Devrimin ateşi içinde pişen bir kitap: Ana

Devrimin ateşi içinde pişen bir kitap: Ana

Kor Kitap, Maksim Gorki tarafından 1906 yılında Amerika'da kaleme alınan 'Ana'yı yeni çevirisiyle yeniden okuyucuyla buluşturdu.

Ali ÇARMAN

Rus yazar Maksim Gorki’nin “Ana” adlı romanı Kor Kitaptan çıkarak okuyucularla buluştu. Bir başkaldırı ve umut romanıdır Ana… Gördüğü şiddet ve yoksulluktan insanlığını unutmuş bir kadının, sosyalist dünya görüşünü benimsemiş genç bir işçi olan oğlunun tutuklanmasından sonra, dünyanın değiştirilebilir olduğunu keşfetmesinin hikâyesidir. Toplumcu gerçekçi edebiyatın ilk örneği ve başyapıtı sayılan Ana, Gorki tarafından 1906 yılında Amerika’da kaleme alındı, aynı yıl New York'ta yayınlandı. Bütün dünyada büyük yankı uyandıran roman, iki yıl gibi kısa bir süre içerisinde pek çok dile çevrildi. Türkçe olarak ilk kez Tanin gazetesinde 1908-1909 yıllarında tefrika edildi.

Gorki romanında Rus köylülerinin ve işçilerinin ağır yaşam koşullarını öfkeyle ve ustalıkla betimlemekle kalmaz, burjuva-aristokrat sistemin karşısında en eylemli ve en ilerici güç haline gelmekte olan sosyalist hareketin ilk filizlerini de gösterir. 

Romanın ana karakteri Pelageya Vlasova, gerçek bir Rus devrimcisinin yaşamından esinlenerek çizilmiştir. Yüzyıllık bir başyapıt olan bu roman, Mazlum Beyhan’ın özenli ve eksiksiz çevirisiyle okurlarımıza sunuluyor.

İŞÇİ SINIFININ YAZARI MAKSİM GORKİ

Bütün eserleri dünya klasikleri arasında yer almış büyük edebiyatçı Aleksey Maksimoviç Peşkov, 28 Mart 1868 tarihinde Nijni Novgorod (Gorki) şehrinde doğdu. Mobilya işçisi olan babasını emekleme çağında, 4 yaşında kaybetti. Ancak beş ay sanat okulunda okuyabildi. Yoksulluktan ötürü okuldan ayrılmak zorunda bırakıldı. Okuma olanağı elinden alındıktan kısa bir süre sonra bu kez de annesini veremden kaybetti. Böylece daha çocukluktan itibaren acı ve yoksulluk içinde geçecek olan hayat okuluna atıldı. 

Don Kazaklarının yaşadığı yerleri, Ukranya’yı,Tuna bölgeleri ve Kırım kıyılarını karış karış gezdi. Bu gezmelerde gördüklerini, arkadaşlarını, tanıklık ettiği olayları hafızasına kazıyarak daha sonra yazılarında en ince ayrıntısına kadar  değerledirdi.

1892 yılında Tiflis’te, Kafkasya gazetesinde çalışırken Rusça’da acı anlamına gelen Gorki adını kullanarak yazdıklarıyla ülke genelinde tanınmaya başladı. Peşpeşe öyküler ve Foma adıyla ilk romanı yayımlandı. 

İşçi sınıfının önderi ve Marksist kuramcı Lenin ile 1902’de tanışan Maksim Gorki’nin tüm kahramanları hayatın içinden çıkan sıradan insanlar oldu. Çarlık Rusyası’nın kanla bastırdığı 1905 devrimine adadığı ANA adlı romanı 1906’da yayımlandı.

Gericilik yılları olan 1906-1913 arasında; ABD, İtalya ve Almanya’da bulundu. Ekim devriminde sonra 1921’de hastalığının tedavisi için yeniden İtalya’ya gönderildi. Burada 7 yıl kaldı. 1928’de tekrar çok sevdiği ülkesine geri döndü. 14 Haziran 1936’da yakalanmış olduğu hastalığa yenik düşerek hayata veda etti. Onbinlerin katıldığı cenaze töreninde, Stalin, Molotov ve yoldaşları naaşını gururla taşıdı.

İŞÇİLERİN OLDUĞU YERDE DİRENİŞ DE VARDIR

En ağır, en katlanılamaz iş koşullarında tarih sahnesinde yer alan işçi sınıfı  başında beri daha güzel bir hayat koşulları için can siparene mücadele etti. Ana romanında Gorki, bu gerçeklikten hareket ederek, Soromovo fabrikalarında işçilerin örgütlenmesi ve mücadelesini, bizzat birinci elden tanıklardan edindiği birikimleri edebiyat süzgecinden geçirerek kaleme aldı.

