‘Düşmanlığı değil dayanışmayı büyüteceğiz’

‘Düşmanlığı değil dayanışmayı büyüteceğiz’

Barış Bloku, Demokrasi için Birlik, Diyalog Grubu, Hak ve Adalet Platformu, Yurttaş Girişimi 'Düşmanlığı değil dayanışmayı büyüteceğiz' mesajı verdi.

Cansu PİŞKİN
İstanbul

Ötekileştirici ve ayrımcı söylemler sonucu yaşanan ırkçı saldırılara karşı “Toplumun çürümesine seyirci kalmayacağız, bu suça ortak olmayacağız” şiarıyla bir araya gelen Barış Bloku, Demokrasi İçin Birlik (DİB), Diyalog Grubu, Hak ve Adalet Platformu ve Yurttaş Girişimi, “Düşmanlığı değil dayanışmayı büyüteceğiz” mesajı verdi.  
 
Taksim Point Otel’de gerçekleştilen ortak basın açıklamasının moderatörlüğünü Gülseren Onanç’ın üstlenirken, Prof. Dr. Ayşe Erzan, KHK ile ihraç edilen Prof. Dr. Cihangir İslam, Alevi Dernekleri Federasyonu Başkanı Doğan Bermek, HDP Milletvekili Filiz Kerestecioğlu, Antikapitalist Müslümanlar’dan yazar İhsan Eliaçık, EMEP MYK Üyesi Levent Tüzel, Anavatan Partisi Eski Genel Başkanı Nesrin Nas, Prof. Dr. Şahika Yüksel ve Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV) Başkanı Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı konuşmacı olarak yer aldı.

‘İKTİDARIN ÖTEKİLEŞTİRİCİ SÖYLEMLERİNDEN CESARET ALINIYOR’

Barış Bloku, Demokrasi İçin Birlik (DİB), Diyalog Grubu, Hak ve Adalet Platformu ve Yurttaş Girişimi’nin hazırladığı ortak metni Prof. Dr. Ayşe Erzan okudu. “Son dönemde yaşanan gelişmeler karşısında endişe, öfke ve utanç içindeyiz” diye söze başlayan Erzan, “İktidar odaklarından kaynaklanan bölücü, ayrımcı, kin ve nefret söyleminin ırkçı-faşist zihniyeti nasıl kışkırttığını CHP Milletvekili Sezgin Tanrıkulu’ya ve eski HDP Milletvekili Aysel Tuğluk’un annesinin cenazesine saldırı olaylarında bir kez daha açıkça gördük” dedi. 

Erzan, Tanrıkulu’ya ve Tuğluk’un annesinin cenazesine yöneltilen saldırıların iktidarın ötekileştirici, ayrımcı söylemlerinden ve müsamahasından cesaret aldıklarını ifade etti. 

‘SUSKUN KALMAK SUÇA ORTAK OLMAKTIR’

Devletin insan yaşamını ve haysiyetini korumakla yükümlü olduğunu vurgulayan Erzan, Tanrıkulu ve Tuğluk’un annesinin cenazesine saldıranların “halkı kin ve düşmanlığa tahrik”i içeren TCK 216. maddeden cezalandırılması gerektiğinin altını çizdi. 

Erzan, “Endişeliyiz; çünkü iktidardan cesaret alarak kitlelere yayılan bu zihniyetin toplumu çürüttüğünü, ayrıştırdığını, düşmanlaştırdığını görüyoruz. Terörle mücadele adı altında sivilleri öldürmenin, Kürt, Alevi, azınlık düşmanlığını körüklemenin iç çatışmalara, kardeş kavgasına varabileceğini biliyoruz. Başta İçişleri Bakanı Süleyman Soylu olmak üzere insanlık suçunun destekçilerinin istifasını, toplumu bölenlerin ötekileştirdiklerinden ve hepimizden özür dilemesini, saldırganlıklarını sürdüren kişi ve yayınlar hakkında TCK’nin 216. maddesinden soruşturma açılıp hak ettikleri cezaları almalarını talep ediyoruz. Kin ve nefret söylemi karşısında suskun kalmak suça ortak olmaktır. Bu suça ortak olmayacağız” diye konuştu. 

‘BU KÖTÜLÜK HİÇBİR DEVLETE, İNSANA HUZUR VERMEZ’

Ortak basın açıklamasının ardından konuşan HDP Milletvekili Filiz Kerestecioğlu, faşizmin görmezden gelindiği taktirde büyüyüp gelişeceğini söyledi. Kerestecioğlu, “Geçtiğimiz 2 yıl boyunca siyasi liderler propaganda ve cebir kullanarak toplumu savaşa ikna etmeye çalıştı, itiraz edenleri en ağır biçimde cezalandırdı. Bu ülkede pek çok acı provokasyon yaşadık. Hatun annenin cenazesine saldıranlardan birinin ifadesinde, ‘Burası Ermeni mezarlığı değil’ dediği ortaya çıktı. Nefret söylemini iktidarın yarattığı düşmanlıktan güç alarak açıkça söyledi. Günlerdir vekillerimizi hedef gösterenler utanıp istifa etmeyecek mi? Özür ve yüzleşme iktidarın uzak durduğu bir meziyet. SİHA ile 4 sivil öldürülmüştü. ‘Bir fotoğrafla mı istifa edeceğim’ diyen İç İşleri Bakanına kaç zulüm fotoğrafı gerekiyor istifa etmesi için” diye sordu. 

