Sadece bir öpücük değil!

Sadece bir öpücük değil!

Kadri Gürsel ile eşinin öpüşmesinin, iki öfkeli kesimin ayrım çizgilerini keskinleştirerek saflaştırmasının böyle bir arka planı var.

Nuray SANCAR

2013 yılıydı. Ankara Kurtuluş metrosunda bir çiftin öpüşmesi üzerine belediye “ahlaklı olun” içerikli anonslar geçmiş, bunun ardından da gençler metroda öpüşme eylemleri yapmıştı. Çok kısa bir süre sonra patlayan Gezi eylemlerinin kült fotoğraflarından bir kısmı da öpüşen sevgililere aitti. Kadri Gürsel ile eşinin öpüşmesinin, birbirine hakaret edecek kadar öfkeli iki kesimi, ayrım çizgilerini keskinleştirerek saflaştırmasının böyle bir arka planı var. 

Kendi hayatına sağlam ilkeler ve gerekçeli çerçeveler oluştururken kadınla erkek arasındaki yakınlığın derecesini ayarlamayı öncelikli iş olarak gören bir çevrenin, sırtını siyasi iktidara dayamaktan kaynaklanan öz güvenini zedeleyen bir tekinsizlik içeriyordu bu öpüşme durumu. Diğer kesim içinse kaybedilmekte olduğuna dair envai çeşit emarenin bulunduğu bir yaşam tarzının yeniden kurulabileceğine dair kuvvetli bir umudu temsil ediyordu. Her iki tavrın da, yerini ahlaki kaygılara kolayca bırakıveren, aslında daha yaşamsal bir endişeden kaynaklanan  nedeni var. 

Yakın bölgesindeki savaş ateşini sürekli olarak körükleyen ama istediği hiçbir şeyi elde edemeyen, sermaye sınıfı için her gün yeni bir yağma, talan ve rant alanı açmak zorunda olan siyasi iktidarın politikalarının emeği için geçinen kesimler için son derece kuralsız, ve yerleşik değerlerin aşındığı bir dünya inşa ettiği kesin. Böyle bir köşeye sıkışmışlık hali neoliberal yıkımın had safhaya ulaştığı diğer ülkelerde de var. Yarınına dair bir öngörüsü olamayan nüfusun, yaşadığı sıkıntıların kaynağını ekonomi politiğin reel kuruluşunda değil de toplumun diğer kesimlerinde, onların kültüründe, ahlakında ya da şimdiye dek egemen olan kültürel değerlerde görmesi az raslanan bir durum değil. Bu durum geniş bir istismar alanı da yaratıyor. Endişe avcılarının kurduğu romantik tuzak, kural konulabilen alanı kültür ve ahlakla çevrelediği oranda sömürü çarkları daha hızlı dönebiliyor. 

Devlet büyüklerinin kahkahanın dozundan gebe kadının sokakta dolaşmasına, sezaryen doğumdan yurtlarda kızlı erkekli kalış biçimine kadar sözel yönergeleri çoktan kuralsızlaşan ve bu haliyle tedirginlik yaratan bir hayatın telafi mekanizması olarak işlemekte. Bu, kadın ve erkek bedeni üzerinde; birini bastırarak diğerini kışkırtarak yapılan ayartıcı siyaset; gerçek olmayan, dinin otantik biçiminin yaşandığına inanılan hayali bir geçmişin yeniden diriltilmesinin mümkün olduğunu ima ediyor. Geçmişte bu kadar sömürülmediklerini, düşünen yoksullar için Amerika’yı (Türkiye’yi) yeniden büyük yapmanın başlangıç noktası bu otantik geçmiş. Mekanı ise millet ya da ümmet denen cemaate bir varoluş anlamı kazandırmayı kolaylaştıran gelenek!

DAHA KONTROL EDİLEBİLİR BİR HAYATIN İMGESİDİR TAŞRA

Geçenlerde ilahiyatçı İlhan Şenocak kızların kot pantolon giymesinin cehennem yolunu açtığını buyurdu. Şenocak’ın, koyunlarını ateşe attığı için cezalandırılması gereken bir çobanla, kızına dur demeyen baba arasında benzerlik kurduğu cümlesinde olduğu gibi, ahlaki değer, geçmişten geleceğe uzanan bir süreklilik ilişkisine ihtiyaç duyuyor. Çobanlık-köy- tarım toplumlarından cehenneme/cennete kadar uzatılan bir süreç için değişmeden kalana yapılan vurgu; bu oynak, değişken, güvensiz dünyanın panzehiri olarak sunuluyor aslında. Mutlu bir gelecek için mümkün olduğu kadar geriye, muhayyel bir geçmişe doğru gidin!   

