Ülkeyi Mülayim Usta yönetse… 'Kavgacı siyaset izlemezdim'

Ülkeyi Mülayim Usta yönetse… 'Kavgacı siyaset izlemezdim'

Önce sorunlarını anlatıyor 'Mülayim Usta', sonra da 'Ülkeyi ben yönetseydim' diyor 'Gelir adaletsizliğini düzeltirdim kavgacı siyaset izlemezdim'…

Veli ŞAHİN
Kayseri

“Mülayim adamdır” denilerek anılıyor, anlatılıyor fabrikasında. Fabrikada sıkıntı çıkacağı endişesiyle ismini vermek istemeyen metal işçisine, biz de arkadaşları gibi sesleneceğiz: Mülayim Usta!

İki çocuğu olan Mülayim Usta, çocukluğundan bugüne kendisinin de ifade ettiği gibi ekmek kavgasının peşinde! İlkokulun yaz aylarında maydanoz satıp, ayakkabı boyacılığı yaptığını ifade eden Mülayim Usta, teknik resim okumasına rağmen bölümüme uygun bir meslek bulamamış. Üniversite de olmayınca önce tekstil sonra büyük bir metal fabrikasına girerek fabrika hayatına başlamış.

Sohbetimize, hayatta en çok değer verdiği çocuklarıyla başlamayı tercih ediyor ustamız. Zorlu koşullara rağmen üniversitede okuttuğu çocuğunun işsiz olduğunu söyleyerek, “Diğer çocuğum ise mahallemizin çok uzağında bir okula yerleştirildi. Kışın donarak gidiyordu. İki arabayla gidip geldiği için ulaşım masrafı bizi zorladı. Okula ara vermek zorunda kaldı. Okulların sistemi çok yanlış, her parti kendi kafasına göre mi eğitim sistemini düzenleyecek? Yeni gelecek sisteme bakıyoruz ve ‘Geçen yıl o zaman neden bizi mağdur ettiniz?’ diye sormadan edemiyoruz” diyor.

‘BÖYLE SENDİKACILIK OLUR MU?’

Kısaca çocuklarından bahsettikten sonra hayatının önemli bir bölümünü geçirdiği fabrikasına dönüyor sohbet. Fabrikasında işçilerin A, B, C, D gibi gruplara bölündüğünü söyleyen Mülayim Usta, “Sendikalı olan, kıdem farkı ve sendikacıya yakın adamlara göre A, B gibi gruplar oluşturuluyor. Bu durum ciddi ücret dengesizliği oluşturuyor” diyor. Bu uygulamanın işçileri böldüğü ve hak kayıplarına yol açtığını söyleyen Mülayim Usta, seyirci kalan Hak-İş’e bağlı Çelik-İş Sendikasına da tepkili. Kayseri’de gerçek anlamda işçi sendikası olmadığını ifade eden Mülayim Usta, “İşçinin hakkını gözetmiyor. Sosyal hakkımıza, alacağımıza dair bir şey sorduğumuzda sendikacılar, ‘Alacağın mı kalıyor patronda?’, ‘Her şey para mı?’ gibi sorularla cevap veriyorlar. Böyle sendikacılık olur mu? Patron ağzıyla konuşuyorlar” diyor.

Hak kayıplarının sadece kendi fabrikasıyla sınırlı olmadığını ifade eden Mülayim Usta, Hükümetin bazı politikalarının da hatalı olduğunu düşünüyor. “AKP’ye oy verdim. Referandumda da ‘evet’ oyu kullandım” diyen Mülayim Usta, “İşçiler söz konusu olduğunda bir bakan çıkıp, ‘Bütçemiz yok’ derken bir diğer konuda başka bir bakan, ‘İstediğimizi yapacak bütçemiz var’ diyor. Bu durum bende çelişki yaratıyor” diyor. “Sence bu sorunların ana kaynağı nedir?” sorumuza ise, “Geçenlerde ekonomiyle ilgili açıklama yapıldı. Zenginlerin geliri almış başını gitmiş. Kişi başına düşen milli gelir için büyük paralar söyleniyor ama benim cebime girmiyor. Peki, nerede toplanıyor, zenginlerde. İşte buradan kaynaklanıyor bence” cevabını veriyor.

