Artvin’in son hali şirketin yalanlarını ortaya çıkardı

Artvinliler, madenci şirketi Eti Bakır yetkilisinin 'Çevreye zarar vermeyeceğiz. 2 bin hektarlık alandan vazgeçtik.' açıklamasına tepkili.

Volkan PEKAL
Artvin

Artvinliler, Eti Bakır şirketinden bir yetkilinin “Çevreye zarar vermeyeceğiz. 2 bin hektarlık alandan vazgeçtik.” açıklamasına tepki gösterdi. Şirketin açıklamalarını ‘oyalama taktiği’ olarak nitelendiren Artvinliler, daha şimdiden doğa tahribatının büyük boyutlarda olduğunu söylüyor.
Artvin’de Cengiz Holdinge bağlı Eti Bakırın, yerleşim yerleri, su kaynakları ve turizm alanlarının yer aldığı 2 bin hektarlık alandan vazgeçtiğini belirterek çevreye zarar vermeyeceği iddiasına Artvinliler tepki gösterdi.

İddiaları sorduğumuz Artvinliler, şirketin açıklamalarının oyalama amaçlı olduğunu söylediler. Söylemlerin kendisine inandırıcı gelmediğini ifade eden Ufuk Öktem isimli esnaf, “Fareye demişler ki şu delikten çık, şu deliğe gir, sana bir çuval ceviz… Fare düşünüyor ve diyor ki ‘Mesafe kısa ikramiye büyük’ Yani bu kadar yatırım yapmış, ‘Yok oraya dokunmayacağım, yok buraya dokunmayacağım. Galeri yapacağım, açık kazı yapmayacağım’ diyor. Kesinlikle inanmıyorum. Böyle yıldırma ve oyalama politikasına başvuruyorlar ama elimizden geldiği kadar yılmayacağız.” dedi. İşletme süresinin 10 yıldan, 20 yıla çıkarılmak istenmesi ile ilgili şirketin açıklamasını değerlendiren Öktem, cevheri çıkarmak için 20 yıl isteyen şirketin bu süre içerisinde turizme, ormana, suya dokunmayacağına inanmadığını söyledi. 

‘HUKUK DİYE BİR ŞEY Mİ KALDI!’

Maden alanının 24 hektar alanın 240 hektara çıkarılmak istendiğine dikkat çeken Cemal Çelik de, bunun çevreyi daha fazla tahrip edecek açık maden olacağını herkesin bildiğini belirterek “Artvin halkının varlığı bir şahsa para kazandırmak için peşkeş çekiliyor. Devlet kâr edecek diye bir şey söz konusu değil. Bir yere kadar mücadele gösterdik. En son AYM’ye gitti. Bir şey çıkacağını ben düşünmüyorum. Çünkü hukuk diye bir şey yok. Maden Artvin’i bitirmekten yana atılan bir adımdır. Gariban şekilde bekliyoruz. Gidecek yer de yok.” dedi. 

‘MADENİN ÇEVREYE VERDİĞİ ZARAR ORTAYA ÇIKTI’

Haziran Hareketi Yürütme Üyesi Sercan Dede de, maden şirketlerinin tüm dünyada aynı taktikleri kullandığını belirterek “Onlar ‘Çevreye zarar vermeyeceğiz. İstihdam yaratacağız, ekonomiye katkı sunacağız’ derler”. Gazetecilerin ziyaretinde elde edilen görüntüler aslında şirketin yalanlarını ortaya çıkardı. Ruhsatta olmayan yerler pasa döküm sahası yapılmış. Halita’ya giden vadide pasadan, suya karışan maddeler görüntülendi. Turizm, doğayı ne kadar korursan o kadar gelişir.” diye konuştu. Artvin’deki maden projelerinin neoliberal politikalardan bağımsız olmadığını dile getiren Dede, diğer şirketlerden farklı olarak, Cerattepe’deki projenin bir iktidar projesi olduğunu ve şirkete yargı ve kolluk kuvvetlerinin de destek verdiğini ifade etti. OHAL ve KHK’lerin toplumsal mücadeleyi etkilediğini de ifade eden Dede, Artvin’deki sorunun emek ve demokrasi alanındaki diğer mücadelelerden bağımsız olmadığını belirterek “Cerattepe’nin kurtuluşu ortak, birleşik bir mücadeleden geçiyor.” dedi. 

‘GEÇİM KAYNAĞI ARICILIK OLUMSUZ ETKİLENECEK’

CHP Gençlik Kolları Başkan Yardımcısı Özge Yaşar da, ailesi ile birlikte Hatlia Vadisi’nde bulunan Taşlıca köyünde arıcılık yapıyor. Arıcılığın bölge halkı için önemli bir geçim kaynağı olduğunu ifade eden Yaşar, “Ruhsat alanının içinde olsa ne olur, içinde olmasa ne olur? Sonuçta yer altı kaynaklarından, sulardan geçecek. Arı o suları içecek; arının verimi azalacak. Balın kalitesi düşecek. Hatila Milli Park alanında bir sürü bitki çeşidinin ölümüne sebep olacak. Madencilik kimyasal süreçlerden geçen bir şey. Söylemlerin hiçbir inandırıcılığı yok.” dedi. 
Çernobil patlamasından sonra da yetkililerin “Bir şey olmayacak” dediğini söyleyen Yaşar, “Ama benim annem iki sene önce kanserden hayatını kaybetti. Yengemi, komşularımızı kanserden kaybettik. Buraya yakın bir yer olan Murgul’da maden var. Doğa talan edilmiş. Batum’da da aynı şekilde madencilik faaliyetleri var. Orayı da inceledik. Bu bahsettiğim yerlerde bitki örtüsü ile birlikte iklim de değişmiş. Bu kadar tecrübeye rağmen şimdi kalkıp ‘Zararı olmayacak’ diyorlar. Çocuk mu kandırıyorsunuz?” diye konuştu. Şirketin “Kesilen ağaçlar yerine fidan dikeceğiz” sözlerine cevap veren Yaşar, “Doğayı mahvettikten sonra orada tekrar fidan dikince o ağaç yetişecek mi?” diye sordu. Vadiden gelen suların pis akmaya başladığını ve üzerinde kimyasal tortular olduğunu dile getiren Yaşar, “Daha başlamamışken bu vaziyetteyse sonrasında ne olur?” dedi. 

KAZANDIĞIMIZ DAVALAR VAR AMA HUKUK YOK!

TMMOB Artvin İKK Sekreteri Hakan Yavuz da, “Erzincan İliç’e, Bergama’ya, Kütahya’ya baksınlar. Alanı küçültecekmiş. Tribünlere oynuyorlar.  ÇED raporunu 240 hektara çıkarma hedefleri var. Küçülme yok.” dedi. Artvin’de maden yapılamayacağına dair kazandıkları iki dava olduğunu ifade eden Yavuz, “Kazandığımız davalarımız var ancak hukuk yok. Kazandığımız, kazanacağımız davalar hakimlerin sürülmesiyle birlikte süreci geriye götürüyor. Mücadele yollarımızı kapatmak için sermaye elinden geleni yapıyor. Biz bu mücadeleyi bırakmayacağız. Doğal kaynaklar halkın müsaadesi olmadan kullanılamaz. Bu doğal kaynaklar oluşurken burada ne bir Artvinli vardı, ne de başka biri. Bu dünyanın zenginliği.” dedi. 

Son Düzenlenme Tarihi: 16 Eylül 2017 16:38
www.evrensel.net