‘AKP, Kürtlerin iradesine saygı göstermeli’

‘AKP, Kürtlerin iradesine saygı göstermeli’

12. Munzur Kültür ve Doğa Festivali’nde konuşan HDK İstanbul Bağımsız Milletvekili Abdullah Levent Tüzel, Suriye’de kendi kaderlerini, yönetimlerini ele alan Kürt halkını selamladı. Suriye’de özgürlük için diktatörlüğe karşı ayağa kalkan Kürt halkını tehdit olarak gören AKP’ye seslenen T&uu

Cumhur Daş / Kemal Özer

‘DEVLET ARŞİVLERİ AÇIKLANSIN’

12. Munzur Kültür ve Doğa Festivali tüm coşkusuyla devam ediyor. Dün gece şehir stadyumunda toplanan binlerce kişiye seslenen HDK İstanbul Bağımsız Milletvekili Abdullah Levent Tüzel, Türkiye ve Ortadoğu’daki gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde bulundu. “Tarihimizi, suyumuzu, geleceğimizi kazanmak için bir aradayız” diyen Tüzel, AKP iktidarının ülke içinde ve dışında savaş politikaları yürüttüğüne dikkat çekti.

38 katliamıyla halen hesaplaşılmadığını söyleyen Tüzel, AKP’nin siyasi çıkar için sahte özür dilediğini belirtti.

Türkiye’de inkarcı, tekçi, Türk-İslam sentezci bir devlet geleneğinin olduğunun altını çizen Tüzel, “38’deki o devlet geleneği işte daha dün Roboskî’de, 14 Temmuzda Amed sokaklarında karşımıza çıktı. O nedenle biz geleceği aydınlatmak üzere, bir arada özgürce yaşamak üzere bir yüzleşme, bir aydınlanma, bir hesaplaşma istiyoruz. Arşivler açılsın, devletin sorumluluğu açığa çıksın. Tabii sadece 38 Katliamı değil. Bütün insanlık suçları, bütün katliamlar, suikastlar, kontra işler ortaya çıksın. Çıksın ki özgür nefesimizi rahat alalım” dedi.

‘ONLAR KARDEŞTİR’

Hükümetin uygulamalarının OHAL’i, sıkı yönetimi aratmadığını ifade eden Tüzel,  Esad ve Erdoğan’ın aynı baskıdan beslendiğini belirterek “Yıllarca hakim önüne çıkmamış insanlar var bu ülkede. Nerede demokrasi, nerede özgürlük? Bir kez daha Dersim’den hükümete sesleniyoruz: Bu halkla, Türkiye emekçileriyle uğraşmayı bırak. Kürtlere, Alevilere düşmanlığı bırak. Herkes senin gibi düşünemez, herkes senin istediğin gibi tek dilde konuşmaz. Özel yetkili mahkemeleri kaldırdılar, yerine terörle mücadele mahkemesi kurdular. İster istemez aklınıza ne geliyor? Duyduk ki Suriye’de Esad rejimi de terörle mücadele mahkemeleri kuracakmış rejim muhaliflerini yargılamak üzere. İşte başbakan, boşuna kardeşim Esad demiyordu. Onlar kardeşler, bütün diktatörler gibi. Bütün diktatörler aynı kumaştan dokunmuştur. Aynı sudan aynı kandan aynı sömüründen, rekabetten beslenirler.Birbirlerinden  öğreniyorlar” dedi.

‘BİZ BU ÜLKEYİ ÖZGÜR VE LAİK YAPACAĞIZ’

Yargıtayın Alevilere ibadet yeri olarak camileri gösteren kararını hatırlatan Tüzel, “Nedir bu kararın arkasındaki güç, zihniyet, siyasi irade? CHP Milletvekili Hüseyin Aygün Mecliste cemevi açılması için başvuruda bulundu. Meclis başkanı diyanet işlerine sordu. Diyanet işleri fetva vererek, ‘Aleviler de Müslümandır ibadet yapacaklarsa camiye gitsinler’ dedi. Bir kez daha devlet Aleviliği tanımlamaya kalktı, benim dediğim gibi ibadet yapacaksınız dedi. Yargıtayı da, Meclis Başkanı da, hükümeti de diyanetten aldığı fetva  gibi konuştu. Bunların laikliği buraya kadardır. Bakmayın siz o kitaplarda demokratik laik ülke dediğine. Türkiye laik ülke olacaksa Kürtleriyle, Alevileriyle, Sünni inancından ama özgürlük isteyen emekçileriyle olacak. Biz bu ülkeyi özgür ve laik yapacağız” dedi.