‘İŞÇİLER GÖRÜYOR AMA İÇİNE ATIYOR’

İşçilerin bunca olanı biteni görmesine rağmen içine attığını, buna kendisinin de dahil olduğunu ifade eden Mülayim Usta, “Göze batmamak, dikkat çekmemek, uç olmamak için işçi bu yolu seçiyor. Bence tepkisini gizli bırakıyor ama birikiyor da. Örneğin fabrikadaki kameralar bile psikolojimizi bozdu. Alışveriş merkezinde bile o kadar kamera yok. Bir dönem fazla üretim için zaman etüdü yaptılar, istedikleri sonucu alamayınca bıraktılar o da psikolojimizi bozdu. Bunlar işçilerin tepkiyi gizli bırakmasına sebep bence” diyor.

“Ülkede iyi olan, takdir ettiğin bir uygulama var mı?” sorumuzu uzunca düşündükten sonra gülerek, “Parası olan için iyi çok şey var. Bayramda mesela biz dışarı bile çıkamadık. Piknik alanına gittik, onda da yer bulamadık geri eve döndük. Türkiye güzel, her şey var ama paran varsa oluyor” diyor. 

“Ülkeyi sen yönetseydin ne yapardın?” diye sorduğumuzda ise, “Gelir adaletsizliğini düzeltirdim. İşverene teşvik vermezdim. Mesela bazı patronlar zarar ediyoruz diyerek işçiye para vermiyorlar. Mesela iflas ediyorsa alır devlet olarak üretirdim. Ürettiğinde ne var ki? Ne kadar paraya patlıyor sanki üretilenler. Özelleştirmeyi durdururdum. Ülkemizin bütçesi çok büyük gerçekten” cevabını veriyor. 

Sohbetimiz devam ederken telefonu çalıyor ustamızın. Kısa bir zaman sonra telefonu bana uzatarak, “Ses verir misiniz?” diyor. Mülayim Usta, eşinin “Röportajı yapan kadın mı erkek mi?” sorusuna cevap olarak telefonu bana uzattığını ifade ediyor. “Kıskançlık işte” diyor küçük bir tebessümle.

‘BEN OLSAM KAVGACI SİYASET İZLEMEZDİM’

Sorumuza kaldığı yerden cevap vermeyi sürdürüyor. “Erdoğan, ‘Kefenin cebi yok’ demişti zenginlere. Biz onu çok takdir etmiştik” diyor. “Peki zengine senin savunduğun yaptırımlar neden yok, grevler neden yasaklanıyor, ücretler neden düşük” diye sorduğumuzda ise, “Aslında doğru biraz sözde kalıyor. Ücret artsın diye grev yapıyor, yasaklanıyorsa elbette karşıyım” cevabını veriyor. Dış politikanın da düzeltilmesi gerektiğini ifade eden Mülayim Usta, “Dış politikada Suriye’de hata yaptılar. Kavgacı siyaset izlemezdim ben olsaydım, öyle ‘kimsin falan’ demezdim kimseye. Ama işçiler otoriter lider istiyor. Muhalefetten beklentileri de bu” diye cevap veriyor.

Vardiyaya yetişmesi gerektiğini ifade eden Mülayim Usta’nın, işçilere çağrısıyla noktalıyoruz sohbetimizi. Mülayim Usta işçilere, “Üzerimize ölü toprağı mı serpildi ne oldu? Hiç olmasa ücret artışı için bir şeyler yapalım. Bir araya gelebilecek her olanağı kullanalım” diyerek sesleniyor.

UYUŞTURUCU ŞİKAYETİ

“Bir de uyuşturucu konusuna dikkat çekmek isterim” diyen Mülayim Usta şöyle devam ediyor: “Çok yaygın kullanımı var. Kayseri’de de son dönemde çok arttı. En büyük sorunlardan biri de bu bence. Uyuşturucu ülkemizin dikkatle çözmesi gereken problemlerinden diye düşünüyorum. Annelere babalara oluyor olan. Fabrikada vardı esrar içenler ama işten çıkarıldı. İzole ettikten sonra topluma 
kazanılması lazım sanırım, bilmiyorum ama dikkat edilmeli” diyor.

www.evrensel.net