İktidarın yapacağı anayasa  korkudan beslenecektir

İktidarın yapacağı anayasa korkudan beslenecektir

Basılmamış kitaplar toplatılıyor, yazarlar yazdıklarından ötürü tutuklanıyor. Bu antidemokratik uygulamaların temelinde ise Terörle Mücadele Yasası (TMY) yer alıyor. Yazarların üretimlerini sınırlayan ve engelleyen bu kanunlar Düşünce ve İfade Özgürlüğünü tehdit etmeye devam diyor. Türkiye Yazarlar Sendikası

İsmail Afacan

“Özgürlükçü sayılan ‘60 Anayasasının bile yazarları, kitapları bütün bütüne özgürleştirdiği söylenemez.  Hele ‘72 ve ‘80 Anayasaları… Ara rejim, DGM’ler, ÖYM’ler, önce 141, 142’ler sonra TMY’ler… Say sayabildiğin kadar” diyerek yazarların her dönem bu tür uygulamalarla karşılaştıklarını altını çiziyor.
Yazarlar Sendikası, yeni anayasada ilk önce düşünce ve ifade özgürlüğünü sınırlayan TMY’lerin düzenlenmesi gerektiğini belirtiyor. Yazarlar Sendikası bu önerilerinin yer aldığı dosyayı Anayasa Uzlaşma Komisyonuna sunmuş. Köz buna rağmen, demokratik bir anayasa yapmak için Marksist aydınların, işçilerin, üreten toplumsal sınıfların bir araya gelmelerinin önemini dile getiriyor.

Yeni anayasa nasıl olmalı?
Anayasalar, üst hukuksal düzenlemeler oldukları için onlardan çok şey beklemek gerektiğini biliyoruz  ya da buna inandırdılar bizleri. Hukuk fakültelerinin ilk sınıflarında döne dolaşa bu cümleyi kurar Anayasa Hukuku kitapları: “Hiçbir yasa, anayasanın üzerinde olamaz.”Ancak Türk Ceza Yasası’ndaki düşünce ve ifade özgürlüğünü engelleyen maddeler, Terörle Mücadele Yasası gibi düşünen her yurttaşını suçlu sayan yasalar öncelikle düzenlenmedikçe Anayasadan fazla bir şey beklememek gerektiğini de biliyoruz.
Bunun için de 60 yıldır üç anayasayla başımıza gelen onca musibette  bakmak yeter  Anayasa Hukuku  böyle söylüyor ama iç hukukta tüm yasalar birbirini besleyeceği yerde birbirini  törpüler, birbiriyle çelişir. Niyetle yasa yapılmaz, hele niyetinizi, isteğinizi sunacağınız yer,  kendi erkini yasalar üstü görüyorsa isteklerinizin yasada görülmesi mümkün değildir. Bugün AKP’nin yasalarının kendisi, baskı hukuku düzenlemeleridir. Devlet, şiddetini meşrulaştırmak için kendi egemenliğini besleyecek yasaları, antidemokratik yöntemlerle yapıyor on yıldır. Gerisi ise yalnızca bir göz boyamadır. Kürtler için demokratik açılım, Aleviler için dinsel açılım, anayasa için katılımcı öneri komisyonları derken bunların hiçbirinin işlemediğini, işlemeyeceğini biliyoruz.  

YAZARLAR DÜŞÜNMEKTEN ÖTÜRÜ YARGILANMAMALI

Türkiye Yazarlar Sendikası olarak yeni anayasadan ne talep ediyorsunuz?
TYS olarak anayasa öneri dosyası sunduk Anayasa Komisyonuna . Yazarların düşünmekten ötürü yargılanmadığı, kitapların iktidarın siyasal görüşünü parlatmadığı için toplatılmadığı bir anayasa istedik.  Her siyasal partinin parti tüzüğünde sanata-kültüre, düşünme ve yaratma özgürlüğüne özel bir yer ayırması gerektiğini vurguladık. Bunlar olmadan yazarın yaratma ve yayınlama özgürlüğünden söz edilebilir mi?

Sendika olarak anayasaya tartışmalarına ne gibi hazırlıklar yaptınız?
Dediğim gibi demokratik bir anayasa için TBMM Anayasa Komisyonuna önerilerimiz oldu. Düşünce ve ifade özgürlüğü için neler istediğimizi de söyledim, öneri ve taleplerimizde siyasal, toplumsal sorunların çözümüne ilişkin görüşlerimiz de ağırlıklıydı. Bu önerilere ana çizgileriyle şöyle bir bakabiliriz: Ana gövdesi korunan 1982 Anayasası, bir baskı anayasasıdır. Bu baskı anayasası tamamen değiştirilmeli, toplumun işçi, memur, kadınlar ve öğrenciler gibi ezilen kesimlerinin sosyal ve siyasal isteklerine karşılık verecek biçimde yeniden yapılmalıdır. Ancak bu kesimlerin anayasa yapma sürecine katılması ve taleplerinin kabulü ile demokratik bir anayasa hazırlanabilir.

