21 ülkeden katılımcı ile konferans: Birlikte ve daha güçlü!

21 ülkeden katılımcı ile konferans: Birlikte ve daha güçlü!

Sendikal örgütlülüğün yüzde 50'lerin üzerinde olduğu Batı ve kuzey ülkelerindeki işçiler TİS ve grev haklarının ellerinden alınması ile karşı karşıya.

Müslime KARABATAK
Berlin

Sendika üyeliği ve toplusözleşme hakkı Avrupa’da da neredeyse her ülkede, Avrupa Birliği, hükümetler ve patronlar tarafından yapılan koordineli saldırılarla markaja alınmış durumda. Sendikal örgütlülüğünün hâlâ yüzde 50’lerin üzerinde olduğu Batı Avrupa ve kuzey ülkelerinde bile işçiler, TİS ve grev haklarının ellerinden alınması ya da kısıtlanması ve güvencesizlik sorunuyla karşı karşıya. 

Bu ülkelerdeki büyük şirketler, üretimlerini TİS hakkının gasbedildiği, işgücünün ucuz olduğu ülkelere kaydırıyor. Sendikalar da artık, sadece ulusal sınırlar içerisinde kavga vermenin yetmediğini, sendikal örgütlenmenin ‘uluslar (sınırlar) ötesi’ olması gerektiğini tartışıyor. 

Alman metal sendikası IG Metall, dünya çapında hizmet sektöründe örgütlü Uni Europa, IndustriAll Europe, Avrupa Sendika Enstitüsü ETUI ve Friedrich Ebert Stiftung/FES, 6-8 Eylül’de Berlin’de, “Birlikte ve Daha Güçlü: Ulus Ötesi İşçi Katılımı-Daha Güçlü Sendikalar Kurmak” adlı ortak bir konferans gerçekleştirdi. 

21 ülkeden işçi, sendikacı, sendika eğitimcisi ve araştırmacısı toplam 150 kişinin katılımıyla gerçekleşen konferansta, deneyimler paylaşıldı, örgütlenme biçimleri tartışıldı. 

IG Metall, Uni Europa ve ver.di sendikalarının uluslararası örgütlenme örnekleri ele alındı, çeşitli atölyeler ve eğitimlerle işyeri örgütlenmesinin önemi üzerinde duruldu. Konferansa Amerika’dan katılan hizmet çalışanlarının uluslararası sendikası SEIU ve Birleşik Otomobil İşçileri Sendikası UAW’ın temsilcileri de Trump dönemiyle birlikte sendikal örgütlenmeye yönelik artan saldırıları anlattı. 

‘ŞİRKET FARKINA BİLE VARMADAN ÖRGÜTLENDİK’

Florentin Iancu

Romanya’da Accenture, Nokia (Alcatel-Lucent) ve Wipro gibi büyük bilişim şirketlerinde örgütlü SITT sendikasının başkanı ve örgütlenme uzmanı Florentin Iancu örgütlenmede strateji ve taktiğin önemine vurgu yaparak, şunları anlattı: “Romanya’da işçi hareketi politik olarak çok büyük darbe aldı ve ulusal bazdaki toplusözleşmeler 2011’de kaldırıldı. Şirket bazında ise sendikaların yasal temsiliyetinin olabilmesi için en az yüzde 50+1 üyeye sahip olması gerekiyor. SITT Sendikası 2009’da bilişim çalışanları tarafından sıfırdan kuruldu. Taşeron çalışma, düşük ücret, işten atılma gibi sorunlarımız vardı. Şimdi 3000 civarında üyemiz var. 

