Lazkiye’de durum sakin

Lazkiye’de durum sakin

SUNU Türkiye Suriye ile tüm sınırlarını kapattı. Artık Türkiye’den Suriye’ye gitmek isteyenler bir başka ülkeden dolanarak gitmek durumundalar. Ancak, bu diziyi izleyenler bizimle birlikte Antakya’dan Suriye’ye bağlanan Yayladağı kapısından girebilir, önce Lazkiye’ye uğrayıp, oradan Şam’a geçebilir ve ardından d

Fatih Polat / Ali Karataş / Kubilay Özbek

SUNU Türkiye Suriye ile tüm sınırlarını kapattı. Artık Türkiye’den Suriye’ye gitmek isteyenler bir başka ülkeden dolanarak gitmek durumundalar. Ancak, bu diziyi izleyenler bizimle birlikte Antakya’dan Suriye’ye bağlanan Yayladağı kapısından girebilir, önce Lazkiye’ye uğrayıp, oradan Şam’a geçebilir ve ardından da Lübnan’a geçerek Türkiye’ye dönebilir. Bir haftalık gezimiz boyunca Arapçayı çok iyi düzeyde bilen tercümanımız Esad Günay’ın bize eşlik etmesi, gezimizin verimliliği açısından önemliydi. Suriye’de 12 yıl bulunmuş ve 8 yıl Şam Radyosu’nda sunuculuk yapmış olan Esad Günay’a, bu vesileyle bir kez daha teşekkür etmiş olalım. Suriye’de bulunduğumuz süre içinde çeşitli kesimlerle konuşarak olup bitenleri anlamaya çalıştık. Aydınlar, üniversite öğrencileri, sendikacılar, üretici örgütleri, mühendis sendikaları başkanı, resmi yetkililerin yanı sıra ülkede bulunan farklı etnik gruplarıyla görüştük. Türkiye medyasının, ‘Suriye’nin Dostları’ adı altında Suriye’de yönetim değişikliğine odaklanmış olan ülkelerin medyası ile aynı üslubu kullanması karşısında, Suriye’de olup bitenlere farklı kesimlerin gözüyle içeriden bakmak büyük önem taşıyor. Bizi Suriye’ye götüren de bu inançtı. Lazkiye, Şam ve ardından da Lübnan’daki gözlemlerimizi içeren bu yazı dizisinin Arap coğrafyasının kuşatılmış ülkesine içeriden bakmaya biraz olsun katkı sunacağını umuyoruz.


Antakya’dan bizi Lazkiye’ye götürecek araca biniyoruz. Bizi Suriye’deki ilk durağımız Lazkiye’ye götürecek olan taksinin şoförü Kerim Aslan, Suriye için “kardeş ülke” diyor. “Halam Fransız zamanında Halep’te evlendi. Orada yaşıyor” diye devam eden Aslan, Suriye ile Türkiye arasındaki gerilimin bir savaşa dönüşüp dönüşmeyeceğine dair görüşlerini sorduğumuzda ise, iki kelimelik bir yanıt veriyor: “Allah korusun!”  

Kerim Aslan, Suriye ile Türkiye’nin ilişkilerinin bozulmasının Antakya-Suriye arasında taksicilik yapanların durumunu çok kötü etkilediğini anlatıyor. Antakya ile Lazkiye arasında önceden günde iki sefer yapıyorlarmış, ancak bu iki ülke ilişkilerinin gerilmesiyle birlikte ayda 4 sefere düşmüş. Bu sınırı aşanlara 120 lira ceza kesiyorlarmış. Ayrıca her sefer başına kendilerinden belli bir para alındığını da söylüyor. Seferlerin düşmesi, bu yolu kullanarak geçmek isteyenler için de bu geçişleri daha maliyetli hale getirmiş. Bu yazı yazılırken Türkiye Hükümeti tarafından kapatılmış olan bu kapıdan son geçenlerden biri olarak biz, durumun normal olduğu döneme kıyasla dört katı fazla bir ödeme yapmak durumunda kaldık. Yayladığı Sınır Kapısı’na geldiğimizde Arap Yazarlar Birliği Lazkiye Başkanı Nejdet Zirayka tarafından davet edildiğimizi söylüyoruz ancak gazeteci olduğumuz için Suriye Enformasyon Bakanlığının da izninin gerektiğini, aksi takdirde giremeyeceğimiz söyleniyor. Ardından Suriye kökenli meslektaşımız Hüsnü Mahalli’yi arıyoruz. O da Suriye Enformasyon Bakanlığı Türkiye Masası ile görüştükten sonra bizi arıyor. Enformasyon Bakanlığı yetkililerinin duruma müdahale etmesi üzerine sınırdan geçmemiz mümkün oluyor.

