Kayserili sayacı Tuncay Usta: Yardım değil hakkımı istiyorum

Kayserili sayacı Tuncay Usta: Yardım değil hakkımı istiyorum

Sayacı Tuncay Öztürk 'Helalden kazanmak isteyene para yok, haramdan kazananlara para akıyor. Ben yardım değil hakkımı istiyorum' diyor.

Kıbrıs savaşı sonrasında Türkiye’ye geldiklerinde, adını doktorlar koyuyor. Nüfus cüzdanında da Özgür Öztürk yazıyor ama ailesi ve arkadaşları ona Tuncay diye sesleniyor. Tuncay Öztürk, kardeşleriyle birlikte yıllardır saya atölyesinde çalışıyor. “Kayseri’de saya işiyle uğraşıp, Tuncay Usta’yı tanımayacak yoktur” diyor arkadaşları. Heyecanı ve tepkileriyle tüm arkadaşlarının gözdesi olan Tuncay Usta’yla, Kayseri saya işçileri ve esnafların durumu üzerine sohbet ediyoruz. 

‘DERTLERİMİZİ ANLATSAM ANSİKLOPEDİ OLUR!’

Onlarca büyük ayakkabı firmasına üretim yapan Tuncay Öztürk başlıca sorunlarını şöyle anlatıyor: “Günümüz ekonomik şartlarında biz de rahat edelim istiyoruz, insanların arasında ezilmeyelim diyoruz. Maddi yönden insanlar sırtını bir yerlere dayamış ve vücut diliyle hava atıyor, sen de altında kalıyorsun, yani manevi eziklik hissediyorsun. Saya sanatında öyle bir zulüm var ki had safhada. Kayıt dışı ekonomide çalışıyorsun, dükkan kirası, yol parası sana ait. Mesela bir makine, iğnesi, yağı hepsi sana ait. Örneğin çifti 2.5 liraya dikiyoruz, 96 tane diksen 250 lira falan ediyor. Grup olarak diktiğimiz için kişi başına 70-80 lira ancak ediyor. Biz haftalığı kurtarmak için 13-14 saat çalışıyoruz. Bu da ne demek oluyor, eşimize, çocuğumuza ayıracağımız vakitten çalıyoruz.”

Lise mezunu olmasına rağmen çocuklarına eğitim hayatında yardımcı olamadığını ifade eden Tuncay Öztürk, “Vücudum yorgun, nasıl ders çalıştırayım? Gelin misafirimiz olun da görün, on dakika yemeği yer hemen geri çalışmaya başlarsın. Kimyasal işle uğraşıyoruz, sabah boğazımız acıyor. Hangi derdimizi anlatayım, inan anlatsam ansiklopedi olur” diyor. “Ayakkabı bir gösteriş sanatıdır” diyen Öztürk şöyle devam ediyor: “Bizim içimizde bugüne kadar örgütlenmek yoktu. Ben dikmediğimde öteki gidip dikerim diyordu. Boş kalacağım, aç kalacağım diye korku vardı. Çok şükür son günlerde korku kalmadı.”

‘HELALDEN KAZANMAK İSTEYENE PARA YOK!’

Yaşadıkları sorunların sistemle de ilgili olduğunu ifade eden Tuncay Öztürk, “Bu sistemde helalden kazanma bitmek üzere. Alın teri bitmek üzere! Bize, ‘Asgari ücretle çalış’ diyor yönetenler, sen benim gibi eşekten düş, asgari ücretle çalış, köhne evlerde otur delikanlılığını göreyim. Ben onlar gibi milyarlık olayım valla keramet gösteririm, bulutun üzerinde namaz kılarım” diyor. Çocuğunun cezaevinde olduğunu ve düzenli olarak para, kıyafet göndermesi gerektiğini ifade eden Tuncay Öztürk, “Benim evim kira ben evliya değilim ki keramet göstereyim. Ben kimle muhatabım, devletle! Bana bir kimlik vermiş, benim sosyal hakkımı vermek zorunda. Biz diyelim ki iki kardeşiz, sen bana para vermez de yerlerde sürünürsem ben sana nasıl gardaşlık yapayım, ben sana nasıl milliyetçilik yapayım, nasıl dindarlık yapayım. Ben evimin geçimine uğraşıyorum. Sen beni sömürüyorsun kardeşim ya, firma sömürüyor, devlet sömürüyor” diye konuşuyor.