2016’da UNI Global ile birlikte çalışmaya başladık. Bu bize stratejik düşünmemizi ve şirket bazlı değil sektör bazlı bir sendika olmamız gerektiğini öğretti. 2017’de Romanya’da 2 binden fazla işçisi olan Fransız şirketi Atos’u örgütlemeye başladık. Atos, sendika karşıtı bir yerdi. Biz de şirket önüne gidip bildiri dağıtmak gibi bizi afişe edecek eski taktikler yerine, şirketteki işçiler arasında güvenebileceğimiz toplamda 40-50 kişiyi bulan gizli örgütlenme komiteleri kurduk. Dört ay süren bu süreç tamamen gizliydi. Bu komite aynı anda toplu üyelik yapmaya başladı. Şirket farkına varıp insanları çıkarmaya bile vakit bulamadan biz 1300 işçiyi örgütledik ve sayı hâlâ artıyor. Başarımız bu komitenin bir araya gelerek yaptığı planı uygulamasında ve her komite üyesinin sıkı bir eğitimden geçmesinde gizliydi. Şimdi toplusözleşme masasındayız. 
Örgütlenme eğitimlerinin öneminin altını çizmek istiyorum. Biz bu şekilde büyük bir aktivist takımı kurabildik ve sendikalaşmanın, birlikte hareket etmenin önemini işçilere anlatabildik. Timişuara kentinde genç işçilerin ‘başka bir dünya mümkün’ dedirtebildik. Her gün bizi arayıp ‘bizim işyerimizi de örgütleyin’ diyenler oluyor.” 

SITT Sendikası 10 bin bilişim işçisinin bulunduğu Timişuara’da 3 bin üyeye sahip.

‘SOSYALİZMLE BERABER ÖRGÜTLÜLÜĞÜMÜZ DE YIKILDI’

Mare Anceva

Makedonya Sanayi, Enerji ve Maden Sendikası Genel Sekreteri Mare Anceva ise konferanstaki konuşmasında şu bilgileri verdi: “Makedonya bir zamanlar işçi cenneti olarak bilinen Yugoslavya’ya bağlıydı. Yugoslavya’nın dağılmasının ardından sosyalizme ihtiyacımız olmadığını düşündük. İşçi konseylerinin, işçilerin sahip olduğu fabrikaların yerini sendika düşmanı Avrupa ve Amerikan yatırımları aldı. Özellikle 1991’den sonra örgütlülüğümüzü, haklarımızı kaybettik. Sendikalaşma oranı ülke genelinde özellikle son 10 yılda yüzde 10’lara kadar düştü. Metal sektöründe de bu oran yüzde 30-35 civarında.”

DOĞU AVRUPA’DA GÜVENCESİZ ÇALIŞMA YAYGIN

Küresel Sanayi İşçileri Sendikası (IndustriALL) Avrupa Genel Sekreteri Luc Triangle da, Doğu Avrupa’daki sendikaların durumunu ve örgütlenmelerinin önündeki engelleri anlattı: “Ekonomik krizden sonra, ulusal, sektörel toplusözleşmeler özellikle Troyka (AB, Avrupa Merkez Bankası, IMF üçlüsüne verilen ad) politikaları tarafından ortadan kaldırıldı. Ayrıca Doğu Avrupa ülkelerinde sosyal koruma seviyesi oldukça düşük. Örneğin Makedonya’da şirketler işçileri 5-6 aylık geçici sözleşmelerle işe alıyor, ancak eğer şirket sendikalaşma eğilimi olduğunu farkederse, o zaman 1 aylık sözleşmeler yapılıyor; sendika önderlerinin sözleşmeleri yenilenmiyor. Güvencesiz çalıştırma orada bir standart olmuş. Hükümetler, yabancı şirketlere sendikadan arınmış işyerleri vaat ediyor.

En büyük sorunlarımızdan biri güçlü sendikalar kuramıyor oluşumuz. Bazı sendikaların çok az üyesi var; sanki toplam üye sayısı, toplam sendika sayısından daha az gibi. Başarılı projelerden ders çıkarmamız gerekiyor. Örgütlenmeye odaklanmamız, şirketleri iyi bilmemiz ve örgütçüleri eğitmemiz gerekiyor ki başaralım. Önümüzde BOA, COZZ, Vasas örnekleri var. Doğu Avrupa’daki gıda, tekstil, giyim sektörlerinde ücretler çok düşük, çalışma koşulları çok kötü. Bunları değiştirebilmek için adım atmamız gerek. Bu arada çalışma koşullarıyla ilgilenenler sadece sendikalar değil, bazı ülkelerde yerel örgütlenmeler var. Onlarla da ilişkiler kurmalıyız.”