Dersim’de bütün halk güçlerinin devlet zulmüne karşı siyasi iktidarın oyunlarına karşı birleşmesi gerektiğini belirten Tüzel, “Bizler Türkiye emekçileri olarak, Alevi’si, Sünni’si, Laz’ı, Çerkez’i, Kürt’ü, üretici köylüleri, kadınları, çevrecileri, aydınları olarak bir araya geldik. Adımıza HDK dedik. Halklar birlikte olacak dedik. Halkların istemediği hiçbir yerde barajlar yıkımlar olmayacak, doğayı katletmenize izin vermeyeceğiz dedik. Ve şimdi Dersimliler, sizler ne yapılması gerektiğini gösterdiniz. İşgalci şantiyecilere dersini verdiniz. Bu topraklarda suyumuzun kirletilmesine izin vermeyeceğiz” dedi. Bölgede yapılan barajların ‘güvenlikçi’ zihniyetle yapıldığını belirten Tüzel, “Sınır boylarına karakol kuranlar burada güvenlik siyasetiyle sizi kontrol altına almak için barajlar kuruyorlar. Munzur’dan elinizi çekin bu barajları istemiyoruz” dedi.

‘ÖZGÜRLÜĞE YÜRÜYEN KÜRT KARDEŞLERİMİZİ SELAMLIYORUZ’

Başbakan Erdoğan’ın sadece Türkiye halklarını değil komşu halkları da tehdit ettiğini ifade eden Tüzel, “Ama önce biz şimdi diktatörlüğe karşı ayağa kalkmış, kendi yönetimlerini, geleceğini, kaderini eline almış Suriye’deki kardeş Kürtleri selamlıyoruz. Onlara başarılar diliyoruz. Onların yönetimlerine ve özgürlüğe doğru yürüyüşlerini selamlıyoruz. Şimdi de AKP’ye sesleniyoruz: Ey Başbakan Erdoğan, Kürtleri tehdit etmekten vazgeç. Halkların egemenlik hakkına saygı duy, müdahale etme. Kürtler sadece kendileri için birlik değil, Ortadoğu’daki bütün halkların demokratik birliğini istiyor. Bu gelişmeleri, boşuna müdahale için bahane olarak görme. Türkiye emekçileri ne bu ülkede ne de komşu ülke halklarıyla savaş istemiyor. Savaş istemiyoruz. Yıllardır buralarda özgür geleceği için mücadele eden Kürtlerin taleplerini pazarlık konusu yapma, uluslararası arenada masaya koyma. Senin muhatap alacağın halk burada. Bu topraklarda. İşte Kürtleri ile Türkiye emekçileri ile BDP’yle, HDK’yla biz buradayız, bizi muhatap al” diye konuştu.

1 Eylül Dünya Barış Günü’nün yaklaştığını belirten Tüzel, barışın sağlanması için öncelikle devletin silahları susturarak operasyonlara son vermesi gerektiğini söyledi. Demokratik bir anayasaya ihtiyaç olduğunu söyleyen Tüzel “Acı değil barış, çatışma değil müzakere, ölümler değil çözüm istiyoruz. Bunun için yapılması gereken bellidir. Demokratik bir anayasada Kürtleri, ana dili tanıyacaksın, özerkliği tanıyacaksın. Ve bir arada yaşayacağız. Tecride son vereceksin. Cezaevlerinde rehin aldığın bütün siyasetçileri bırakacaksın ki bu ülkede özgürlüğün rüzgarları essin. Hep dediğimiz gibi bir kez daha: An azadî an azadî. Aşîtî, aşîtî, Bijî biratîya gelan. Yaşasın barış yaşasın özgürlük.” (Dersim/EVRENSEL)

www.evrensel.net