‘Alıştık demiyorum, dememeliyiz’

‘Alıştık demiyorum, dememeliyiz’

İzmir'den Aysel Eyi, geçtiğimiz yıl proje okula dönüştürülen bir okulun velisi ile yaptığı söyleşiyi Evrensel'le paylaştı.

Aysel EYİ
İzmir

Yeni bir eğitim ve öğretim yılını, Türkiye’nin sayılı okullarından biriyken geçtiğimiz yıl proje okula dönüştürülen bir okulun velisi olan Gülizar’la konuşuyoruz. “Çok heyecanlıyız, mutluyuz, çocuklarımız bilimsel eğitim alıp kendilerini geliştirecekler demeyi çok isterdim ama yine bizi şaşırtmadılar” diye başlıyor söze ve devam ediyor: “Tam okullar açılmak üzereyken sessizce müfredat değişikliği diye bir gündemle baş başa bıraktılar.” Her yıl başlangıcında yeni bir “sürprizle” karşılaştıklarını dile getiren Gülizar, “Bizi daha neler bekliyor bilmiyoruz ama alıştık da demiyorum ve dememeliyiz” dedi.

Fen ve Anadolu liselerinde biyoloji ders saatinin düşürüldüğünü, din dersi saatinin artırıldığını, Kuranı Kerim, Hz. Muhammedin Hayatı, Temel Dini Bilgiler gibi derslerin seçiminin dayatıldığını anlatan Gülizar, evrim, felsefe, laiklik gibi konuların çıkartıldığını ya da azaltıldığını söyledi. Değerler eğitimi kapsamında kadınların kocalarına itaat etmeleri, ateistlerle evlenmemeleri ve cihad gibi içeriklere sahip derslerin verileceğini dile getiren Gülizar, bilimsel ve laik eğitimden uzaklaşıldığına dikkat çekti. Müzik, resim, beden eğitimi gibi derslerin içeriğinin değiştirilmesine de tepki gösteren Gülizar, müzik dersinde ilahiler, salavat, tasavvuf müziği okutulacağını belirterek “Nerede kaldı eğitimin bireyin zihinsel, bedensel ve yetenek gelişimini sağlama amacı?” diye sordu. 

Toplumun en hassas noktası olan dinin sömürüldüğünü dile getiren Gülizar, “Bu toplum dinsiz miydi? İnsanlar inançlarını yaşayamıyorlar mıydı? Kendimizden şüphe eder duruma geldik acaba biz başka bir ülkede mi yaşadık” diye konuştu.

Eğitimde fırsat eşitliği ilkesi için de “Adı var kendi yok” diyen Gülizar, devam etti: “Bir isim verilmiş. Bir müdür, iki müdür yardımcısı, üç beş öğretmen, bir memur, bir de hizmetli var ama okulun inşaatı devam ediyor. Eğitimi iki yıl sabahları bir ilkokulda verilecek. Okul giderlerinin büyük bir bölümü de veliler tarafından karşılanacak. Bu okul vatana millete hayırlı olsun diyerek açılıyor.”

Özel okullarda okul öncesi velilerine 2 bin 60 lira, ilkokul velilerine 3 bin 680 lira, lise velilerine 4 bin 280 lira teşvik ödendiğini, İmam Hatip okullarına kayıt yaptıracak öğrencilere ise 250 lira yemek ve servis yardımı yapıldığını aktaran Gülizar, “Yardımları devlet okulunda okuyan öğrenciye yapsanıza. Bir de tabi nüfusu 10 binin altında kalan ilçelerde Anadolu ve Fen Lisesi açılamazken imam hatip okulları açabilmek için 5 bin nüfus yeterli kılınarak nüfusu az olan yerleşim alanlarında imam hatipler zorunlu kılınıyor. Nerede kaldı eşitlik?” dedi.

BİRLİKTEN GÜÇ DOĞAR

Kırsal bölgelerde 50-60 kişilik sınıflarda öğrenim gören, yeterli araç-gerece, laboratuvara, yardımcı kaynaklara ulaşamayan öğrencilerin bulunduğuna dikkat çeken Gülizar, “Elit bölgelerde 10-25 kişilik sınıflarda tam donanımlı okullarda öğrenim gören ve artı özel ders alan öğrenciler yeterince eşit mi? Birinin baba parası ötekinin dişi, tırnağı” dedi.

Ayrıca okulların puanlanması, katsayı uygulaması, öğretmenleri değerlendirme notları, sınavların güvenilirliği, başarı ölçme teknikleri vb uygulamaların da yeterince eşit ve etik olmadığını belirtti.

Rıfat Ilgaz’ın, “Kötü öğretmen, kötü öğrenci, kötü veli yoktur. Kötü eğitim sistemi vardır” sözlerini hatırlatan Gülizar, toplum yararı gözetilerek ve bilimsel çalışmaların önünü açılarak değişimlerin yapılması gerektiğini dile getirdi. Demokratik, laik, bilimsel, özgür düşünen bireylerin yetişeceği, eşitlikçi bir eğitim sisteminin uygulanacağı güzel günler görmek istediğini vurgulayan Gülizar, “Birlikten güç doğar” dedi.

www.evrensel.net
ETİKETLER İzmirEğitim