Erdoğan CHP'ye çattı, damadının ürettiği SİHA'ları savundu

SİHA'ların sivilleri vurmasını gündeme getiren Sezgin Tanrıkulu, 'suyu bulandırıyorsunuz' diyen Erdoğan'a cevap verdi: Bulandırmıyor, arındırıyoruz.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ankara'da Belediye Başkanları İstişare ve Değerlendirme Toplantısı'na katıldı. Erdoğan, Hakkari'nin Tale köyünde silahlı insansız hava aracının (SİHA) bombardımanında bir sivilin hayatını kaybetmesine ilişkin CHP'ye ve konuyu gündeme getiren CHP Milletvekili Sezgin Tanrıkulu'ya yüklendi, suyu bulnadırklarını iddia etti: "Ey Kılıçdaroğlu, ey yanındaki kendini bilmezler; silahlı insansız hava araçlarının yaptığı iş, bu vatana ve millete ihanet eden teröristleri yok etmektir. Bu devleti dimdik ayakta tutabilmek için ne gerekiyorsa onu yapacağız. SİHA'larla da yapacağız, tanklarla da yapacağız, toplarla da yapacağız. Tüm silahlarla güvenlik güçlerimizi donatarak, bunları yapacağız. Terörle mücadele ederken sivillerin zarar görmemesi için verdiğimiz mücadeleyi herkes gıptayla takdir ederken birileri suyu bulandırıyor."

TANRIKULU CEVAP VERDİ

Tanrıkulu ise Twitter hesabından açıklamaya cevap vererek şunları söyledi: “Cumhurbaşkanlığı, bazı bakanların işi gücü bırakıp bir milletvekilini tehdidi, vekili tacizi örtbasa işaret. Suyu bulandırmıyor, arındırıyoruz. Devlette her şeyin kaydı var: Sivil, sabıkasız Mehmet Temel, İbrahim Sak, İsmail Aydın, Musa Tarhan’ı karalamak için yüksek payeli çaba yakışıksız. ‘Hakkarili, gariban Kürt aman vurulsa ne olacak, terörist der geçeriz’ demeden, hatayı tamir olması gerekendir. Her vatandaş kıymetlidir.”

ELÇİ: İDDİALAR SORUŞTURULMALI

Yaşanan olaya dair Evrensel’e konuşan Şırnak Baro Başkanı Nurşirvan Elçi, sivil ölümlerin bölge illerinde geçmiş yıllardan bugüne sürekli gündeme geldiğini söyleyerek: “Yapılması gereken bu tip olayların yaşanmasının önüne geçmektir. Mevzu SİHA’lar değil sadece. Bunun için gereken hassasiyet gösterilmesi ve bu iddialarda adı geçenlerin soruşturulması gereken cezayı alması gerekiyor. Geçmişten bugüne bu iddiaları dile getirenler soruşturuldu. Ama önemli olan dile getirenlerin değil, sivil ölüm iddialarının etkili bir soruşturmayla araştırılıp gerçeklerin ortaya çıkarılmasıdır” dedi. Sezgin Tanrıkulu’nun iddiaları dile getirdiği için hakkında soruşturma açılmasına da değinen Elçi şunları söyledi: “Sezgin bey milletvekilidir ve kendisine başvuran vatandaşların iddialarını Meclise taşıyıp gündeme getirmesi kadar doğru bir şey olamaz. Sezgin beyin değil iddiaların soruşturulması gerekiyor” dedi.

ATO Congresium'da belediye başkanlarına hitap eden Erdoğan, "Hizmette ölçülerinin, diğer partilerin elindeki belediyeler olmadığını" söyledi. Erdoğan, "Çıtayı o kadar düşürmeye hakkımız yok. Biz, kendi kendimizle yarışıyoruz. Öyle de devam edeceğiz. 2019 Mahalli İdareler Seçimlerinde, yüzde 50'nin üzerine çıkmak için mevcutla yetinemeyiz. Şehrin ve milletimizin günlük ihtiyaçlarını en iyi şekilde karşılarken, aynı zamanda geçmişimizin ihyasını ve geleceğin inşasını da gerçekleştirmek mecburiyetindeyiz. Şehirlerimizi ancak bu şekilde küresel çekim merkezleri haline getirebiliriz. Şehre hükmeden değil, şehre hizmet veren belediyecilik anlayışı sayesinde bugün bulunduğumuz noktaya ulaştık" diye konuştu.