Önceki gece Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’nın 14 avukatının tutuklandığını hatırlatan Kerestecioğlu, “Avukatlar için tutuklama isteyen savcılar ve hakimler, Sedat Peker’in işkence videosu ve şiddeti yeniden büyütenleri ne zaman göreceksiniz? Rahat uyuyor musunuz? Her şeyin devlet için olduğunu söyleyenler insani değere yaşama şansı vermiyorlar. Bu kötülük hiçbir devlete, insana huzur veremez” dedi. 

Kerestecioğlu geçtiğimiz gün yaşamını yitiren Cumartesi Annesi Güzel anneyi de anarak konuşmasını şöyle sonlandırdı: “Zalimlik burada oldukça biz de Güzel anne gibi onun karşısında olacağız”

‘CUMHURBAŞKANI YAŞAYAN ÖLÜDÜR’

Antikapitalist Müslümanlar’dan yazar İhsan Eliaçık, “Suça bulaşmış diktatör bir ülke için en büyük şanssızlıktır. Çıkarılmak istenen iç savaş baskı, zulüm kin ve nefret söylemine karşı mangal yürek ortaya koyup geniş birlik oluşturmamız gerek” diyerek başladığı konuşmasında bir arada mücadele mesajı verdi. 

Eliaçık “Esaslı birlik oluşturmalıyız. Telle boğulmayı, arkadan vurulmayı göze almazsak, ölümü göze almazsak sadece otellerde basın açıklaması yapmakla iktidar gitmeyecektir” dedi. 

2019 seçimlerine ortak tek bir aday çıkartılması gerektiğini vurgulayan Eliaçık konuşmasını şöyle sürdürdü: “Bana göre Cumhurbaşkanı yaşayan ölüdür. Kendisine yabancılaşmış, eşine, çocuklarına yabancılaşmış, hiçbir şey sevmiyor, herhangi bir davası yok, sevdiği tek şey oturduğu koltuk. Ordan kakınca her yanı kötü kokular saracağını bildiği için oradan kalkmayacaktır. Herkesin bir sınavı var bizimki de budur. Adaleti, demokrasiyi, özgürlüğümüzü savunduğumuzu cesaretle söylemeli, korkmadan birleşerek mücadeleyi büyütmeliyiz. 2019’a doğru gidiyoruz. Önümüzde seçimler var. Bizim birlik örgütlememiz, ittifak oluşturmamız, adayın kim olacağının önemli olmaması gerekiyor. İttifak gerekiyor”

‘SESSİZ KALAN HEPİMİZİN ORTAKLIĞI VAR’

Türkiye’de aynı katliamları ve utançları tekrar tekrar yaşamamızın sebebinin yüzleşmemekten kaynaklandığını savunan Anavatan Partisi Eski Genel Başkanı Nesrin Nas, “Aynı şeyi hep yeniden yaşıyoruz ve yüzleşme yaşamadığımız için her defasında ‘Ne oldu bize’ diye soruyoruz. Bir şey olduğu yok. Yüzleşmiyoruz. 1915’le yüzleşmediğimiz için Maraşları, Madımakları, Kürt şehirlerinin yok edilmesini görüyoruz” dedi. 

CHP’li Sezgin Tanrıkulu’nun hedef tahtasına oturtulmasını Gabriel Garcia Marquez’in ‘Kırmızı Pazartesi’ kitabıyla ilişkilendiren Nas “Sezgin Tanrıkulu’nun hedef gösterilmesini gördüğümde geçmişe gittim. Rahmetli Hrant Dink ‘Bu topraklarda gözümüz var. Alıp gitmek için değil. Bu toprakların gelip dibine girmek için’ dediği o günden sonra canlı cenaze olduğunu hepimiz biliyorduk. Tahir Elçi hedef gösterildiğinde de bunu biliyorduk. Tüm bunlar bana ‘Kırmızı Pazartesi’ kitabını hatırlatır. Sadece bu insanlık suçunu bizi yönetenlere, bu nefret dilini üzerimize serpenlere mal edemeyiz. Sessiz kalan hepimizin ortaklığı var. Ayağa kalkmayan, güçlü şekilde ‘yeter’ demeyen herkesin buna katkısı var” ifadelerini kullandı. 