Fabrikada işçilerin örgütlenmesinde öne çıkıp işçi önderi olan Pavel (gerçekte Zalamov) ve annesini tanıyan, onların mahkeme savunmalarına yardımcı olan Maksim Gorki, kitabın  yazımında zamana bağlı kalarak toplumcu gerçekci bir temelde abartı ve ajitatif bir dilden uzak durdu.
19.Yüzyıl’da işçilerin yaşam koşulları, fabrika dışında ne ile meşgul oldukları, bireyselliğe kapılanları, eşlerini fabrikada kaybedip yoksulluğun pençesinde hayat kavgası veren kadınları, hayalleri, direnenleri, umutsuzluğun nasıl umuda dönüştüğünü anlattı.

Daha önceleri kendi halinde sıradan bir yaşamı olan işçi Pavel’in Parti ile tanışmasının ardından değişimi, işçilere seslenişinin fabrikada yankıları kitapta bolca mevcut. İşçilerin kendilerinden olanı nasıl bir coşkuyla dinledikleri, geleceği ve Sosyalizm’i sevenlerin fedakarlıktaki sınırsızlığı bugün kimilerine abartı gelebilir! Ancak bu yazılanları gerçek olmaktan çıkarmaz

OĞLUNU YALNIZ BIRAKMAYAN ANA

Kitaba adını veren Pavel’in inançlı annesi Pelage, zaman içinde oğlundaki değişime, herkese büyük bir sevgi ile yaklaşımına, hiç bir şekilde yalan söylemeyişine, Fransız, İngiliz, Alman, İtalyan, İsveçli işçilerin çalışmalarına kulak verişlerine ve hepsinde birleşik bir kalp meydana getiren kardeşlik duygusuna  şahit oldukça oğlunun davasına ikirciksiz katılır.

Güzellik ve doğruluk her insanın ruhunun derinliklerinde yatar. İşçi sınıfının yazarı Maksim Gorki bu gerçeği kitabının her sayfasında büyük bir ustalıkla yansıtır.

Biricik evladı tutuklanınca; “Parti çalışması devam etmelidir ki Pavel kurtulsun.” diyerek en onulmaz işlerin üstesinde gelir. Konu komşunun kendisine burun bükmesine, aklını başına topla, sana ve oğluna yazık olur demelerine gülüp geçer. Karşılıksız, hesapsız kitapsız mücadeleye atılan insanların hayatı gerçekten roman gibidir. Ana’da böyle örnekler bolca mevcut.

GENÇLİĞE SESLENİŞ   

Bir dilim ekmeğe biraz tuz dökerek iştahla yemenin sevinci tarihsel koşulları ile ele alındığında, gücü toplamak için umut ve sabırla binlerce gün çalışmanın gerektiği, insanı tutsaklıktan kurtaracak olanın inanç ve eylem olduğu ve hayatın yenilmezliğini konu alan Ana dün olduğu gibi bugün de her sınıf bilinçli işçinin, devrimcinin baş ucu kitabı olmayı sürdürüyor.

Değiştiren insanların arasına karışarak devrimci çalışma içinde edinilen deney-tercübenin paha biçilmez aynası olarak Ana; koşullar geldiğinde en sıradan olanın nasıl kahramana dönüştüğünü, hayatın kimin için kısa, kimin için sonsuz olduğunu gösteren tarihsel bir belge tadında romandır.

Ana, gerçeklerin yalın bir dille anlatıldığı bir okuldur ve onun için deriz ki; insanlık adına yola çıkan herkes bu okulda okumalıdır.

Yazımızı, normal günlerinde hayatın kendisine zindan olduğu, herşeyden korktuğu bir noktadan kalbin kimseden, hiç bir tehditten korkmadığı noktaya gelen Pelega ANA’nın polislere; “Alçaklar bana vurmaya hakkınız yok. Haklar, gerçek kanla boğulmaz! Kan denizlerinin altında bile gerçeğin ışığı hiç bir vakit söndürülemez.” sözleriyle noktalayalım. İyi okumalar.

MAKSİM GORKİ

Aleksey Maksimoviç Peşkov, daha çok bilinen adı ile Maksim Gorki, 28 Mart 1868’de doğdu. Rus yazar, sosyalist gerçekçi yazımın öncülerinden olarak kabul ediliyor. Önde gelen eserleri şöyle: Foma, Ana, Halk Düşmanı, Çocukluğum, Benim Üniversitelerim, Ekmeğimi Kazanırken, Klim Samgin'in Yaşamı, Makar Çudra.

Son Düzenlenme Tarihi: 28 Eylül 2017 10:50
www.evrensel.net
ETİKETLER GorkiAna

0 yorum yapılmış

    Yorum yapın

    Yorum yapmak için üyelik gerekmemektedir. Yorumlar, editörlerimiz tarafından onaylandıktan sonra yayınlanır. Konuyla ilgisi olmayan, küfür içeren, tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.