Medyada kadın ve toplumsal cinsiyet

Medyada kadın ve toplumsal cinsiyet

Bize empoze edilmeye çalışılan bu cinsiyetçi roller özellikle medya ve kitle iletişim araçları ile dayatılıyor.

Kübra LAZ
Hilmi MİYNAT
Kuşadası / Aydın

Bu yıl 15.si gerçekleştirilen Gençlik Yaz Kampı’ndayız. Kampta yaptığımız atölyelerden biri de Kadın Çalışmaları Atölyesi’ydi. Kampın dördüncü gününde atölyemizin konusu “medyada kadın ve toplumsal cinsiyet”ti. Günümüzde toplumsal cinsiyet sorunu hayatımızın her yerinde karşımıza çıkmakta. Bize empoze edilmeye çalışılan bu cinsiyetçi roller özellikle medya ve kitle iletişim araçları ile dayatılıyor.
İlk başta toplumsal cinsiyet anlatılmaya başlanıyor. Toplumsal cinsiyet anne karnında belirlenen cinsiyetin, doğduğu günden başlayıp büyümeye kadar olan süreçte toplumun davranışlarındaki etkisidir. Örneğin; çocuk odalarının renkleri cinsiyetlerine göre belirlenir. Kız çocukları, erkek çocukları büyütülürken ellerine verilen oyuncakları bile cinsiyetlerine göre seçiliyor. Kız çocuklarına bebekler verilirken erkek çocuklarına araba ve silah verilir. Zamanla erkek eve para getiren taraf olurken kadın ise ev içi işlerle uğraşan taraf haline geliyor. Birey kendisine dayatılan toplumsal cinsiyeti, eğitim ve meydanında etkisiyle bir süre sonra kabullenmek zorunda kalıyor.
TOPLUMSAL CİNSİYETİN İNŞASINDA MEDYA
Gündüz kuşağı programlarından dizilere, reklamlardan haber programlarına kadar hepsinde toplumsal cinsiyet rollerinin oluşmasına dair örnekler bulabiliriz. Ev hapsi yaşayan kadın, gündüz kuşağı programları ile (yemek yapma, makyaj yapma, giyim-kuşam-moda, evlilik, diyet, vs.) hapis hayatı ile mücadele etmek yerine bir nevi adaptasyon  eğitimi alıyor. Böylece ev içine hapis olma sorunu gitgide derinleşiyor.
Atölye katılımcılarının sıksık söz alarak sohbete dahil olması konunun daha detaylı ele alınmasını, örneklerin çeşitliliğini sağlıyor. Özellikle diziler ve reklamların cinsiyet algısı üzerindeki etkisi katılımcıların da ilgisi ile uzunca süre tartışıldı. Yemek ve temizlik ürünleri reklamlarında kadınların oynaması evdeki iş yükünü yalnızca kadına yükleyen bir algı yaratıyor. Tabşi ki reklamların ortaya koyduğu vahim tablo sadece iş yükü ile sınırlı değil. Dondurma reklamlarından, araba reklamlarına kadar kadının metalaştırıldığı her örnek bir başka tartışma konusunu şekillendiriyor. Tüketim toplumunun önemli bir öznesi olan kadın sermaye tarafından metalaştırılmakta, kadın bedeni medya desteği ile tüketim öznesine dönüştürülmekte. Bu noktada söz alan bir katılımcı erkekleri de bu tartışmaya dahil ediyor. Erkek bedeninin metalaştırılmasını örneklerle aktaran katılımcı, günümüzde erkeklerinde bu cenderede yer aldığını ve artık erkeklerin de cinsiyet sömürüsüne dair söz söylemesi gerektiğini ifade ediyor.
MEDYANIN “KADIN”LIK HALLERİ
Atölyenin ikinci bölümünde ise “medyada kadın” başlığı anlatılıyor. Ana akım medyadaki bazı haberler katılımcılara dağıtılıyor. Okunması ve üzerine tartışılması isteniyor. Haberlerde kullanılan eril dil, cinayeti ve tecavüzü meşrulaştıran ele alma biçimi ve kadın bedeninin teşhiri öncelikle dikkat çeken noktalar oluyor.
Uzun tartışmalara sebep olan “Nakavt” haberinde kullanılan resim kadının bedenini teşhir eder biçimde. Aynı zamanda içerikte bahsedilen; erkeğin kadına şiddet uygulaması ve kadının yerde kanlar içinde yatması, erkeğin kadını yendiği ve boks maçlarında kullanılan bir terimle “Nakavt” başlığı altında haber yapılıyor.
Burada aynı zamanda kadının şiddet görmesi meşrulaştırılıyor. Hatta erkeğin yaptığı doğruymuşçasına belirtiliyor. Medya bu şekil de haberlerle dolu, yine çokça rastlanan ve üzerine tartışılan “öfkeli koca cinnet geçirdi”, “Ayşe katliamı”, “Erosmus”, “Münevver 2” minvalinde atılan başlıklar bunların hiç de münferit olmayan yanlışlar olduğunu hatta ana akım medyanın kasıtlı olarak izlediği bir yol olarak tarif edebileceğimiz örnekler.
Alt metinlerde edilgen fiillerle katili gizleyen “bir kadın daha” benzeri söylemlerle olayı olağanlaştıran, hatta katili haklı çıkararak cinayete teşvik eden haber dili binlerce örnekle açıklanabilir.
NE YAPABİLİRİZ?
Atölye katılımcıları, verilen örnekler ve yapılan değerlendirmeler ışığında medyanın kadın sorununu ele alış biçiminin yazım hatalarından ibaret olmadığı, bu tür haberlerin bilinçli bir sermaye politikasının ürünü olduğu sonucuna ulaştı. “Bu kara tabloya karşın neler yapılabilir?” sorusunun ardından söz alan atölye yürütücüleri, tüm bu saldırılara ve negatif örneklere karşın kadınların yalnız olmadığını, kendi alternatif iletişim araçları olduğunu ifade etti. Kadınların mevcut araçları geliştirmesi ve yaygınlaştırması gerektiğini belirterek mücadele araçlarının örgütlenmesi yönünde adımlar atması gerektiğini vurguladı.
Çözüm odaklı tartışmalarda söz alan bir katılımcı içinden geçtiğimiz olağanüstü koşulları özetleyerek, iktidarın artan şiddet ve tecavüz haberlerini, kadın derneklerini kapatarak karşılık verdiğini kadınlar üzerindeki  baskıyı ve şiddeti arttıracak politikalar izlediğini sözlerine ekledi. Tüm bu baskıcı ortama karşın 400 genci bir araya getiren iradeye işaret eden arkadaşımız bu iradenin kamp sonrasında da artarak ve güçlenerek ilerleyeceğine olan inancının tam olduğunu ifade etti.
Günümüz koşullarında hepimize umut olacak çok güçlü bir irade ile ayrılıyoruz kamptan. Seneye tekrar görüştüğümüzde bu iradeyi daha da güçlü görmek umuduyla ayrılıyoruz.
 

www.evrensel.net