Suriye’nin en önemli Liman kenti olan Lazkiye’nin 500 bin olan nüfusunun büyük çoğunluğunu Arap Alevileri (Nusayriler) oluşturuyor. Lazkiye, Beşar Esad’ın babası ve ondan önceki Devlet Başkanı Hafız Esad’ın da doğduğu kent. Lazkiye’ye girerken, çevresinde iki Suriye bayrağı ile Hafız Esad’ın heykelinin bulunduğu bir meydandan geçiyoruz. O anda aracımızı durdurup birkaç fotoğraf alırken yanımıza sivil bir araç yanaşıyor. Muhtemelen Suriye’nin MİT’i olan Muhaberat’tanlar. Çevirmenimiz Arap Yazarlar Birliği Başkanının misafiri olduğumuzu belirttikten sonra sıcak bir tebessümde bulunarak ayrılıyorlar. Az sonra, Arap Yazarlar Birliği Lazkiye Başkanı ile görüşeceğimiz binaya yanaşıyoruz. Kapıda kalaşnikoflu milisler nöbet bekliyor. Kim olduğumuzu belirtirken sonra onlar bizi Arap Yazarlar Birliği Lazkiye Başkanı Nejdet Zireyka’nın yanına götürüyorlar.  Yanında Baas Partisi Kültür ve Enformasyon Lazkiye Müdürü Dr. Haldun El Kassam da var. Burada kısa bir sohbetin ardından sahil kıyısında Ebu El Mejid adlı bir lokantaya gidiyoruz. 10 yıldır faaliyet gösteren sahildeki bu lokanta neredeyse dolu. Geçerken sahilde denize giren insanlar da görüyoruz. Burada pek savaşın havası görülmüyor. Lokantada az sayıda üniformalı asker de göze çarpsa da çok büyük bölümü sivil. Burası bizim Kumkapı, Yenikapı sahilindeki lokantaları çağrıştırıyor. Dr. Haldun El Kassam aynı zamanda eski bir Baas Milletvekili. Söze başlarken, “Ben Müslüman Suriye’nin bir Afganistan olmasını asla kabullenemem” diyor. Doktorasını ABD’de yapmış olan Dr. Haldun El Kassam, Suriye aksanı dışında düzgün bir gramerle İngilizce de konuşuyor. “Mustafa Kemal işgale karşı kurtuluş savaşı verdi, şimdi biz de emperyalist ablukaya karşı bir kurtuluş savaşı veriyoruz” diyor. Türk jetinin düşürülmesinin zaten gergin olan iki ülke ilişkilerini daha da sorunlu bir hale getirdiğini belirterek bu konudaki görüşünü soruyoruz, şöyle diyor: “Biz bu uçağı Türk uçağı düşürüyoruz diye düşürmedik. Komşu Türk halkının acısını paylaşıyoruz ve ölen pilotlar için başsağlığı diliyoruz.” Ancak buna ek olarak, Suriye hava sahasının ihlal edilmesi karşısında Suriye askerinin de yapması gerekeni yaptığını savunuyor. (Lazkiye/EVRENSEL)



LAZKİYE SPOR İL MÜDÜRÜ GUTFAN: Lazkiye’de görüştüğümüz isimlerden biri de Lazkiye Spor İl Müdürü Gutfan. Ona da, “Türkiye deyince aklına ne geliyor?” diye soruyoruz, şunları anlatıyor: “Başbakan Erdoğan ile Başkan Esad bir araya gelince öyle bir sempati duyduk ki, sanki bir süre sonra iki ülke arasında bir birlik olacak gibi düşündük. Biz aslında bu son gelişmelerden bir hayal kırıklığına uğradık. Çünkü Başbakan Erdoğan ve hükümeti, NATO’nun çizgisinde hareket ediyor. Onların yönlendirmesiyle hareket ediyor. Yoksa bizim Türkiye halklarıyla bir sorunumuz yok.” Gutfan, Türk uçağının düşürülmesi hakkında ise şunları söylüyor: “Bu bizim için bir nefsi müdafaa idi. Eğer Türk hava sahasına da, haber vermeden bir Suriye uçağı girse ve düşse bu da aynı şeydir. Bizim gibi Türkiye halkı da kendi hava sahalarına izin almadan bir başka ülkenin uçağının girmesini istemez.” Gutfan, buna ek olarak, Suriye’nin Türkiye ili sınırının çok uzun olduğunu ve sınır güvenliğini tam anlamıyla sağlamanın mümkün olmadığını dile getiriyor ve ekliyor: “Silahlı çetelere kamp açma ve onların silahlı biçimde Suriye’ye sokulması kabul edilemez. Bunu yapan Türk halkı değildir, ama Türk hükümetidir.”



MÜHENDİSLER BİRLİĞİ BAŞKANI AMMAR AL ASSAD: Suriye’de görüştüğümüz isimlerden biri de, Mühendisler Birliği Başkanı Dr. Ammar Al Assad. Türkiye’deki TMMOB’ye tekabül eden bir örgütün başkanı ile görüşmek istediğimizi söyleyince bizi ona götürüyorlar. Dr. Ammar Al Assad, aynı zamanda milletvekili. Assad, Suriye’deki muhalefetin doğal bir halk muhalefeti olmadığını, dışarıdan güdümlü bir karakteri olduğunu dile getiriyor ve onları “silahlı çeteler” olarak tanımlıyor. Suriye’de sorunların çözümü için bir süre öncesinden reformların devreye sokulduğunu dile getiren Dr. Ammar Al Assad, dış müdahale olmasa sorunların daha da kolay çözülebileceğini dile getiriyor. Dış basının olayları abartarak halkı psikolojik olarak çökertmeye çalıştığını savunan Dr. Ammar Al Assad, “Bu savaş, birinci sınıf bir basın yayın savaşıdır.” diye de özellikle vurguluyor. Mühendisler olarak kendilerini halkın bir parçası olarak gördüklerini dile getiren D. Ammar Al Assad, komşu Türkiye halkının desteğini fazlasıyla önemsediklerini dile getiriyor. Lazkiye’de yayın yapan Bir Gazetesi (Vahidi) Sorumlusu Yusuf Beluc da, kentte bulunduğumuz süre içinde zaman zaman bize eşlik ediyor. Lübnan sınırından sızan silahlı gruplarla Türkiye sınırından Suriye’ye giren silahlı gruplara vurgu yapıyor. Suriye içinde Fransız ve Türk subaylara rastlandığını öne süren Beluc, ‘Yasal olmayan yollardan Suriye’ye giren Türk gazeteciler de vardı’ diye de ekliyor.

www.evrensel.net