Sohbetimiz boyunca konuşmasının neredeyse tamamını dini referans alarak tamamlayan Tuncay Öztürk, şunları söylüyor: “Ben seni köle olarak çalıştıracağım ama maddiyata gelince vermeyeceğim. Bu direkt Allahsızlık, parayı vermemek için girmedikleri kılıf kalmıyor. İnsanları Allah ile peygamber ile kandırıyorlar. Devletim bile bana zulmediyor. Öz Türk’üm, öz Müslüman’ım ama zulüm altındayım. Helalden kazanmak isteyene para yok, haramdan kazananlara para akıyor. Ben kendi hakkımı istiyorum, babasının hayrına bir şey istemiyorum.”

‘TEK SEÇENEK: BİRLİK, BİRLİK, BİRLİK!’

“Devlet bizim mağduriyetimize el atsın eğer devletse” diyerek kaldığı yerden devam eden Tuncay Öztürk, “Ya alsın ya versin! Üçüncü bir yolu yok. Ben çalışıyorum, çocukluktan beri bu sanatı öğrendim, devlet hakkımı garanti altına alsın. Ben yardım değil, hakkımı istiyorum. Popçuya, topçuya sanatçı diyorlar, ben senin ayağına hizmet ediyorum! Borçtan kurtulamıyorum! Ölsem gitsem kul hakkıyla gideceğim. Sistem bozuk, böyle konuşmakla içim soğumaz. Karşıma geçsinler, ilmime güvenirim. Benim inandığım Allah layıkıyla adalet sahibi, onların Allah’ı ile benim inandığım Allah bir değil! Bir kez adliyeye düştük, paramız yok başımıza gelmeyen kalmadı. Avukat masrafı, mahkeme masrafı bilmem kaç milyar” diyor.

“İşte tüm anlattığım bu sorunlar nedeniyle bir araya geldik, toplandık. İnşallah dernekleşeceğiz” diyen Öztürk şöyle devam ediyor: “Antep, Konya, Adana neresi olursa olsun, oradaki sayacılarla da dayanışma içinde olmalıyız. Biz bugün burada grev yaptığımızda patron işleri yapmaları için diğer illerin sayacılarına göndermeye kalkacak. Oradaki işçiler, ‘Hayır kardeşim almıyoruz’ derse patronları köşeye sıkıştırırız. Yani tek seçeneğimiz var bu saatten sonra: Birlik, birlik, birlik.” 

VERGİ KAÇIRMAK HARAM, YÜKSEK VERGİ ALMAK ZULÜMDÜR

Dine müdahaleler olduğunu, bu duruma dindar biri olarak karşı olduğunu da vurgulayan Tuncay Öztürk, “Hatıroğlu Camii’nde imam, ‘Vergi kaçırmak haramdır’ diye hutbe veriyor. Ben de diyorum ki, yüksek vergi almak zulümdür ve zulüm ise haramdır İslam dininde. Hutbede taraflı konuşuyor imam. Doğruyu konuşsa maaşı kesilecek. Böyle düzen olur mu?” diyor. 

150 ATÖLYEDE İŞLER DURDU

Kayseri'de yaklaşık 150 saya atölye sahibi ve işçiler talepleri karşılanıncaya kadar atölyelerde üretimi durdurdu. Kayseri Saya Emekçileri Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği Girişimi de üretimin durdurulduğu gün ilan edildi. Firmalarla görüşme yapılması için temsilciler seçilirken, kararlar ortak alınıyor. Firmalarla yapılan görüşmeler de devam ediyor. (Kayseri/EVRENSEL)

www.evrensel.net