‘İNSANLIK SUÇU VE KATLİAMLARIN ÜSTÜ ÖRTÜLMESİN’

Nas’ın ardından konuşan EMEP MYK Üyesi Levent Tüzel, son dönemde yaşanan saldırıların iktidarın yönetme tarzından kaynaklandığına değindi. Tüzel, “Korku toplumu yaratılmak isteniyor. Savaşçı siyaset, milliyetçilikten beslenme iktidarın varlık nedeni. Kürt sorunundan, özgürlük, eşitlik, barıştan söz etmek terörle eşitleniyor. Tanrıkulu ve CHP buna tepki göstermeli. CHP lideri ‘4 yıl süre verilsin terörü kaldırayım’ dedi. Mesele yine terör söylemine hapsediliyor. Bu söylemin AKP’nin izlediği savaşçı siyasetten, yıkıcılık, bölücülük benzeri suçlamalarla ithamdan farkı ne? Hrant Dink’ten bu yana masum bir bebekten katil yetiştiren politikaya, tekçi, merkeziyetçi, despotik yöneticilere itiraz ediyor kabul etmiyoruz. Demokrasi ortaklığını başarmak durumundayız. Gerçekler ortaya çıksın. İtham ve tehditle susturarak insanlık suçu ve katliamların üstü örtülmesin. Tarihten gelen bir arada yaşama geleneğine sahip çıkacak, şiddete boyun eğmeyeceğiz” dedi. 

‘HEPİMİZ SORUMLUYUZ’

“Bu suça ortak olmayacağız” diyen 500’e yakın akademisyenin mesleklerinden atıldığını hatırlatarak konuşmasına başlayan TİHV Başkanı Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı, “Hala atılmayan akademisyenlerden biri olarak, hiçbir suça ortak olmayacağız” dedi. 

1915’ten bugüne benzer örnekler görüldüğünü söyleyen Fincancı, “Gömme gömülme hakkının yok sayıldığı bu topraklarda katliamlarla yüz yüze olduğumuz dönemlerdeyiz her zaman. Bu katliamların, ulus-devlet yaratma çabasının ürünlerinin bedelini biz ödüyoruz. Savaş ve ölüm hiç eksik olmadı. ABD’nin Irak işgali sonrası işgalde görev alan askerler için yaptığı çalışma ‘ahlaki zedelenme’ olarak veriliyor. Dolayısıyla hepimiz ahlaki zedelenme yaşıyoruz. Etrafımızı aynalarla çevirip Frida’nın yaptığı gibi ne korkunç durumda olduğumuzu hissetmeliyiz. Hepimiz sorumluyuz ve sorumluluğu üstlenmeliyiz. Hem biz, hem karşımızdakilerin tamamının bu suçun bir daha işlenmemesi için ne yapmak gerektiğine bakmamız gerekir. ‘Süleyman Soylu ve Recep Tayyip Erdoğan gibi CHP lideri Kılıçdaroğlu suç işliyorsun’ ifadesini cesaretle söylemeliyiz, söylemezsek aynı suça ortak olmuş oluyoruz” diye konuştu. 

‘KÖTÜYE AÇIKÇA KÖTÜ DEMELİYİZ’

Hak ve Adalet Platformu kurucularından Prof. Dr. Cihangir İslam ise şöyle konuştu: “Ölüye saygının kalmadığı ortamda insana açılan yol da biter. Ölüm, herşeyin izafileşeceği dünyada hepimize karşı mutlaklık gösteren ortak noktadır. Bu yüzden ölüm birleştiricidir ve ölüm olayı hepimizi aynı safa iter. Toplum olarak kötü olan şeye kötü diyememek en büyük hatamız. Bunun nedeni de korku. Otoritenin bizi kötüyü anmaktan men etmesi. Kötüye açıkça kötü diyerek bunun arkasında durup gerekirse bedelini ödeyeceğiz.”

‘KÖTLÜKLE YÜZLEŞMELİYİZ’

Alevi Dernekleri Federasyonu Başkan Doğan Bermek konuşmasında, “Kendimizi sorgulamak, doğruları anlamak gerektiğini düşünüyorum. Kötülüklerle yüzleşmeliyiz. İnsanlık dışı olayları hatırlatıp ders almalıyız, unutmamalıyız. Unutmamak ve aşmak için toplum eğitilmeli topluma bilim ve tarih öğretilmeli. Ne kadar tutarlı, dirençli davranırsak bizden sonraki kuşaklar daha az çile çekecek. Çileyi azaltmak için bilinci yükseltmek gerek” ifadelerine yer verdi. 

www.evrensel.net

0 yorum yapılmış

    Yorum yapın

    Yorum yapmak için üyelik gerekmemektedir. Yorumlar, editörlerimiz tarafından onaylandıktan sonra yayınlanır. Konuyla ilgisi olmayan, küfür içeren, tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.