İzmir Dayanışma Akademisi: Dayanışmamızı büyüteceğiz

İzmir Dayanışma Akademisi: Dayanışmamızı büyüteceğiz

İzmir Dayanışma Akademisi ilk dersini yaptı. Derste birliktelik ve dayanışmayı güçlendirme vurgusu yapıldı.

Eğitim Sen Üniversiteler Şubesi, SES İzmir Şubesi ile Akademisini kurduğu Dayanışma Akademisinin açılış dersi Tepekulede yapıldı. Yoğun ilginin olduğu gözlenen ilk dersi, Ankara Üniversitesi'nden ihraç edilen Yard. Doç. Dr. Barış Ünlü ve Ege Üniversitesi'nden ihraç edilen Yard. Doç. Dr. Lülüfer Körükmez verdi. 

Dokuz Eylül Üniversitesinin aynı nedenle açığa alınan akademisyenlerinden Prof. Dr. Ayşen Uysal, dayanışma akademilerinin, kürsüsüsz kalan hocalara kürsü sunmak ve birlikteliği ve dayanışmayı güçlendirmek için kurulduğunu söyledi. 

Barış akademisyenleri ile ilgili hazırlanan iddianamede Dayanışma Akademilerinin yer almış olmasının dayanışmayı kırmayı hedeflediğini ifade edn Uysal, "Tüm baskı ve yıldırma politikalarına karşı dayanışma ve mücadelemizi büyüterek yolumuza devam edeceğiz" dedi. Suça ortak olanları da unutmayacaklarını vurgulayan Uysal, "Bu suça ortak olanları tarihe not etmek boynumuzun borcu. Çünkü onlar birlikte yaşamın, üniversitelerin, bilimin köküne kibrit suyu koyanlardır. En az büyük karar alıcılar kadar bu suça ortaktırlar ve suçludurlar" dedi.  

"Duygular, Düşünceler ve Barış İçin Akademisyenler" başlıklı konuşmasında Barış Ünlü, Barış İmzacısı Akademisyenlerin neden cezalandırıldıklarını anlattı. Bunun temellerinin 1915-1938 yılları arasına tekabül eden ve devletle toplum arasında, özellikle de toplumun kendi içinde varılmış bir mütabakatlar bütününe dayandığını dile getiren Ünlü, "Bu mutabakata karşı çıktığımız için cezalandırıldığımızı düşünüyorum" dedi. 

"Türklük Sözleşmesi" olarak tanımladığı bu mutabakatın üç şartı olduğunu ifade eden Ünlü, "İlk olarak ülke genelinde imtiyazlı yaşayabilmek için Türk ve Müslüman olmak gerekli. İkincisi gayrimüslümlerin bu ülkede yaşadıklarına ilişkin bir şeyler yapmak yasak, üçüncü olarak da Kürtler hakkında bilgi üretmek, siyaset üretmek ve duygudaşlık yapmak kesinlikle yasak" dedi. 

Bu "sözleşmeye" aykırı olan düşünceleri dile getirdikleri, bilgileri yaydıkları için Barış Akademisyenlerinin cezalandığıldığını belirtti. 

Ünlü, zaman içinde Kürtlerle kurulan duygudaşlıklar sonucu 2015 yılında kürtlere yapılanlara karşı oluşan suçlulk duygusunun insnları harekete geçirdiğini ve cezalandırılacaklarını bile bile 2 bin dolayında akademisyenin metne imza atığını dile getirdi.

1923'ten sonra sadece müslümanlığın yetmediğini Türklük dayatmasının başladığını belirten Ünlü, "Bu daralmaya Kürtler karşı çıktı" dedi. Bu sözleşmeye neden uyuldu sorusunu yönelten Ünlü, "O dönemki devlet çok meşru idi. Kurtuluş Savaşı verilmişti" dedi. Diğerlerinden de Türklük performansını sergilemesinin beklendiğini dile getiren Ünlü, "İmtiyazlılar, imtiyazlı olduklarının farkında değiller ama dışarıdakiler bunu hep hisseder" dedi.

'BU SUÇA ORTAK OLMAYACAĞIZ'IN TARİHSEL TEMELİ

Hrant Dink'in öldürülmesinin sarsıcı bir etki yarattığını dile getiren Ünlü şunları söyledi: "Suçluluk hisettirdi. Cenazede bu durum kendini gösterdi. Türk aydınları da Dink öldükten sonra 'suç ortaklığı yapmayacağım' dedi. Bu yüzden 'Bu suça ortak olamayacağız' başlığının tesadüf olmadığını, kitlesel olarak imza atılmasının da bununla ilgili olduğunu düşünüyorum" dedi. 

Diğer konuşmacı Yard. Doç. Dr. Lülüfer Körükmez de "Akdemide Toplumsal Cinsiyetin İcrası" başlığı ile yapıtığı sunumda, Türkiye'de başından bu yana akademide ataerkil bir yapı içerisinde cinsiyet körü bir yaklaşım olduğunu ifade etti. Akademide çalışma konuları seçilirken, özellikle kadınlarla ilgili çalışma konuları belirlenirken özgür olunmadığını dile getiren Körükmez, 'tarafsız' olmanın pozitif, duyguların ise negatif sayıldığını belirtti. Körükmez konuşmasını, "Kadınların özgürlüğü, akademik özgürlük ile bağdaştırılabilir mi" sorusu ile bitirdi. (İzmir/EVRENSEL)
 

www.evrensel.net