İŞÇİLER MÜŞTERİ, SENDİKALAR SİGORTA ŞİRKETİ GİBİ GÖRÜLÜYOR

Helena Vähä-Ruka

İşçiler için “cennet” gibi görünen, sendikaya üyeliğin yüzde 70’leri bulduğu Finlandiya’da hizmet sektöründe örgütlü PAM Sendikası’nın örgütlenme uzmanları Helena Vähä-Ruka ve Pinja Saarenkanski, ülkelerinde de işçi haklarının saldırı altında olduğunu anlatıyorlar: “Politik atmosfer tamamen işçilerin karşısında, sağcı yönetim ve patronlar son 10 yıldır işçilerin kazanımlarını ellerinden almak istiyor. Patronlar oldukça örgütlü. Finlandiya çok pahalı bir ülke, ücretlerin yüksek olması bir lüks değil. Ama patronlar yine de kesinti yapmaya çalışıyorlar. Yasalar işçilerin önünde bir engel değil ama gerçeklik öyle değil. Çağrı üzerine çalışma sözleşmeleri uygulanıyor, düzenli işler verilmiyor. İşçiler de yapılan tüm adaletsizliklere göz yummak zorunda kalıyorlar işlerini kaybetmemek için. Restoranlarda ve dükkanlarda çalışanların çoğu genç işçiler ve çoğunlukla part-time çalışıyorlar. Sürekli çalışmadıkları için örgütlemek de çok zor. 

Sendikaya üyelik ve yoğunluk giderek düşüyor. Örgütlenmeyi unutmuşuz, yeniden hatırlamamız gerek. Üyeler sanki müşteriymiş, sendikalar sanki sigorta şirketiymiş gibi görülüyor. Harekete geçme ihtiyacı duyulmuyor, çünkü bir sorunu olursa sendika koşuyor yardıma. Ama üyeleri harekete geçirmemiz lazım. UNI Global’ın verdiği eğitimle işyeri temsilcileri ve işçiler örgütlenmeyi, sendikanın ofis değil işçi örgütü olduğunu öğreniyorlar. 

Kadınlar açısından da yasalarda eşit haklar var ama örneğin bir erkek 1 Euro kazanıyorsa, aynı işi yapsa dahi bir kadın 80 cent kazanıyor. Finlandiyalı kadınların durumu belki diğer ülkelere kıyasla daha iyi, ancak aile izni ya da hamilelik izni alan kadınlar işlerine geri döndüklerinde önceki pozisyonlarını kaybetmiş olabiliyor. Sanki ceza veriliyormuş gibi... Bu haksızlıkların giderilmesi gerekiyor.”

SENDİKALARIN ULUSLARARASI NİTELİK TAŞIYAN ÖRGÜTLENME ÖRNEKLERİNDEN BAZILARI 

  • Sendikalaşma oranlarının nispeten yüksek olduğu kuzey ülkeleriyle, Baltık denizinin doğusunda örgütlülüğün zayıf olduğu, şu anda sağcı hükümetler tarafından yönetilen eski Sovyet cumhuriyetlerini kapsayan Baltık Örgütlenme Akademisi (BOA)
  • Polonya, Macaristan, Slovakya ve Çek Cumhuriyeti’nde UNI Global’ın kurduğu ve örgütlenme metodlarının geliştirildiği Merkez Avrupa Örgütlenme Merkezi (COZZ)
  • Amerika’dan UAW, Macaristan’dan Vasas ve Almanya’dan IG Metall sendikalarının, düşük ücret ve sendika karşıtı politikaların yaygın olduğu ABD’nin güneyi ile Macaristan’da, Alman otomotiv şirketleri ve tedarikçi firmalara karşı oluşturduğu Uluslararası Ortaklık İnisiyatifi (TPI). Bu ortaklıkla Alman tipi işyeri konseyleri kurarak işçilerin temsiliyetinin artırılması, ücretlerin yükseltilmesi ve TİS hakkının kazanılması hedefleniyor. 
  • En büyük telekomünikasyon şirketlerinden Deutsche Telekom’da ve çeşitli Avrupa kentleri ile Amerika’da bağlantısı bulunan şirketlerde çalışan işçilerin örgütlenmesi için, UNI Global ve Alman sendikası ver.di’nin ortak kampanyası T-Mobile.

