‘Zorla müdahale’ uluslararası sözleşmelere aykırı

‘Zorla müdahale’ uluslararası sözleşmelere aykırı

TTB üyesi Şeyhmus Gökalp, açlık grevine zorla müdahalenin hekimlik mesleği kriterlerine göre etik ihlali olduğunu söyledi.

Sağlık Bakanlığının Nuriye Gülmen’ye yönelik “zorla müdahale” talimatı Tokyo ve Malta Bildirgeleri başta olmak üzere birçok uluslararası sözleşmeye aykırı. TTB üyesi Şeyhmus Gökalp, zorla müdahalenin hekimlik mesleği kriterlerine göre etik ihlali olduğunu söyledi. 

Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile işlerinden atılan eğitimciler Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’nın açlık grevi eylemi 213’üncü gününe girdi. Nuriye Gülmen açlık grevi eylemini 11 gündür Numune Hastanesi yoğun bakım servisinde sürdürüyor. Sağlık Bakanlığından Numune Hastanesi hekimlerine, “Bilinci kapanırsa müdahale edilecek. Bu konuda hukuk açık. Kişinin hayatından yalnız kendisi değil, devlette sorumludur” şeklinde talimat verdi. 

ZORLA MÜDAHALE TARTIŞMASI

Bu talimat, açlık grevi eylemcilerine yönelik zorla tıbbi müdahale tartışmasını gündeme getirdi. Bu konuda iç kamuoyunda birbirinden farklı yaklaşımlar olsa da, özellikle hekimler ve meslek örgütleri, “zorla müdahalenin meslek etiğine aykırı” olduğu görüşünü savunuyor. Uluslararası sözleşmeler bu konuda ne diyor?
 
Dünya Tabipler Birliği Malta Bildirgesinde açlık grevi, “Zihinsel olarak ehliyetli ve kendi iradesiyle açlık grevine karar vermiş kimsenin belirli bir zaman için yiyecek ve/veya sıvı almayı reddetmesi” şeklinde tanımlanıyor. “Süreli ve süresiz” diye ikiye ayrılan açlık grevinde, hastanın bilinci açık olduğunda kendisine yönelik tıbbi müdahale konusunda da verdiği yazılı onama beyanının esas alınmasına hükmediyor. Malta Bildirgesinde eylemciye müdahale koşulları detaylandırılıyor ve şu görüşlere yer veriliyor:

‘ETİK DEĞİL’

“Açlık grevleri zorla tedavi edilmeye çalışılmamalıdır. Geçerli ve bilgilendirilmiş ret söz konusu olduğu halde zorla besleme yersizdir. Grevcinin açık veya örtülü izni ile suni beslenme ise etik bir kuraldır. Müdahale etmek hastanın kendi iradesine aykırı bir durumu ortaya çıkarabilir. 
 
Zorla müdahale asla etik olarak kabul edilemez. Grevcileri eyleme son vermeye zorlamak için bazı grevcilerin zorla beslenmesi de kabul edilemez.
 
Madde 21: Kişinin yararına olduğu düşünülse bile; tehdit, zorlama, güç kullanımı veya fiziksel kısıtlamalarla beslenme insanlık dışı ve onur kırıcı bir tedavidir… 

KİŞİ KARARINI VERMİŞSE...

Dünya Tabipler Birliği Tokyo Bildirgesinde de, öncelikle eylemcinin ikna edilmesi üzerine odaklanılıyor. Tokyo Bildirgesinde konuya ilişkin karar şöyle geçiyor: “Bir hükümlü beslenmeyi reddettiğinde, eğer hekim, beslenmeyi gönüllü olarak reddetmenin yol açacağı sonuçlar üzerinde kişinin tam ve doğru bir yargıya varacak yetenekte olduğu kanısında ise, bu kişiyi damardan beslemeyecektir. Hükümlünün böyle bir yargıya varma yeteneği ile ilgili karar, en azından bir başka bağımsız hekimce onaylanmalıdır. Beslenmeyi reddetmenin yol açacağı sonuçların hekim tarafından hükümlüye anlatılması gerekir.” 

TIBBIN UYGULANMASI SÖZLEMESİ 

Yine bir başka uluslararası sözleşme olan “Biyoloji ve Tıbbın Uygulanması Bakımından İnsan Hakları ve İnsan Haysiyetinin Korunması Sözleşmesi”nde de konuya yer veriliyor. Sözleşmenin 8. Maddesinde, “Açlık grevi ve ölüm orucuna katılan kişilerin durumu acil olarak nitelenemez. Bu nedenle hekimin aydınlatılmış onam (yazılı irade beyanı) ve muvafakat alma konusundaki sorumluluğunu yerine getirmeksizin, acil durum veya hayati tehlike veya bilinç kaybı gerekçeleriyle müdahale etmeleri kusurlu bir davranış olacaktır” ifadeleri yer alıyor.

ULUSAL HUKUK NE DİYOR?

Tartışma içeride sürdüğüne göre, uluslararası sözleşmeler kadar ulusal mevzuat da önem kazanıyor. Ulusal hukuktaki tek düzenleme Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkındaki Kanun’un 82. Maddesinde yer alıyor. İlgili mevzuatın şu ifadelerle zorla müdahalenin yolunu açtığı yorumlarına neden oluyor: “Hayati tehlikeye girdiği veya bilincinin bozulduğu hekim tarafından belirlenenler hakkında, isteklerine bakılmaksızın kurumda veya hastaneye kaldırılarak muayene ve teşhise yönelik tıbbi araştırma, tedavi ve beslenme gibi tedbirler, sağlık ve hayatları için tehlike oluşturmamak şartıyla uygulanır.” 
 
Ancak ulusal ve uluslararası sözleşmelerin çeliştiği durumlarda uluslararası sözleşmelerin esas alınacağına ilişkin Anayasa’nın 90’ıncı maddesi var ve ilgili çevreler bu maddeye göre zorla müdahaleye imkan veren maddenin geçersiz olduğuna işaret ediyor.

TTB: ZORLA BESLENME ETİK AÇIDAN DOĞRU DEĞİL

Türk Tabipler Birliği de 1990 ve 1994 yıllarında açlık grevine zorla müdahale edilmesi konusunda, “Açlık grevcisinin bilinci bozulur ya da komaya girerse hekim açlık grevcisinin son kararına saygı göstererek tutum alacaktır. Bu çerçevede hastanın rızasına aykırı bir şekilde ‘zorla besleme’ etik açıdan doğru değildir” yaklaşımını benimsiyor ve halen bu tutumunu sürdürüyor. 
 
Türk Tabipler Birliği Merkez Konsey Üyesi Şehmus Gökalp, 90’lı yıllarda açlık grevlerine ilişkin sergiledikleri tutumu bugün de sürdürdüklerini belirterek, zorla müdahalenin hekimlik mesleği kriterlerine göre etik ihlali olduğunu vurguladı. Gökalp, “Biz hekimleri bağlayan hekimlik mesleği etik ilkelerinde hastanın kendi rızası bizim en temel aldığımız kriterlerden biri. Nuriye ve Semih ile ilgili olarak bildiğim kadarıyla kendilerine müdahale edilmemesi konusunda beyanları var. Bu beyanlarını değiştirmedikleri müddetçe kendilerine zorla müdahale yapılmaması taraftarıyız” dedi. (Ankara/MA)
 

www.evrensel.net

0 yorum yapılmış

    Yorum yapın

    Yorum yapmak için üyelik gerekmemektedir. Yorumlar, editörlerimiz tarafından onaylandıktan sonra yayınlanır. Konuyla ilgisi olmayan, küfür içeren, tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.