Amerikan ‘emek bayramı’ izlenimleri

Amerikan ‘emek bayramı’ izlenimleri

Ekim Kılıç, New York'ta 'Beraber çalışalım, yolumuza öncülük edelim' temasıyla düzenlenen Amerikan Emek Bayramı kutlamasından izlenimlerini yazdı.

Ekim KILIÇ
New York 

Her yıl eylül ayının ilk pazartesi kutlanan bir Amerikan Emek Bayramı’nı daha geçtiğimiz hafta ülke çapında yapılan yürüyüşlerle geride bıraktık. Bu sene New York kentinde “Beraber çalışalım, yolumuza öncülük edelim” temasıyla sendika kortejlerinde sıralanan emekçiler yürüyüşlerini 9 Eylül’de gerçekleştirdi. Emekçilerden öğrendiğimiz kadarıyla bu yıl özel olarak göçmen haklarına ve sendikal haklara karşı genel bir saldırı var. Sosyal güvencenin tırpanlanmasına ve ayrımcılığa karşı mücadele gündemde ön sıralarda.

Amerikan Emek Bayramı’nın, bugüne kadarki ulusalcı görüntüsüne rağmen bu sene bir hayli değişiklikler olduğu görülüyor.

AĞIR SANAYİ BEYAZ, YAN SANAYİ SİYAH 

Özellikle sendikaların en örgütlü olduğu New York kentinde dev Amerikan bayraklarından ve bayraklı dövizlerden başka bir atmosfer dikkat çekiyor. Gündemde öne çıkan DACA (Trump’ın iptal etmek istediği Çocuk Göçmenlere İstisnai Muamele düzenlemesi) ve kasımda yapılacak olan New York eyaleti anayasa oylaması.

Her seneki gibi etnik olarak karma kalabalıklardan oluşan sendikaların ayrı ayrı iş kollarının kortejleri göz dolduruyor. İlginç olan ise Amerikan ulusunun iç çelişkilerinin işçi sınıfına yansımasının çıplak gözle tam anlamıyla görülebilmesi. Ağır sanayi kollarına baktığınızda yoğunlukla beyaz Amerikan işçileri görüyorsunuz. Küçük ve yan iş kollarında ise siyahların, hispaniklerin çoğunlukta olduğuna şahit oluyorsunuz. Ancak örneğin bu tablo, ulaşım emekçilerinde kendini daha karmaşık bir halde sunuyor.

Beyaz işçilerin kortejlerinde İrlanda kökenli ve Katolik mezhebindeki işçiler kendilerini belli ediyor. İrlanda halk kültürüne selam çakan sendika bandolarına sıkça rastlanıyor. Böylesi kortejlerde Amerikan bayrağının hemen yanında onun kadar büyük İrlanda bayrağı bitiveriyor. 

Katolik emekçilerin ise ayrı kortejleri var. Hatta kendi tarihi olan bir örgütlenmeleri bile var.

GENEL SÖYLEMLERDEN SİYASİ TALEPLERE

Sohbet ettiğimiz herkes sendikalı olmakla gurur duyduğunu belirtiyor. Örneğin SEIU Yerel 246 başkanı İtalyan Amerikan kökenli Joseph A. Colangelo, kendilerinin New York’taki yaşamın sürmesini sağladıklarını, emek mücadelesindeki ilk örgütçülerin mirasını ve başarılarını andıklarını belirtti. Ve emeğe karşı hükümetin saldırılarını sorduğumuzda ise “Bu ülke göçmenler üzerine kurulu” diye vurguluyor.

Taleplerde yaşamsal ihtiyaçlarını güvence altına alınmasından öte ortaya çıkan politik tavır sınırlı. “Bu ülkeyi çocuk işçiliğinden sendikalar kurtardı”, “Sana hafta sonu tatilini sendikalar getirdi” gibi söylemler mevcut. Hatta ortalama anlamda en ilerisinin bu olduğu söylenebilir. Sendikaların profilini yükselten bu söylemler tarihsel ve donuk olarak kalıyor. 

Ancak daha siyasi talepler de var. Mesela UAW (Birleşik Otomobil İşçileri) ana pankartında bu sene “Trump’a hayır, KKK’ye hayır, Faşist ABD’ye hayır” yazıyor. 

TRUMP KULELERİ ÖNÜNDE PROTESTO

Kortejler genel anlamıyla oldukça coşkulu ve kalabalık. Amerikan emekçi hareketinin vazgeçilmez şarkısı “Dayanışma, her zaman” şarkısı RWDSU (Perakende, Toptan ve Bölge Depoları Sendikası) kortejlerinden yükselerek pop şarkılarına karışıyor. Özellikle azınlık halkların hakim olduğu her işçi korteji, Trump’ın New York’taki iş kulesi önünden geçerken durup Donald Trump’ı protesto ediyor. 

Öte yandan sendika merkezlerinin özel tavrı mıdır bilinmez, kortejlerin bir kısmında dövizsizlik hakim. Sendikaların kendi dövizleri bile yok. Yürüyüş de geçtiğimiz seneye göre daha erken bitiyor. 

GREVCİ SPECTRUM İŞÇİLERİ

Geçtiğimiz 6 ay boyunca adil bir toplusözleşme için grevlerini sürdüren IBEW (Uluslararası Elektrik İşçileri Kardeşliği) Yerel 3 üyesi olan yüzlerce Spectrum işçisi talepleriyle alanlardalar. Spectrum’a bağlı olan Charter İletişim’in sunduğu teklif işçilerin taleplerini karşılamıyor. Emekçiler özellikle sağlık hakkı için emeklilik kesintileri ve toplusözleşme haklarının fiilen ellerinden alınmasına karşı mücadele ettiklerini gerek sloganları gerekse dövizleriyle belirtiyorlar. 