Kadri Gürsel ile eşinin fotoğrafını “Böyle şeyler Anadolu’da olmaz” diye yorumlayan gencin sınıf çelişkilerinin mekanı olan kentte biriken öfkeyi bastırabileceği alan olarak taşrayı bulması, değişmeden kalan değerlerin yurdu olarak Anadolu’yu mit derecesine yükseltmesi boşuna değil. Akmayanın, hareket etmeyenin, zamanın akışına uzun süre direnenin, daha kontrol edilebilir bir hayatın imgesidir taşra. 

Talepsiz ve çilesini bal eyleyen bir nüfusa uğruna mücadele edeceği soyut kavramlar tutuşturan siyasi iktidar, kuralsızlık yüzünden eza çeken ruha ve bedene, uzak ama sabit bir geçmişten, imgesel bir mekandan veya bedensel kısıtlamalardan süzülen teselli vermiştir sadece. Bu yüzden özgürlüğü ve şimdiyi anımsatan öpücük bir sorun kaynağıdır. Çünkü telkin edilen keşiş hayatı bir kez daha istikrarsızlaşmıştır.  
Rüdiger Safranski 1789 Fransız Devrimi’nden sonra ortaya çıkan Alman romantizmini analiz ettiği, “Bir Alman Sorunsalı- Romantik” kitabında Fransa ordusu karşısında yenilmiş bir Almanya’da aydınların, yüzlerini, mitolojiye, dine, geçmişe döndüklerini ve doğuyu keşfe çıktıklarını anlatır. Bir vakit Fransız Devrimi’nde heyecanlanmış bu kitle için yeni soru, bir türlü birleşik bir ulus olamamış, üstelik yenik Almanya’nın ne olduğudur. O zamanlar Şair Novalis bu soruyu şöyle yanıtlamıştır: “Almanya yavaş ama emin adımlarla diğer Avrupa ülkelerinin önünde gitmektedir. Bu ülkeler savaş, spekülasyon ve particilikle meşgulken Almanlar daha yüksek bir kültürün yoldaşları olarak kendilerini geliştirmektedir. Bu ilerleme zamanla onlara diğerleri karşısında bir ağırlık kazandıracaktır…” 

KÜLTÜR YENİK BİR RUHUN AFYONU DA OLABİLİR

Kültür aydınlık bir geleceğin yol arkadaşı olabileceği gibi yenik bir ruhun afyonu da olabilir pekala. Aynı şey, içinde yaşadığımız durum için de geçerlidir. Kapitalist sömürünün gediklerini kapatacak balmumunu yüzlerce yıl öncede, gerilerde kalmış kültürel-ahlaki normlarda aramak eski bir alışkanlık ne de olsa.  

Kadri Gürsel ve eşinin fotoğrafı üzerinden birbirine giren ahali, bir öpücüğün bir öpücükten daha fazla ettiğini gayet iyi biliyordu. Dünyevi huzuru yapılandırılmış kurallara uyarak bulabileceğini zannedenlerle; öpüşmenin seküler-demokratik bir dünyanın işareti, beden ve ruhun özgürlüğünün simgesi olduğunu düşünenler arasında bugüne ve yarına dair beklentilerin kavgasıydı bu.

Sınıf mücadelesinin hangi değerlere karşı hangi değerlerle sürdürüldüğünü de göstermiştir ama. Bir yanda en gerici ideolojileri topluma zerk ederek kadınlarla erkekleri bedensel bir torna tesviye işleminden geçiren, onların zihnini donuk bir zamana ve hayali mekanlara sabitleyerek hukuksuz ve kuralsız dünyada at oynatan siyasi sistem, diğerinde yaralarını öpücükten daha fazlasıyla sağaltmaya hazır; teslim olmayan ve sabitlenmeye rıza göstermeyen ruh hali… İnsani olana koşan pervane. 

www.evrensel.net
ETİKETLER Kadri Gürsel