Erdoğan, "Darbecilerin karşısına hem yürekleri ve bedenleriyle hem de ellerindeki tüm imkanlarıyla dikilen belediye başkanlarımızın, meclis üyelerimizin, belediye çalışanlarımızın her birine ayrı ayrı şükranlarımı sunuyorum. 15 Temmuz ihanetinin başarısızlığa uğramasında, belediyelerimizin milletimizle birlikte verdiği destansı mücadelenin çok büyük katkısı olmuştur. Unutmayın; dava, kalıcı isimlerse fanidir. Biz kalıcı olana bakacak, sadakatimizi davamıza göstereceğiz. AK Parti çatısı altında, ülkemize ve milletimize hizmet eden bizler, isimlerimizi tarihe yazdırabilmişsek ne mutlu bize" dedi.

'SPEKÜLASYONA FIRSAT VERMEYECEK ŞEKİLDE ÇALIŞMALARIMIZI YÜRÜTMEMİZ LAZIM"

Başkanların, belediyeler hakkında en ufak spekülasyona fırsat vermeyecek şekilde çalışmaları gerektiğini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi: "Belediyelerdeki başarımız, 2019 yılında hayata geçecek olan Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminde istediğimiz neticeyi alabilmemizin en başta gelen şartlarından biridir. 2019 Mart'ı, bizim için adeta olmazsa olmazdır. 2019 Mart'ında aday olacak belediye başkanlarımız, şu andaki mevcut belediye başkanlarımız, 2019'un Mart'ına değil; hedefi 2019'un Kasım'ına koymalıdır. Belediyelerimiz hakkında, en ufak bir spekülasyona fırsat vermeyecek şekilde çalışmalarımızı yürütmemiz lazım. Bütün dedikoduları adeta sil baştan yapacak gibi bugünkü bu toplantıyla bir miladi adımın atılması gerektiğini özellikle ifade etmek istiyorum. Şehirlerdeki, ilçelerdeki, beldelerdeki bütün dedikoduların ortadan kalkması için belediye başkanlarımıza, belediye meclis üyelerimize, il genel meclis üyelerimize çok büyük işler düşüyor"

'HİÇBİR ARKADAŞIMIN AĞIR BİR VEBALİN ALTINA GİRMEYECEĞİNE İNANIYORUM'

AKP'ye zarar verecek her tutum ve sözün, Türkiye'ye ve milletin geleceğine vurulmuş darbe olacağını dile getiren Erdoğan, "Açık ve net konuşacağım. Bu yolda küsmek, darılmak hele hele mücadeleye zarar verecek davranışlar içine girmek hiçbir arkadaşıma kesinlikle yakışmaz. Çünkü biz, sıradan bir parti değiliz. Bu parti, bir davanın sembolüdür. Bir davanın eri olmak, başkadır; bir siyasi partinin bireyi, elemanı, ferdi olmak başkadır. Ben sizleri; bir dava eri olarak görüyorum, yol arkadaşlarım olarak görüyorum. Bu dönemde AK Parti'ye zarar verecek her tutum, her söz Türkiye'ye ve milletimizin geleceğine vurulmuş bir darbe olacaktır. Gerek teşkilatlarımızda gerek belediyelerimizde gerek diğer kademelerde hiçbir arkadaşımın böyle bir yanlışın içine düşeceğine; böyle ağır bir vebalin altına girmeyeceğine kesinlikle ben inanıyorum" diye konuştu.

'AK PARTİ'NİN BAŞARISIZLIĞI DEMEK, TÜRKİYE'NİN ÖNÜNDEKİ FIRSATLARI KAÇIRMASI DEMEK'

AKP'nin kaderiyle Türkiye'nin kaderinin bir olduğu iddiasını yineleyen Erdoğan, "Önümüzde ülkemiz ve milletimiz için gerçekten çok zorlu bir dönem var. Hem içerideki hem bölgemizdeki hem de küresel düzeydeki gelişmeler, sağlam durmamızı ve gücümüzü artırmamızı gerektiriyor. Başarısızlığımızın tek neticesi sadece AK Parti'ni iktidar kaybetmesi olsa inanın bana çok küçük bir bedel olur. AK Parti'nin başarısızlığı demek, Türkiye'nin önündeki çok büyük fırsatları kaçırması daha da kötüsü elindekileri kaybetmeyle veya kaybetme tehlikesiyle yüz yüze kalması demektir. Ülkemizin kaderiyle partimizin kaderinin adeta bütünleştiği bir süreçten geçiyoruz. AK Parti, kazandığında Türkiye kazanıyor. Türkiye, kazandığında AK Parti kazanıyor" dedi.

