İsveç’te mevsimlik işçilerin dramı

İsveç’te mevsimlik işçilerin dramı

Sabriye İsmailova çalışmak amacıyla  Bulgaristan’dan İsveç’e gelen binlerce mevsimlik işçiden biri. 44 yaşında olmasına karşın 3 çocuk ve 4 torun sahibi. Biraz para kazanıp çocuk ve torunların geçimine katkıda bulunmak amacıyla geldiği İsveç’te yaşamı tam anlamıyla kabusa dönüşmüş.K

Murat Kuseyri

Kendisini İsveç’e getiren firmanın yetkililerinin hakaretlerine, fiili saldırılarına maruz kalmış. Sonunda dayanamayıp çareyi 40 km yolu yürüyerek en yakın ilçedeki polis karakoluna sığınmakta bulmuş. Polis aç ve parasız Sabriye’yi trene bindirerek Stockholm’deki Bulgaristan Başkonsolosluğuna göndermiş. Kendisi ile aynı kaderi paylaşan 70 işçiyle birlikte Bulgaristan Büyükelçiliği’nin karşısındaki parkta yatıp kalkıyor. Büyükelçiliğin yerleştirdiği suyu olmayan geçici tuvalette ihtiyacını gideriyor ve karnını doyurmak için Büyükelçilik yetkililerinin günde iki kez dağıttığı içinde pişmemiş sosis, bir parça peynir ve salatalığın bulunduğu sandviçle karnını doyurmaya çalışıyor. İşçiler Büyükelçilik yetkililerinden ülkelerine geri dönmeleri için yardımcı olmalarını bekliyor.

İsmailova zenginlerin yoğun olarak yaşadığı Östermalm semtinin sokaklarında sabahlamasıyla sonuçlanan öyküsünü şu cümlelerle özetliyor:

“Sason evime geldi ve bana İsveç’te iş olduğunu ve çok para kazanacağımı söyledi. Her gün yemek ve para vereceğini söyledi.  Sason her yaz işçileri Almanya ve İsveç’e çalışmak için getiriyor. Bulgaristan’da iş yok. Ben de kabul ettim. Otobüsle İsveç’e geldik. Muşamdadan yapılmış çadırlarda, yerlerde uyuduk. Çok yağmur yağdığı için her taraf çamurdu. Bir hafta çalıştım. Bizi geç saatlere kadar çalıştırdılar. İşi bırakıp dinlenmek istediğimizde küfrettiler ve saldırdılar. Her gün para vereceklerini söylediler ama bir para istediğimizde tehdit ettiler. Sonunda çareyi kaçmakta bulduk. Büyükelçilikteki görevlilerden bizi Bulgaristan’a yollamaları için yardım istedik. Ama bize iyi davranmadılar. Buraya gelirken bize mi sordunuz dediler. Bulgaristan’a telefon edip akrabalarınız size para göndersin diyorlar. Ben dulum. Çocuklarım çalışmıyor ve nereden para bulup bana gönderecekler.“

Yusail ise 18 yaşında. Babasının devamlı işi olmadığını, kendisinden küçük iki kardeşinin eğitim masraflarına katkıda bulunmak için okulu bırakmak ve çalışmak zorunda kaldığını söylüyor.

Kandırıldıklarını söyleyen Yusail “Bize yatacağınız ev hazır. Çok para kazanacaksınız dediler. Ormanda, yerlerde yatırdılar. Bir hafta çalıştım ama para vermediler. Kaçtım polise sığındım. Polis beni buraya yolladı. 3 günden beri burada sokakta kalıyoruz. Büyükelçilik günde iki defa iki dilim ekmek dağıtıyor. Kahve ve çay vermiyor. Bana baban sana bilet alsın göndersin diyor. Babamın parası olsaydı benim burada ne işim var  dedim “ diyor.

Ahmet Çakır daha işe başlamadan kendilerini Büyükelçiliğin önünde bulmalarıyla sonuçlanan trajediyi şöyle anlatıyor: “Biz İslimiye şehrindeniz. Bize çok iş olduğunu söylediler. Buraya geldiğimiz otobüste 50 kişi vardı. Bulgaristan’dan Stockholm’e 12 günde geldik. Otobüs çok eski. Belki 50-60 yıllık. Yolda sürekli arıza yaptı. Ne yiyeceğimiz ne de sigaramız kaldı. Patrondan ekmek istedik. 50 kişiye üç ekmek veriyor. Biz kandırıldığımızı anladık ve çalışacağımız yere gitmeden buraya geldik. 12 gündür doğru dürüst uyuyamadık. Banyo yapamadık. Paramız yok. Nasıl geri döneceğimizi bilemiyoruz.”

Bulgaristan Büyükelçiliği yetkilileri binanın önündeki işçilerden rahatsız. Polise telefon edip işçileri gürültü yapmak ve çevredekileri rahatsız etmekle suçluyor. Polis işçilerin yaşadıkları dramın bilincinde ve hiç kimseyi rahatsız etmediklerini biliyor. Belediye akşamın geç saatlerinde Büyükelçiliğin önüne bir otobüs gönderdi. İşçilerin bir kısmı otobüs diğerleri de parkta ve sokakta sabahladı. (Stockholm/EVRENSEL)

www.evrensel.net