'Savaş politakalarına karşı barış mücadelesini yükseltelim'

'Savaş politakalarına karşı barış mücadelesini yükseltelim'

İzmir Emek ve Demokrasi Güçleri 1 Eylül Dünya Barış Günü ve 6-7 Eylül olayları ile ilgili basın açıklaması yaptı.

İzmir Emek ve Demokrasi Güçleri açıklama yaparak barış hükümetin savaş politikalarına karşı barış talebini yükseltme çağrısı yaptı.

1 Eylül Dünya Barış Günü ve 6-7 Eylül olayları ile ilgili İzmir Emek ve Demokrasi Güçleri ortak basın açıklaması yaptı. Açıklamada hükümetin tek dil, tek din ve tek millet dayatmalarına karşı çıkılması gerektiğini vurgulandı.

Alsancak Kıbrıs Şehitleri Caddesi'nde gerçekleşen açıklamada 'Faşizme, Darbelere ve Savaşa Karşı Barış, Adalet ve Özgürlük' pankartı açıldı. Açıklamada ayrıca 'Savaşa Hayır Barış Hemen Şimdi', 'Savaşa Değil Eğitime Bütçe' ve 'Faşizme Karşı Omuz Omuza' sloganları atıldı. 

Basın metnini okuyan TMMOB İKK Dönem Sözcüsü Melih Yalçın, bayram gibi kutlanması gereken 1 Eylül'e Türkiye ve dünyada savaş, çatışma ve düşmanlık ortamında girildiğine dikkat çekti. 

Hükümetin Kürt Sorunu'nu savaşla çözmek istemesinin her geçen gün acıları arttırdığını da ifade eden Yalçın "Kürt sorununda demokratik çözüm yolları aranmalı, bu çözüm için öncelikle halklar arasında eşitlik tesis edilmeli, böylece barış, huzur ve kardeşliğin önü açılmalıdır. Yasal siyasetin önündeki engeller kaldırılmalı, Kürt halkının iradesini temsil eden ve barış mücadelesinin önemli unsurları olan HDP milletvekilleri derhal serbest bırakılmalıdır. Bir an önce silahlar susmalı, siyaset konuşmalıdır" dedi. 

Hükümetin ülke içinde barış ve huzuru sağlamaktan uzak politakalarının yanı sıra bölgede devam eden savaşın bir parçası olmaya çalıştığını dile getiren Yalçın şunları söyledi "Suriye’de savaşan cihadçı çetelere iktidar tarafından açık destek sunulmakta, türlü olanaklar sağlanmaktadır. Türkiye’nin bölgesel emperyal güç olma çabası doğrultusunda hızla silahlanmaya öncelik verilmekte, silaha yönelik yatırımlar sağlık, eğitim gibi temel önceliklere ayrılan bütçeyi geride bırakmaktadır.  Bu anlamda barış talebinin, aynı zamanda herkes için daha iyi bir yaşam talebi olduğunu vurguluyoruz". 

6-7 Eylül'den geriye toplumsal açıdan çoraklaşmış bir ülke kaldığını da belirten Yalçın "Ancak bugün AKP Türkiye’sinde yine azınlık görülen, Müslüman olmayan halklar tehdit altında. İktidarı temsil eden isimlerin her fırsatta bu kesimleri açık ya da örtülü bir şekilde hedef göstermesi, hükümetin barış ve uzlaşı kültüründen ne kadar uzak olduğunun önemli göstergelerinden biridir. Bu nedenle 6-7 Eylül benzeri saldırıların yaşanması hiç de uzak bir ihtimal değildir" dedi.

Ülkede ve dünyada mutlu ve huzurlu yaşamın barıştan geçtiğinin altını çizen Yalçın son olarak şunları söyledi "Toplumsal mücadelenin en önemli ayağının barış ve kardeşlik mücadelesi olduğunu hatırlatıyoruz. 6-7 Eylül’de Rumlara, Ermenilere, Yahudilere, bugünün Türkiye’sinde Kürt halkına dayatılan tek din, tek dil ve tek millet esasına dayalı tekçi politikalara karşı çıkmak bu mücadelenin ilk adımı olacaktır. Bugüne dek barış, kardeşlik ve eşitlik mücadelesinde kaybettiklerimizi saygıyla anarken, tüm yurttaşlarımızı, AKP iktidarının ülkede ve bölgede izlediği savaş politikalarına karşı sessiz kalmamaya, barış talebini bulundukları her alanda yükseltmeye davet ediyoruz". (İzmir/EVRENSEL)
 

www.evrensel.net