‘O ÜLKELERDEKİ İŞÇİLERİN ÖRGÜTLENMESİ BİZİM İÇİN DE ÖNEMLİ’ 

ALMANYA

Kırchhoff Automotive’de çalışan Alex Spies, IG Metall Sendikası üyesi. Spies, toplam 9000 işçisi KIRCHHOFF Automotive’de çalışan Alex Spies, IG Metall Sendikası üyesi.olan fabrikada 550 işçinin bulunduğu bir bölümde çalışıyor. Sendikaya bağlı ‘işçi konseyi’nde yer alan Spies, şirketin yüzde 60’ının IG Metal’de örgütlü olduğunu belirtiyor. Onların yaşadığı problem, şirketin, bazı bölümleri kapatıp, işgücünün daha ucuz olduğu başka ülkelere taşıması. Kirchhoff Automotive’in Almanya dışında Polonya, Macaristan, Romanya, İrlanda, İspanya, Kanada, Meksika, Çin ve ABD’de de işyerleri var. Alex Spies, IG Metall’in ABD ve Macaristan’daki sendikal ortaklıkları destekliyor: “O ülkelerdeki işçilerin örgütlenmesi Alman işçiler için de önemli. Böylece iki taraftaki örgütlülük korunup artırılarak haklarımızın elimizden alınması engellenebilir.”

POLONYA

Multi Packaging Solutions’ta çalışan işçilerden AgnieszkaPolonya’dan Multi Packaging Solutions’ta çalışan işçilerden Agnieszka ve Aneta da konferansa katıldı. Aneta post-press, Agnieszka ise press bölümünde çalışıyor. İşyerlerinde 250 işçi çalışıyor ve bunların 103’ü baskı, grafik ve ambalaj işçilerini örgütleyen ZZP sendikasına üye. Haftanın 6 gün, günde 12 saat çalıştırılmak Aneta ve Agnieszka’ya göre “hem sömürü hem de özel yaşamlarına saygısızlık.” Ama en çok rahatsızlık duydukları konu, fabrika yönetiminin kötü davranışları. 

Özellikle kadın işçilere daha kötü davranıldığını söylüyor Agnieszka. Erkek işçilerden daha az ücret aldıklarını, işten çıkarılma korkusunun özellikle kadınlarda daha fazla olduğunu anlatıyor. Genç kadınların sendikaya, yaşlılara oranla daha çok üye olduğunu belirten Aneta, başlangıçta sendikaya şüpheyle yaklaşmış. “Başarabileceğimize inanmıyordum” diyor, ancak yapılan toplantılarda birlik olduklarında ne kadar güçlü olabileceklerini farketmiş. 

KISA SÜREDE OLMASA DA BU RESİM DEĞİŞEBİLİR

Dr. Sören Niemann-Findeisen (IG Metall Uluslararası Departmanı): Sendikalar, örgütlenmenin gerilemesi ve toplusözleşme hakkına saldırı gibi sorunları tek başına çözemez. Toplumu etkileyebilmek için, belki geleneksel olarak kurulmuş görece sendika yanlısı partilerin ötesinde, partnerlere ihtiyaç var. Sorun şu ki Doğu Avrupa’daki birçok ülkede sağcı partiler, sosyal demokrat partiler çöktü ya da neoliberalizm savunucusu oldu ve sosyal hakları başarıyla gasbediyorlar. Kısa sürede bir çözüm göremiyorum ama toplumsal hareketler ve politikadaki değişikliklerle birlikte bu resim yavaş yavaş değişebilir.