61 yaşında olan Teknisyen Dennis, seslerini Emek Bayramı’nda da duyurmak istediklerini, çünkü medya patronu da olan Spectrum’un kendi seslerini duyurmalarını engellediğini belirtiyor. Birçok işçi işlerine geri dönmek istiyor. Ancak haklarını talep ederek beklemeyi sürdürüyorlar. 

KASIM ANAYASA OYLAMASI: SENDİKALAR HAYIR DİYOR!

New York eyaletinde 20 yılda bir anayasal oylama düzenleniyor. Oylamanın sonucuna göre New York Eyaleti Anayasası’nda değişikler yapılabilecek bir anayasal sözleşmenin önü açılabilir. Ancak New York kentindeki sendikalar Anayasa’nın değişmesini istemiyorlar. Çünkü yasa yapıcılara, sermaye lobicilerine ve Cumhuriyetçi Partili politikacılara güvenmiyorlar. SEIU’ya bağlı İşçiler Birleşti isimli sendikanın örgütçülerinden Derek Harrison’a (48) oylamaya dair fikrini sorduğumuzda “hayır oyu” verilmesi gerektiğini, çünkü bu oylamanın oldukça hileli olduğunu ve sendikal haklarında hedefte olduğunu söylüyor. 

Sahne Kostümleri Yapımcıları Sendikasından Patty Barbosa da (75) hayır oyu kullanacağını söylüyor. Sosyal Hizmetler Sendikası Yerel 371 Başkanı Cole Coo3k da (44) anayasa için hayır diyecek olanlardan. Anayasa değişirse emekçilerin haklarına müdahalelerin önünün açılacağını söylüyor. 

‘PATRONLAR SENDİKASIZ İŞÇİLERİ İSTİYOR’

Metal İşçileri Yerel 40 sendikası üyesi 35 yaşındaki İşçi Walter’la konuşuyoruz. Sendikasız işçilerin hiçbir şey almadıklarından, sağlık haklarının olmadığından bahsediyor. Sendikasız işlere karşı mücadele edilmesi gerektiğini, çünkü patronların sendikalı işçi yerine sendikasız işçiyi tercih ettiklerini ekliyor.

Kamu Emekçileri sendikası olan DC37’ye bağlı Park İşçileri Yerel 1505 Komitesi üyesi olan 56 yaşındaki Joseph Rivera “Birleşmemiz gerekiyor” diyor. 

27 yaşındaki yüksek lisans öğrencisi ve Yüksek Lisans Sendikası üyesi olan Riven Hetsler ise Trump’a karşı sokağa çıkmanın önemini belirtiyor, ancak meselenin sadece Trump’la alakalı olmadığını işaret ediyor. Öğrencisi olduğu New School, ABD’nin en ilerici okullarından birisi olmasına rağmen yüksek lisans öğrencilerinin sendikalaşmasına engel oluyor. 

Geçtiğimiz sene boyunca süren mücadeleden sonra yazın asistanlar 2 hayır oyuna karşılık 502 evet ile sendikalaşmayı başardılar. Bunda elbette ABD’de son yıllarda birçok üniversitede eğitim emekçisi olarak çalışan yüksek lisans öğrencilerinin sendikal örgütlenmeye girişmesinin payı oldukça büyük.

Liman ve Odunculuk Sendikası Üyesi Paul Arson (59) sendikalarını ve emeği desteklediklerini göstermek için alanda olduğunu belirtirken, yanındaki hemen hemen kendi yaşlarında başka bir işçi söze, “Bir talebimiz yok. Böyle devam etsin. (Patronları kastederek) Siz bizim kurallarımıza uyun. Biz de sizinkilere uyalım” diyor. 

DACA TEHDİT ALTINDA AMA MÜCADELE SÜRÜYOR

Çocuk Göçmenlere İstisnai Muamele düzenlemesi olan ve kısaca DACA denilen yasa, çocukken ABD’ye gelen ve şu an gençlik çağında olanlara okuma ve çalışma hakkı sağlıyor. Özellikle göçmen emekçilerin pankartlarında “Hayalcileri ve göçmenleri savunun!” ifadeleri gözlemleniyor.

Oğlunu ve kızını da beraberinde getiren SEIU Üyesi Sonia ile, oğlunun çevirmenliği aracılığıyla konuşuyoruz. Sonia, “Ben burada DACA’yı savunmaya ve ülkeden dışına çıkarmalara karşı mücadele etmek için geldim. Böylece Trump hayalleri olan bütün öğrencilere adil davranabilir. Öğrencilerin DACA’ya ihtiyacı var. Çünkü onlar hayalleri için zor bela mücadele ediyorlar. Trump’ın öğrencilere böyle bir şey yapmaya hakkı yok. Öğrencileri desteklemek için hepimizin birleşmesi lazım. Böylece adaleti elde ederiz. Ve Trump bir daha insanlara zarar veremez” diyor. 

27 yaşında DSA (Amerika’nın Demoktratik Sosyalistleri) üyesi olan Sam Greenberg de Yahudi emekçiler arasında örgütlendiğini, emekçileri ve göçmenleri savunmak, uluslararası sosyalizme varmak için alanda olduğunu belirtiyor.

www.evrensel.net

0 yorum yapılmış

    Yorum yapın

    Yorum yapmak için üyelik gerekmemektedir. Yorumlar, editörlerimiz tarafından onaylandıktan sonra yayınlanır. Konuyla ilgisi olmayan, küfür içeren, tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.