Biraz açabilir miyiz?
Anayasanın girişi; demokrasiyi, halk iradesini, hak ve özgürlükleri vurgulayan kısa bir metin olmalıdır. Toplumsal durum ve koşullara göre anayasalar değiştirilebileceğinden anayasada “Değiştirilemez, değiştirilmesi dahi teklif edilemez” gibi maddeler olmamalıdır Etnisiteye göre değil, yurttaş eşitliğine göre yeni bir anayasal yurttaşlık tanımı oluşturulmalıdır. Düşünce, basın, din ve vicdan özgürlüğü, örgütlenme özgürlüğü gibi özgürlükler, kayıtsız  koşulsuz güvence altına alınmalıdır. Devletin din işlerinden elini çekmesi, Diyanet İşleri Başkanlığının kapatılması, zorunlu din dersinin kaldırılması, inanan-inanmayan tüm yurttaşlara eşit davranılması laikliğin temeli olmalıdır. Anayasanın laiklik tanımı da bu temel üzerine oturtulmalıdır. Parasız eğitim, parasız sağlık, işsizlik ödeneği, konut hakkı, ücretsiz bir aylık yıllık tatil, haftada 35 saat iş günü, iki gün hafta sonu tatili, emeklilik hakkı gibi haklar sosyal devletin gereğidir. Bu haklar, anayasayla düzenlenmelidir. Ülkedeki bütün halkların ve azınlıkların dil ve kültürlerini serbestçe geliştirebilmeleri güvence altına alınmalı, herkesin ana dille eğitimi sağlanmalıdır. Parti kapatma anayasadan çıkarılmalıdır. Üniversiteler, özerkleşmeli; öğretim üyeleri, öğrenciler ve çalışanlar tarafından yönetilmelidir.
Demokratik anayasa için sayılan bu öneri ve talepler kuşkusuz daha da çoğaltılabilir. Ancak biz Türkiye Yazarlar Sendikası olarak, önemli bir bölümünü belirttiğimiz bu konular olmadan yapılan anayasanın demokratik bir yapı taşıyacağına inanmıyoruz.

Yeni anayasada, düşünce ve ifade; basım ve yayın özgürlüğünü geliştirebilecek önerileriniz nelerdir?
Marksist aydınların, işçilerin, üreten toplumsal sınıfların kendi anayasalarını yapmak için bir araya gelmelerini öneriyoruz.  Onların anayasasında halklar düşünme,  düş kurma ve  yaratma özgürlüğünün tadına varabilirler ancak. Gerici, ben merkezci bir iktidarın anayasasıyla ülkenin yine bir arpa boyu yol alamayacağını biliyoruz. (İstanbul/EVRENSEL)


TOPLUMUN ENTELEKTÜEL DAMARI DA KURUTULMAK İSTENİYOR

Kitaplar basılmadan imha ediliyor, toplatılıyor, yasaklanıyor ve birçok yazar yazdıklarından ötürü cezaevine giriyor. Bu uygulamalar yeni anayasa da nasıl engellenir?
Yeni değil ki en özgürlükçü sayılan ‘60 Anayasasının bile yazarları, kitapları bütün bütüne özgürleştirdiği söylenemez.  Hele ‘72 ve ‘80 Anayasaları… Ara rejim, DGM’ler, ÖYM’ler, önce 141, 142’ler sonra TMY’ler… Say sayabildiğin kadar. Özgüveni olmayan siyasal iktidarların yapacağı, yaptıracağı anayasalar her zaman korkudan beslenecektir. ‘80’de kitaplar, filmler toplatılıp yakılıyordu, şimdiyse kitaplar dediğiniz gibi daha basılmadan toplatılıyor. Düşünce değil, neredeyse düşünce algısı gözaltında tutuluyor. Toplumun entelektüel damarı da kurutulmak isteniyor. Belki adları, yasa maddeleri değişecektir ama  korkunun yarattığı baskının değişeceğini sanmıyorum.  Dağ, fare doğuracak. Cehaletin örgütlendiği bir ülkede anayasa, işe yine kitaplardan, yazarlardan başlayacaktır. Biat kültürünü yücelten her iktidarın isteği de budur. Bir şeyin değişeceğini sanmıyorum. Demokrat Partiden bugüne şöyle bir bakın, görürsünüz. Yazarlara düşense yine düşünmek, yazmak ve umudu diri tutmak olmalıdır.


301 İLE TERÖRLE MÜCADELE KANUNU KALDIRILMALIDIR

PEN Türkiye Merkezi Başkanı Tarık Günersel: PEN Türkiye Merkezi olarak gerçekten laik ve demokratik bir ortamın önünü açacak bir anayasayı gerekli görüyoruz. Anayasa ne kadar iyi olursa olsun bağlantılı ceza kanunu geliştirilmedikçe ve de savcılar ile yargıçların demokrasi anlayışında gelişme sağlanmadıkça geri bir ülke konumundan kurtulamayız. 301 ile Terörle Mücadele Kanunu kaldırılmalıdır. ”Laik, demokratik ve sosyal bir hukuk devleti” ifadesini vazgeçilmez buluyoruz.

Yarın: Yayıncılar Birliği ve yayınevleri

evrensel.net

Son Düzenlenme Tarihi: 13 Aralık 2014 09:23
www.evrensel.net