İŞÇİLER KARAR ALMA MEKANİZMALARINA AKTİF KATILMALI

Erkan Ersoy (UNI Global Avrupa Örgütlenme Direktörü): Sendikalar şimdiki halleriyle işçi sınıfı hareketinin içinde bulunduğu krize cevap veremez. Daha hızlı ve büyük düşünmemiz gerek. Çoğu sendika, üye sayısının azalması sorununu, son 50 yıldır yarattıkları daha derin problemin bir belirtisi olduğunu farketmeksizin çözmeye çalışıyor. Endüstriyel güçlerini kullanmayı unuttukları için zayıfladılar. Hizmet sunan şirketler gibi davranıyorlar. Halbuki özünde işçilerin kolektif güçleridir sendikalar. 

Dünyanın neredeyse her yerinde sözleşmeler işçileri karar alma mekanizmasına hiç katmadan yapılıyor. Birkaç sendika bürokratı sözleşme masasına ne konulacağına ve o masadan ne alınacağına karar veriyor. Güçten düşüşün asıl nedeni bu maço hizmet mantığı! İşçileri toplusözleşme sürecinde karar alma mekanizmalarına aktif katılımını sağlamamız ve onların bu kolektif gücünü daha fazla işçiyi sendikalara üye yaparak büyütmemiz gerekiyor. Çoğunlukla işçiler toplusözleşmelerde ne tartışıldığını bile bilmiyor, bırak pazarlığın sonucunda oy vermeyi.

Ülkelerde, bölgelerde ve küresel çapta sektörel kampanyalar yapabilmek için sektörel yapılar kurmamız gerekiyor. Eğer patronlar daha örgütlüyse ücretleri düşürür, eğer işçiler daha örgütlüyse ücretleri yükseltir. İşçi sınıfının ekonomik, politik/yasal, ideolojik ve sosyal birçok forma bürünmüş bir kavganın tam göbeğinde olduğunu anlamamız ve tarihsel sorumluluğumuzu almamız gerek.

ÖRGÜTLENMEYE DAHA FAZLA HARCAMALIYIZ 

Rafal Tomasiak (Merkez Avrupa Örgütlenme Merkezi-COZZ Direktörü): Bence en büyük problemlerden biri, sendikal hareket olarak görece refah yıllarını daha fazla politik güç biriktirebilmek için kullanmamış olmamızdır. Diğer bir mesele ise, biz kapitalistlerden daha yavaş karar alıyor ve değişen koşullara uyuyoruz, sıklıkla da harekete geçmemeyi seçiyoruz. Peki nasıl çözeceğiz? Sınırlı kaynakları daha iyi kullanarak... Örgütlenmeye daha fazla harcayarak. Sadece üyeler kazanmayacağız, aynı zamanda liderler, aktif üyeler, halk desteği biriktireceğiz; toplumu eğiteceğiz, işçilerin kendilerine güvenini sağlayacağız.

STRATEJİK DÜŞÜNMEK VE EĞİTİM ÖNEMLİ 

Marika Varga (IG Metall Transnational Projesi-Macaristan): Sendikalar birbirlerini desteklemeli ve birbirlerinden öğrenmeli. Üye yapmada, aktif yapılar kurmada başarılı deneyimlerini paylaşmalı. Uluslararası yapılar kurarak yerel ve global zincirlerdeki çalışmalarını koordine etmeleri ve patronlar tarafından birbirine düşürülmeye, yarıştırılmaya çalışılan işçileri aynı konular etrafında bir araya getirmeleri gerekir. Pazarlıklara işçiler de dahil edilmeli. Sendikalar zayıflıklarının nedenini dürüstçe analiz edip yeni stratejiler geliştirmeli. En önemli şey açık bir şekilde sorunu saptayıp tartışmak, stratejik düşünmek ve eğitim. 

Son Düzenlenme Tarihi: 27 Eylül 2017 10:35
www.evrensel.net
ETİKETLER Berlin