'BİR PARTİNİN MİLLETVEKİLLERİ TERÖRİSTLERLE AYNI SAFTA OLMAK İÇİN CAN ATIYOR'

Hakkari'de damadı Selçuk Bayraktar tarafından üretilen silahlı insansız hava aracının sivilleri vurmasına ilişkin de açıklamalarda bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti: "Biz kendi kaderimizi, ülkemizin kaderiyle bütünleşmiş olarak görürken, ana muhalefet partisi unvanını taşıyan bir partinin milletvekilleri, maalesef teröristlerle aynı safta olmak için adeta can atıyorlar. Daha da kötüsü bu partinin genel başkanı da devletinin ve milletinin yanında yer alarak, bu tür faaliyet içindeki milletvekillerinden hesap sormak yerine benzer tavırlar içine girmekten çekinmiyor. Terörle mücadele operasyonlarında ülkemize çok büyük imkanlar sağlayan silahlı insansız hava araçlarına yönelik iddialar, bu çarpıklığın en son örneğidir. Terörle mücadele ederken, sivillerin zarar görmemesine yönelik hassasiyetimizi herkes takdirlerini belirtirken, birilerinin suyu bulandırmak için uğraşması ibretlik bir hadisedir. Türkiye, bırakınız kendimiz sınırlarımız içindeki operasyonları, sınır ötesi operasyonlarında dahi sivillerin zarar görmemesi politikasından taviz vermemiş bir ülkedir"

'HİÇBİR VEKİLİN BÖYLE BİR HAKKI YOK'

Erdoğan, şunları söyledi: "Türkiye'nin terörle mücadele yönteminden ve son dönemde elde ettiği ciddi başarılardan rahatsız olmaya terör örgütünün hakkı olabilir. Terör örgütünü destekleyen birtakım güçler de bundan rahatsızlık duyabilir; ama bu ülkenin hiçbir vekilin böyle bir hakkı yoktur. Silahlı insansız hava araçlarıyla sivillerin hedef alındığı gibi tam da terör örgütünün uluslararası alana taşımak isteyeceği türden bir iddiayı gündeme getirmenin siyasetle ve insan haklarıyla hiçbir ilgisi yoktur. Kendi ülkesine, kendi ülkesinin güvenlik güçlerine, kendi milletinin terörle mücadelesine husumet besleyenlere milletimiz hak ettiği dersi sandıkta mutlaka verecektir. Ana muhalefetin başındaki zat, daha yeni ne diyor? 'Artık kavgaysa kavga' diyor. Hale bak. Sizin hayatınız zaten bu milletle bu milletin değerleriyle bu milletin kutsallarıyla kavgayla geçti. Bu zat, kendi ülkesini ve kendi devletini yabancılara şikayet ederek, hedef göstererek, siyaset yapmayı alışkanlık haline getirdi. Üstelik bu kavgada yalnız da değil. Terör örgütlerini ve onların destekçileri olan yerli-yabancı odakları yanına alarak, bu kavgayı büyütmeye çalışıyor. Düşmanlığı, fitneyi, ihaneti kendisine yol edinenlerle kavga etmekten hiçbir zaman kaçmadık; kaçmayız. Biz, insanlara akıllarının alacağı dilden konuşmayı biliriz"

ERDOĞAN'DAN KILIÇDAROĞLU'YA: SEN KİMSİN? NEYİ BİTİRECEKSİN?

SİHA tartışması üzerinden CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'na yönelik eleştirilerde bulunan Erdoğan, "Ey Kılıçdaroğlu, ey yanındaki kendini bilmezler; silahlı insansız hava araçlarının yaptığı iş, bu vatana ve millete ihanet eden teröristleri yok etmektir. Sen bir gün başka konuşacaksın, bir gün başka konuşacaksın. Siz, gökkuşağı gibisiniz. Renkten renge devamlı giriyorsunuz; ama 'bir gün başka, bir gün başka' bu, siyasetçiye yakışan bir yürüyüş değildir. Onun için de 9 seçim, 9 mağlubiyet aldın. Almaya da devam edeceksin; çünkü bu milletin evlatlarını şehit edenleri savunanlar, bu milletin oyunu alamaz. Ondan sonra utanmadan, sıkılmadan çıkacaksın '4 yılda ben terörü bitiririm' diyeceksin. Sen kimsin ya? Neyi bitireceksin? Böyle lafla peynir gemisi yürümüyor. Bu devleti dimdik ayakta tutabilmek için ne gerekiyorsa onu yapacağız. SİHA'larla da yapacağız, tanklarla da yapacağız, toplarla da yapacağız. Tüm silahlarla güvenlik güçlerimizi donatarak, bunları yapacağız. Kandil'den sana destekler geliyor. Memnunsun değil mi? Şimdi beraber kendi koalisyonunuzu da yaparsınız beraber de yolculuğunuza devam edersiniz. Size de yakışır. Sözde 'Adalet Yürüyüşü'nde de beraber yürüdünüz. Sağınızda, solunuzda kimler olduğu belli. Bir tarafınızda malum o takım, PKK, onun desteği altında olanlar; öbür tarafınızda da FETÖ. İyi buldular birbirlerini" diye konuştu.

