Sezin Öney: Milletvekilleri 'konu mankenine' dönüştürülüyor

Sezin Öney: Milletvekilleri 'konu mankenine' dönüştürülüyor

Tutuklu milletvekilleri gölgesinde açılan Meclisi, yeni yasama yılını ve Meclis Başkanı'nın makamında gerçekleşen zirveyi Sezin Öney ile konuştuk.

Şerif KARATAŞ 
İstanbul 

Yeni yasama yılı, milletvekillerinin tutukluluğu gölgesinde açıldı. Böylesi bir ortamda açılan Meclisi ve yeni yasama yılını Evrensel'e değerlendiren Siyaset Bilimci ve P24 Bağımsız Gazetecilik Ağı ile Artı Gerçek Yazarı Sezin Öney, OHAL kapsamında çıkartılan 694 sayılı KHK’ye dikkat çektı. “Dışarıdan çizilen bu ‘yeni siyaset’, ‘yeni milletvekilliğinde’ aslında tüm Meclis üyeleri, ‘konu mankenlerine’ dönüştürülüyorlar” diyen Öney, iç tüzük düzenlemesinin de bu sürecin bir parçası olduğunu belirtti. Öney ayrıca bu 'yeni siyaset sahnesinde' kadınların 'dekoratif unsur' olmaktan başka bir rolünün olmadığının altını çizdi.

MECLİS DÖRT AYAĞINDAN BİRİ KESİLMİŞ MASA GİBİ

Aralarında HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın da olduğu 10 HDP’li ve bir de CHP’li vekillin tutukluluğu gölgesinde Meclis açıldı. Böyle bir siyaset sahnesini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Şu an, seçilmiş temsilcileri tutuklu Türkiye Büyük Millet Meclisi, dört ayağından biri kesilmiş masa gibi. Hatta, HDP vekillerinin tutuklanması ile dört ayaktan biri gitmişti; CHP’den Enis Berberoğlu’nun tutuklanmasıyla, masanın ayaklarından ikincisinden de bir parça kesilmiş oldu. Denge iyice bozuldu. Doğal olarak bu masanın üzerine bir şey koymak mümkün değil. Her an alaşağı olma tehlikesi var. Ne yazık ki, “dokunulmazlıkların kaldırılmasının” onaylandığı Mayıs 2016’dan beri siyasi dengelerimiz iyice bozulmuş halde. Mayıs 2016 nasıl bir milat ise Ağustos 2017 de bir başka bir milat oldu: 25 Ağustos 2017’de olağanüstü hal (OHAL) kapsamında 694 sayılı Kanun Hükmünde Kararname (KHK) Resmi Gazete’de yayımlandı malum. Ve KHK ile seçimden önce veya sonra bir suç işlediği ileri sürülen milletvekili hakkında soruşturma ve kovuşturma yapma yetkisi Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı ve “suç yerinin” ağır ceza mahkemesine verildi. Bu adım da aslında tüm milletvekillerinin peşinen potansiyel suçlu sayılması, cezaevi veya başka cezaların başlarının üzerinde giyotin gibi durması demek.

KADINLAR ‘DEKORATİF UNSUR’

16 Nisan referandumuyla değişen Anayasa maddeleriyle ilgili uyum yasaları Meclisin bu dönem ana gündemini oluşturacak. Muhalefetin “Sesimiz kısılıyor” diye tepki gösterdiği iç tüzük uygulamaları yeni dönemde hükümet ile muhalefeti karşı karşıya getirecek. Bu durumla ilgili neler söyleyeceksiniz? 

TBMM, gerçekte temsiliyet hakkı olmayan, siyaset üzerinden seçkinleşen bir oligarşinin buluşma mekanı haline geliyor. Bir tür “centilmenler kulübü” gibi. Tabii ki Meclisin bu dönüşmekte olduğu halinde “centilmenler” diye nitelenecek, en azından aristokrasinin seçkin zevklerine uygun davranmaya çalışan bir kitle de yok. Kadınların zaten “dekoratif unsur” olmak dışında hiçbir rolü yok bu “yeni siyaset sahnesinde.” 

Yasal olarak da sınırları dokunulmazlıkların kaldırılması (ironik biçimde Meclisin kendi içinde) ve 694 sayılı KHK ile dışarıdan çizilen bu “yeni siyaset”, “yeni milletvekilliğinde” aslında tüm Meclis üyeleri, “konu mankenlerine” dönüştürülüyorlar. Gerçekten vekil işlevi olmayan, seçildiği halkı temsiliyet hakkı kalmamış ve sadece iş bağlantıları yapacak, devletin sağladığı vekil ayrıcalıklarından yararlanacak ve varlıklarıyla halk üzerinde “ağrı kesici etkisi” yapacak kişilere indirgeniyor milletvekilleri. İç tüzük de bu sürecin bir parçası.

‘NE İSTEDİLER DE VERMEDİK-KANDIRILDIK’ ŞABLONU TEKRAR EDECEK

Meclis Başkanı'nın makamında gündemde olmayan bir zirve gerçekleşti. Ana Muhalefet Partisi Lideri Kemal Kılıçdaroğlu'nun davet edilmediği bu zirveye dair değerlendirmeniz nedir?

Ana Muhalefet Partisi Liderinin Meclis Başkanının makamında yaptığı toplantıya çağrılmasına da şaşmamak lazım. “Ana muhalefet partisi” ibaresi de artık tarih oluyor malum. Ana muhalefet partisinin “tarih olduğunu”, Hürriyet’te Nuray Babacan imzasıyla yayımlanan “Siyasi Partiler Yasası, Seçimin Temel Hükümleri Yasası, Milletvekili Seçim Yasası, Mahalli İdareler Seçim Yasası, Cumhurbaşkanlığı Seçim Yasası ve Halkoylaması Yasası’nın tüm maddeleri tek tek taranarak, yeni sisteme uyarlanıyor” şeklindeki haberinin ara satırlarından öğreniyoruz.

İktidarın devamı için aslında tam bir “koalisyonlar” devrinde yaşıyoruz ve Devlet Bahçeli de (Bütün bir parti olarak MHP bile diyemiyorum) o örtük koalisyonun çok açık bir parçası. CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu ve “ana muhalefet” konumları ellerinden alınıverilen CHP milletvekillerine de, “düşman askerleri” rolü biçilmeye çalışılıyor. Hani, “düşman işgalinden kurtuluş müsamerelerinde” bir grup öğrenciye verilen “düşman askeri” rolü gibi... HDP’ye bu rol zaten çoktan verilmişti. Yalnız, bu konuda son not şunu da belirteyim: AKP ile örtük koalisyona giren kimsenin sonu iyi olmadı. Bazılarının düşmanlığından, bazılarının da “dostluğundan”, “ortaklığından” korkmak lazım hayatta. Bugün örtük koalisyon ortaklıkları konusunda da, eskiden “Ne istediler de vermedik-kandırıldık” şablonunda yaşanan kendini tekrar edecektir.

www.evrensel.net