Karaburun Bilim Kongresinde Ekim Devrimi oturumu

Karaburun Bilim Kongresinde Ekim Devrimi oturumu

Rus işçi devriminin 100. yılına atfen, Karaburun Bilim Kongresinde Ekim Devrimi’nde sınıf kompozisyonu ve örgütlenmesi tartışıldı.

Sınıfsız ve sömürüsüz bir dünya yolunda insanlığın en önemli deneylerinden biri olan Ekim Devrimi, Karaburun Bilim Kongresinde çeşitli yönleriyle tartışılmaya devam ediyor.

Prof. Dr. Mehmet Türkay’ın başkanlığını yaptığı, “Ekim Devriminde Sınıf Kompozisyonu ve Örgütlenmesi” başlıklı oturumda konuşan Nuray Sancar, Ekim Devrimi’nin 1. Dünya Savaşı sırasındaki çok özel koşullarda ortaya çıkmış ve başarıya ulaşmış ilk ve tek işçi devrimi olduğunu belirtti. “Ekim Devrimi ve Proletaryanın Bir Sınıf Olarak Oluşması” konulu sunumunda Sancar, devrimin Rusya’da tesadüfen ortaya çıkmadığını ifade ederek Bolşevik Partinin kendiliğinden süregelen hayatın akışına nasıl politik bir müdahalede bulunduğunu anlattı. Sancar konuşmasında devrimin bir günde gerçekleşen ve bir günde kolektifleşecek bir süreç olmadığını da belirtti. “Ekim Devrimi ve sosyalizm, ezilenler için çıkarılması gereken sonuç ve derslerle doludur” diyen Sancar, bugün sınıfın örgütlenme koşulları daha da zorlaşmış olsa da sosyalizmin hâlâ güncel olduğunu vurguladı. Sancar sosyalizmin güncel olduğu kadar geleceği de temsil ettiğini söyledi.

DEVRİME PSİKOLOJİK AÇIDAN BAKMAK

‘Sağaltıcı ve Özgürleştirici Bir Örgüt Deneyimi Olarak Sovyetler” başlığı ile sunum yapan Psikolog Banu Bülbül, özgürleşmenin karşıtıyla birlikte var olan bir süreç olduğunu, burjuvazinin özgürlük alanı arttığında sömürülen sınıfın özgürlüğünün azaldığını dile getirdi. Bülbül, “İnsanlık tarihi boyunca görülen öz örgütlerin en değerli olanlarından biri de Rusya’da devrimin yaratıcısı olan Sovyetlerdir” ifadelerini kullandı.
Ekim Devrimi’nin, devrimi dünyaya yaymayı tam anlamıyla başaramamış ve yıkılmış olmasına rağmen yüzyıl sonra da canlılığını koruduğunu söyleyen Bülbül, işçi sınıfı ve yoksul köylülüğün kendi öz örgütlerini kurması gerektiğine değindi. 

Avukat Bahattin Özdemir ise Devrimci Hukukçular adına  “Bir Sınıfın Başka Bir Sınıf Üzerine Tahakküm Kurması Ya da Adalet Tesisi” başlıklı bir sunum yaptı. Adaletin hukuka indirgendiğini ifade eden Özdemir, “Köleci toplumda bir özgürlük düşünceniz varsa bu ancak köleci toplumu yıkmakla imkana kavuşacaktır” diyerek adaletin içinde bulunulan toplumsal düzenin üzerinde bir kurum olmadığına değindi.

Sunumların ardından geçilen soru cevap bölümünde Sovyetler Birliği’nde kadının statüsü ve kadın sorunlarına yaklaşımlar, Yugoslav ve Çin devrimlerinin özellikleri, adalet ve eşitlik kavramları üzerine tartışmalar yürütüldü. (İzmir/EVRENSEL)

www.evrensel.net