'HEYKEL' AÇIKLAMASI: BİZİM DEĞERLERİMİZE TERSTİR

AKP'li bazı belediyeler tarafından kendi heykelinin yapıldığını duyunca üzüldüğünü anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bazı belediyelerimizde, sayısı gerçi çok fazla değil, şahsımın heykel veya benzer görsellerini yapmışlar. Bunu duyunca ben, çok çok üzüldüm. Bir defa bu, bizim değerlerimize terstir. Ben, ne heykelimin dikilmesini istiyorum ne masklar yapılmasını istiyorum ne bu tür görseller yapılmasını istiyorum. Bunları kaldırttık. Bizim belediyelerimiz, bundan sonra lütfen bu yanlışlara tevessül etmesinler. Heykel değil, hizmete yönelik eserler diksinler. Bunların, bizim değerlerimizle çatışan şeyler olduğunu bilmemiz lazım. Asla bu yola hiçbir arkadaşım tevessül etmesin" dedi.

BAŞBAKAN YILDIRIM: YAZIKLAR OLSUN

Başbakan Binali Yıldırım da silahlı insansız hava aracı (SİHA) tartışmasına ilişkin konuştu: "Silahlı insansız hava araçlarına karşılarmış. Vatandaşın hayatına kast eden, 'Yol, medeniyettir' diye yol yaparken, alçakça öldürülen o işçiler varken sesi çıkmayanlar; korucuya, polise, askere, jandarmaya gözünü kırpmadan silah doğrultan alçakları teknolojinin verdiği imkanlarla bertaraf ederken, neye karşı çıkıyorsunuz? Siz, bu lafları edeceğinize önce 'adalet' diye yürüdüğünüz yollarda kimin koluna girdiğinize bakın da ondan sonra konuşun. Bu iftiraları sorumsuzca seslendirenlere, yazıklar olsun. Bu iftiraları sorumsuzca seslendirenlere, yazıklar olsun. Bu ülkede yaşayıp, bu devletin parasıyla geçinip, utanmadan, sıkılmadan hala bunları söyleyebiliyorlar. Buradan soruyorum. Önünüzde iki yol var. Bugün yalanla dolanla devlete, güvenlik güçlerine çamur atmaya çalışıp, teröre açıktan destek veriyorsunuz. Peki, yarın oy istemek için vatandaşın önüne gittiğinizde, bu milletin yüzüne nasıl bakacaksınız?” dedi. 

Başbakan Yıldırım, Ankara'da düzenlenen Belediye Başkanları İstişare ve Değerlendirme Toplantısı'nın ikinci oturumuna katıldı. ATO Congresium'da belediye başkanlarına hitap eden Yıldırım, AKP dışında ülkenin her vatandaşının hukukunu aynı samimiyetle savunan başka bir siyasi hareket olmadığını iddia etti. 

‘HUKUKU, BARIŞI RAFA KALDIRMAYA YELTENDİLER'

Bazı belediye başkanlarının, hizmet için kendilerine verilen imkanları terör örgütlerinin lojistik faaliyetlerine ayırdığını öne süren Yıldırım, “Doğu ve Güneydoğu için yıkım olan çukur olaylarına zemin hazırladılar. Belediyelere ait araç ve gereçler, iş makinaları yöre halkının can güvenliğine ve huzuruna kast edecek yollarda kullanıldı. Vatandaşın parasını, vatandaşa hizmet için değil; teröristlerin faaliyetlerini daha da azgınca artırmaları için hasrettiler. Hukuku, barışı rafa kaldırmaya yeltendiler" dedi. (HABER MERKEZİ)

Son Düzenlenme Tarihi: 13 Eylül 2017 16:42
www.evrensel.net