açlık grevinin 213’üncü gününde olan akademisyen Nuriye Gülmen’in sağlık durumunda ilişkin merkez binasında basın toplantısı düzenledi. Toplantıya ATO Yönetim Kurulu üyeleri Benan Koyuncu ile Onur Naci Karahancı katıldı.
 
Açıklamayı, 5 Ekim tarihinde Numune Hastanesi yoğun bakım servisinde açlık grevini sürdüren Nuriye Gülmen’i muayene eden ATO Yönetim Kurulu Üyesi Doktor Benan Koyuncu yaptı. Koyuncu, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin “Kendi doktorları tarafından muayene edilebilir” kararı doğrultusunda Sağlık Bakanlığı ve  Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğünden aldıkları olumlu yanıt sonucu Gülmen’i ziyaret ettiğini belirtti

‘MUAYENE SIRASINDA KOLLUK KUVVETLERİ YANINDA OLMAK İÇİN DİRETTİLER’

Gülmen’in bulunduğu yoğun bakım servisinde 2 jandarma ve bir cezaevi infaz memurunun bulunduğunu belirten Koyuncu, “Nuriye Gülmen’in kaldığı yer, yoğun bakımdaki diğer hastalardan izole, içinde tıbbı cihazların ve tedavi arabasının olduğu bir odaydı. Gittiğim esnada Nuriye kitap okuyordu. Öyküsünü almaya başladığımda kolluk görevleri yanında olmak için direttiler. Bunun hasta haklarına aykırı olduğunu söyledim. Savcılığın talimatı ile dışarıya çıktılar” dedi.

‘NURİYE DAHA TEDİRGİN’

Gülmen’in öncelikle bulunduğu ortam koşullarından duyduğu rahatsızlığı dile getirdiğini aktaran Koyuncu, “En büyük sorunu tuvalet sorunu. Kesinlikle ayağa kalkmasına izin verilmiyor. Tuvaletini yaparken içerde asker de oluyor. Bunu onur kırıcı olarak görüyor. Temizleme işlemi ve banyo yapamıyor. Nuriye yoğun bakım hastası olmadığını söyleyerek silme işlemini kabul etmiyor. ‘Ben kendimi yıkayabilirken neden silme işlemini kabul edeyim’ diyor. Yoğun bakım orası, dolayısıyla kendisi de bundan etkileniyor ve uyku düzeni bozuluyor uyuyamadığını dile getirdi. Temiz kıyafet elde etmede sıkıntılar yaşanıyor. Bizim açlık grevindekilere önerimiz günlük çamaşırlarının değişmesi gerekiyor; ama maalesef bu yapılmıyor. ‘Başımda sürekli bir kolluk kuvveti var kendimi burada daha sıkışmış hissediyorum’ dedi. Böyle bir tesisatın içinde olduğu için şu kaygıyı yaşıyor sürekli. Daha tedirgin ve sürekli zorla müdahale tehdidi altında hissediyor kendini” diye konuştu.

‘GÜLMEN’İN YOĞUN BAKIMA KALDIRILMASININ TIBBİ  GEREKÇELERİ NELERDİR?’

Gülmen’e yönelttiği “açlık grevini sonlandıracak mısın” sorusuna verdiği cevabın ise devam ettireceği yönünde olduğunu aktaran Koyuncu, yaptığı ziyaret sonrası tespitlerini sıralayarak aktardı: 
 
“* Kaldığı koşullarda hiç hareket etmiyor. Daha önceden refakatçisi tarafından yapılan eklem hareketleri şuan yapılmamaktadır. O yüzden eklemlerde kontraktür denilen hareket kısıtlılığı var. Yatak yaraları oluşabilir. Kaldı ki fizik muayenesinde bası yarası dediğimiz durumun ilk bulguları oluşmaya başlamış.
 
* Tuvalet yapamaması, banyo yapamaması hem kişisel haklarına saldırı hem de sağlık açısından olumsuz sonuçlar oluşturuyor.
 
* İçerde sürekli güvenlik güçlerinin olması hasta mahremiyetinin bir ihlali. Bu durum enfeksiyon riskinin artmasına neden oluyor.
 
* Açlık grevindeki bir kişi aldığı su, şeker, bitki çayı, B1 vitamini, tuz miktarı ve bunların hazırlanmasına başka bir kişinin yardım etmesi gerekmektedir. Bu koşullar içerisinde bu mümkün olmamaktadır.  
 
* Nuriye Gülmen’in yoğun bakıma kaldırılması için tıbbi gerekçeler nelerdir? Bu koşulları yaratanlar cezaevinde kalan bir kişinin cezaevi koşullarını arar durumda olunduğunun  farkındalar mı?”
 
Koyuncu, son olarak Numune Hastanesi’nin hekimlerinin Sağlık Bakanlığı’na “bilinci kapanırsa ne yapalım” şeklindeki sorusuna karşılık, bakanlığın verdiği cevabın, zorla müdahaleye imkan veren  “5275 Sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 82. maddesinin hükmedilmesi” gösterdiğini belirtti.

‘ZORLA MÜDAHALE TEHDİDİ PSİKOLOJİK İŞKENCEDİR

Sürekli müdahale tehdidinin psikolojik işkence olduğunu belirten Koyuncu, “Kişinin bilinci açıksa hekim sürekli hastasına açlık grevini bırakmak istiyor musun diye sormalı ve bilinci kapandığında hastanın son beyanını esas almak zorunda” dedi.

‘SİYASİLER BU İŞİ HEKİMLERİN ÜZERİNE YIĞMAK İSTİYOR’

ATO Yönetim Kurulu üyesi Onur Naci Karahancı ise, bilinci kapandıktan sonra kişinin son olarak verdiği kararın değerlendirilmesi gerektiğini belirtti. Biz sürekli muayenelerini yapıp takip etmek istiyoruz. Ama bakanlıktan buna ilişkin bir türlü cevap gelmedi. Siyasilerin bu işi bitirmeği isteği hekimlerin üzerine yığılmaya çalışılıyor. Bu da haksız bir durum” değerlendirmesinde bulundu. (Ankara/MA)
 

www.evrensel.net